Katmandu, Son Durak: Yine “om mani padme hum” çalıyor...
3 Nisan 2017 Hayat Gezi

Katmandu, Son Durak: Yine “om mani padme hum” çalıyor...


Twitter'da Paylaş
0

Kutsal suyun kıyılarında ölüler yanıyor. Turistler karşı kıyıdan, seyrediyor. Hinduizm’e göre ölüler yakılmadan ruhlar huzura kavuşmuyor.
Ayşe Topbaş
Bagmati Nehrine giden yol boyunca tezgâhlar kurulu. Hindu panteonunun tanrıları, tanrıçaları, puca malzemeleri, kandiller, boyalar, mandalalar satılan tezgahlara gözümüz takılarak kutsal suya bir an önce varmak için aşağı doğru yürüyoruz. Burası Nepal’in Varanasisi. Yüksek perdeden “om mani padme hum” çalıyor. Sonsuz sayıda tekrar eden mantranın tınısı hayatın derin anlamını çözmüşçesine özgür kılıyor adımlarımızı. Pashupatinath, Nepal’deki en önemli Hindu tapınağı. Paşupati de deniyor. Unesco’nun koruması altında. İçeri sadece Hindular girebiliyor. Hal böyle olunca bize kapıdan bakmak düşüyor. Dev bir boğa heykeli görünüyor. Burası Şiva’ya adanmış bir tapınak. Şiva hem yaratıcı hem yok edici olduğundan çok değişik formlarda görülüyor. Burada Pashupathi olarak en barışçı, en sessiz haliyle çıkıyor karşımıza. Durbar Meydanı’nda gördüğümüz, kemerine kafatasları asmış Şiva’nın celallenmiş hali olan kara Bhairab’a inat, Şiva’nın pek halim selim bir hali. Pashupathi, aynı zamanda hayvanların tanrısı. İşte bu yüzden Pashupathi’ye adanan tapınakta hayvan kurbanı yok. Çoğunluğu tepeden tırnağa kırmızı giysili kadınlar çıkıyor içeriden. Bagmati nehrinin kıyılarında, Pashupatinath’ın yanında çok kutsal bir Hindu Tapınağı daha var. On yedinci yüzyılda Pratap Malla tarafından yaptırılan Guhyeşvari Tapınağı namı diğer “Yoni Tapınağı”. Şiva, kayınpederi tarafından hakarete uğrayınca, eşi Parvati üzülüp oracıkta ateşlere atlayarak intihar ediyor. Üzüntüden kahrolan Şiva, eşinin cesedi kucağında keder içinde dolaşırken, cansız vücudu parçalanıp “yoni” yere düşüyor. Lingamın karşılığı olan “Yoni” dişilik organı. Parvati’nin kocası uğruna intihar etmesi, artık uygulanmayan “sati” geleneğininin de başlangıcı. Kocası ölen kadının, cenaze töreninde ateşler içinde yanan eşinin yanına atlayıp, son yolculuğuna eşlik etmesi geleneği. Ganj’da olduğu gibi Bagmati Nehri’nin kıyılarında da ölüler yakılıyor. Burası Katmandu halkının son durağı. Gri, dumanlı bir manzara. Siyah beyaz bir filmin karesi âdeta. Havada asılı ağır bir koku. Yanık insan bedeni kokusu. Kutsal suyun kıyılarında ölüler yanıyor. Turistler karşı kıyıdan, seyrediyor. Hinduizm’e göre ölüler yakılmadan ruhlar huzura kavuşmuyor. Yanık saç kokusu. Yabancı olmanın sorumsuz zırhını kuşanıp, kutsal nehrin karşı kıyısına geçiyorum.   Ailenin erkekleri tarafından omuzda taşınarak yakılacağı yere usulca bırakılan bir cenaze. Basamakları inip yakılacak olan cesedin yanı başına kadar gidiyorum. Devasa odunlardan oluşan bir kerevetin üzerinde yakılacak olan on beş yaşında bir genç kız. Sandal yağıyla yağlanmış, beyaz bezlere sarılmış. Sargıların altından kalan uzun siyah saçları görünüyor. Kararmış odun parçalarının, küllerin içinde kırmızı boyalar, turuncu kasımpatılar. Ailenin erkekleri cenazenin etrafında üç kez döndükten sonra, baba ağzından ateşi veriyor. Ruh daha kolay dışarı çıksın diye. Alevler yavaş yavaş ilerleyip genç kızın önce yüzünü sonra bedenini sarıyor. Olduğum yerde mıhlanıp kalıyorum gözüm alevlerde. Yanma işlemi kolay bitmiyor. Bütün kanım çekiliyor. Başımı çevirdiğimde iki dostumu görüyorum. Onlar da benim gibi uzaktan bakmakla yetinmeyip, ağır basan görme tutkusuyla pervasızca dalmışlar içeri. Üçümüz alevler içinde yanan kızın az ötesinde sessizce duruyoruz, gördüğümüz karelerin hayatımız boyunca bizle kalacağını, ne kadar çabalasak da unutamayacağımızı bilerek. Küllerin nehre atılma faslı bitince perişan, darmadağın haldeki babasını kollarına girip sürükleyerek götürüyor yakınları. Gözümün önünden gelip geçenler, tanık olduklarım ağır çok ağır geliyor bana. Artık sözün bittiği yerdeyim. Tanık olduğum manzaranın bunaltıcı yükü altında bitkin bir halde karşı kıyıya yürüyorum. Nereye gittiğimi bilmeden. Karşımda minyatür tapınaklar duruyor. Taştan sıra sıra ufacık caityalardan her birinde Shiva’nın lingamı. Tam merkezde. Dört bir yanı açık minik tapınağın ortasındaki lingamın ardından öyle bir manzara görünüyor ki sanki kalkmış, kült bir filmin içinden bir kare çıkıp gelmiş, benim kadrajıma girmiş. Sere serpe uzanmış bir sadhu. Gördüğüm sahneye doğru yürüyorum. Hedefe vardığım zaman tapınağın taş merdivenlerinde iki sadhunun daha olduğunu görüyorum. Sadhular, belli bir yaştan sonra dünya nimetlerinden ellerini eteklerini çekip bir dilenci gibi yaşamayı seçen ermişler. Sadhu oldukları yani bu yüksek makama kabul edildikleri zaman eski hayatlarından istifa edip yeni hayatlarına başlıyorlar. Yeni bir kimlik, yeni bir isim alıyorlar. Geçmişle külliyen kopan bağlar. Bedenlerine, yüzlerine küller sürmüşler. Alınlarında sarı beyaz boyalar artık hangi tarikata mensuplarsa o renk işaretler. Bagmati nehrinin siyah-beyaz, puslu ölüm görüntüsüne inat Sadhular rengârenk. Sadhulardan bazılarının nehrin kıyısında yanan bedenlerden arta kalanları yiyerek yaşadığını okumuştum bir yerlerde. Ne kadarı doğrudur bilemem. Onlar için pis ya da kötü diye bir kavram yok. Var olan her şey evrensel bir ruhun parçası, dolayısıyla temiz. Biraz önce yanan babasının acıdan kıvranarak yaktığı genç kızdan arta kalan parçalar karşımda oturan üç sadhudan birinin öğünü olabilir mi gerçekten? Sadhular ölünce yakılmıyor. Ruhları bedenden rahatça çıkabilsin diye kafatası kırılıyor. Hindistancevizi ile. Sonra da aynı hindistancevizi kutsal yemek diye dağıtılıyor. Ölünce yakılmayan bir başka topluluk Hicralar. Onlar dik olarak gömülüyor. Bir sonraki hayatlarında aynı hataları tekrarlamasınlar diye. Ölüme ateşlerle uğurlanan insanların arasından geri dönerken tezgâhlarda bulunan canlı renkler âdeta solmuş. Ne puca malzemeleri, ne de renkler aynı. Bir türlü silip atamadığım imge, kızının ağzından ateşi veren babanın yüzünde çakılı keder bana eşlik ediyor. Yine “om mani padme hum” çalıyor. Tınısı bu kez farklı. Nehre inerken içimize neşeli bir özgürlük dolduran mantra, dönüşte yerini ölümün soğuk nakaratına bırakıyor.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR