Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

26 Haziran 2020

Şiir

Kavafis: “Konstantinos Amca’nın yüz kızartıcı şiirleri.”

Şeyhmus Közgün

Paylaş

2

0


Kavafis böyle bir şairdir, sırlarıyla gizlenmeyi sever. Gizemli bir dünyası olduğunu şiirlerinden çıkarmanız zor görünebilir.

İskenderiye’de 29 Nisan 1863’te doğan Kavafis, şiirleriyle hafızalarda kalıcı etkiler uyandıracak nitelikte bir şair. Merak ve heyecanla yeni şiirleri beklenirken talihsiz bir süreçten geçer. Hastalığı ağır basar, bedeni yorgun düşer. Tüm bunların farkında olmasına rağmen yaratıcılığının doruğundadır, tutum ve davranışları çevresindeki insanlarda o izlenimi bırakır. Şiir tutkusu ona ilham verir, yorgunluk, yaşlılık, hastalık yerine şiirlerinde hasbelkader bulduğu bir ülkede yaşar. Yetmişinci yaş gününde doğduğu kentte ölür. Düşlerini süsleyen şiir ülkesi onunla birlikte sonsuzluğa uğurlanır.

Şairin kenti İskenderiye, hayali bir kent uzamında mitsel bir dünyayı anıştıracak atmosfere sahiptir. Şiirle başlanan bir yolculukta Kavafis her yerde karşınıza çıkabilir. Tefekküre dalma vakitleriyse bir fenerin paklığında teşne bedenler iç içe geçerek arzuyla kıvranabilir. Derya deniz kokusudur zihinlerde berraklaşan. Geçmişten gelen bir tarih ve yılankavi yollar yalnız bir adamın yumuşak sesine bürünür. Herkesin kendini bulabileceği bir mezarlık abidesine çağrıdır. Kültürel bir yakınlaşmayla savaşlardan yıkımlara, şehvet ile karanlığa hep eksik kalacak sayfalarda birini bulmanın çabası içine gireriz. Küllenmek, yoğrulmak, yankılanmak serenadında zihinsel bir çekime kapılıp düşünme faslındayız. İskenderiye ve şair arasında kurulan bağın tanıklığını yapacak cüreti bulma meselesindeyiz. İmgeler fırtınayla boğuşmak yerine süzülür, mevsimsel bir geçişi anlatır gibi durulur ve içten bir sese dönüşür.

Şairi yaşadığı kentte arayan Nedim Gürsel, İskenderiye izlenimlerinde onunla konuşur gibidir. “Aslında şair terk etmiyordu İskenderiye’yi, Marcus Antonius’un gönülden sevdiği Herkül nasıl onu sessizce terk ediyorsa İskenderiye de Kavafis’i öyle terk ediyor ya da bana öyle geliyordu.”

konstantinos kavafis

Taşların dinginliği şairler için uçsuz bucaksız imgelerle doludur. Mardin’de, Diyarbakır’da ya da İskenderiye’de taştan yapılara bakıp şiirlere sığınmak büyülü bir istek gibidir. Bilinmeyen kuytuluklarda dörtnala uçuşan kanatlı atlar, masal perileri varken aniden gök gürlerse, kendinizi barbar dönemlerde bulabilirsiniz. Birbirini ötelemeyen yangın nöbetleridir. Benliği ateşler içinde bırakan yazgıda tutuşan tarih beraberinde kentleri de yakar. Değişimi ticarete indirgeyen telaşlı haller ile icraatlarda incinen hep şiirdir. Sanat ve estetik anlayışından uzak her düşünce kentsel dokulara zarar verir. Kavafis’i ıssızlığı hepimizin yaşadığı hayal kırıklığı olur.

Yorgo Seferis ile Konstantinos Kavafis Helen kültürüyle beslenen şairlerdir. Seferis, şair yoldaşını her anlamda bilen birisidir. Kavafis’e hayranlığı bir yana şiirlerini irdeleyecek donanıma da sahiptir. Kavafis’in olgunlaştıkça kendini bulan bir şair olduğunu düşünen Seferis, yansız eleştirileriyle okurlara geniş bir perspektif sunarak şiirlerini daha anlaşılır bir yöntemle düşünmelerini sağlar. Yayımlanmamış şiirlerine hak edilen değerin verilmesi haliyle okurları şaşırtır. Kavafis böyle bir şairdir, sırlarıyla gizlenmeyi sever. Gizemli bir dünyası olduğunu şiirlerinden çıkarmanız zor görünebilir. Eşsiz ve yalın şiirlerini okuyarak, hissederek, yakınlaşmaya çalışarak şairin dünyasında kendinize yer bulabilirsiniz.

Barış Pirhasan ile Alova’nın çevirisini yaptığı Bu Kenttir Gidip Gideceğin Yer şiir kitabında Kavafis’in şiirleri dışında hayatıyla ilgili bilgilere ulaşılır. Bir şairi seçkin ağızlardan dinledikçe ona olan ilginiz artar, şiirlerini daha ayrıntılı okumanın tadına varırsınız. Kavafis’e “Konstantinos Amca’nın yüz kızartıcı şiirleri” nitelemesini yapan bazı akrabaları öyle güncel görünür ki, günümüz insanının üzerinden atamadığı karanlık bir duvarı andırır. Bu duvarı görüp görmemek hayata büyük anlamlar yüklemenize bağlıdır. Kalın, sert engeller şiire konu olunca kendi yüzsüzlüğünü görmek isteyenler için lütuf ise buyur edin baksınlar, düşüncesindeyseniz Kavafis’i hissetmeniz önem kazanır. Yazmak özgürleştirir, beraberinde acıtır da. Mutlu bir şairin kaderinde hep kötü şiirler olması rastlantı değildir.

Kavafis şiirlerindeki gelişimi gören biridir. Hayli meşakkatli süreçlerden geçmiştir. Savaşlar, ekonomik sıkıntılar, yıkımlar, kimliksel sorunlar gibi varlığını koruyan kaygısal durumlarla iç içe yaşamıştır. Arayışlar, aşk ya da şehvetin doruklarında gezinmeler, farklı şair ve yazarları tanımaya çalışmalar hep hislerindeki yoğunluğun karşılığıdır. Şiirle kurulan dönemsel iletişim kendi sesini, duygu dünyasını dillendirmek içindir. Kırklı yaşlar özel bir çağrıyı içinde barındıracak ifadeler taşır. Şiirlerindeki olgunlaşma şair için başka bir şekle bürünür. Sanki daha çok duymak, okumak, dinlemek ister gibidir. Az ve öz yazma anlayışında bir tavır sergilemesi çoğu şiirini hasıraltı etmesine yol açar. Yetişmek için acele etmez çünkü kendiyle barışıktır, kararlı ve özgünlüğünü koruyan bir yapıdadır. Şiirlerine başka açılardan bakmayı sever, tekniksel anlatımlar dahil en iyisini bulup yerleştirme eğilimindedir. Yaptığı değişiklikler ona güç katmış olmalı ki alışkın bir ruh halini benimsemiştir. Şairin iç sesine kulak verince şiirdeki anlamları bulmak farklılaşır. Dokunaklı dizeler orta perdeden okurun hafızasına işlenirken tınısı kulaklarda yankılanır.

konstantinos kavafis

Biliyor, nasıl yaşlandı; farkında, görüyor her şeyi,

ama gençlik yılları daha dün gibi

geliyor ona. Hayat ne kadar kısa, ne kadar!

Düşünüyor, bilgelik denen şey nasıl da aldattı onu;

nasıl hep güvendi –ne çılgınlık!-

“Yarın, bol bol zamanın var,” diyen o yalancıya.

– Alova

 

Kavafis ince bir duyarlıkla şiirlerini oluştururken yanlışlara karşı da bir şair tavrı içerisindedir. Şiddetin ve görgüsüzlüğün övülecek bir yanı yoktur. Yasaklar, ön yargılar, dedikodular, ahlaksız yakıştırmalar huzursuz edicidir. Cesur bir şairin elbette söyleyeceği çok şey olacaktır.

 

Bunları yadsımak hiç konuşmamaktır.

Aldırmadan, acımadan, utanmadan

kocaman, yüksek duvarlar ördüler dört yanıma.

İşte oturuyorum şimdi umutsuz

bu yazgı kemiriyor beynimi, başka şey yok aklımda;

yapacak neler vardı dışarda.

Ah, duvarları örerken nasıl görmedim onları?

Ne sesini duydum örücülerin ne gürültüsünü.

Çıt çıkarmadan kapamışlar bana dünya kapılarını.

– Barış Pirhasan

 

Kavafis, yüce gönüllü bir kalbe sahiptir. Kötülüklerin kol gezdiği bir ortamda şiirleriyle halkı duyduğunu hissettirir. Yakılan evler, sokaklar, ibadet yerleri, ölümler, kaçışlar tam bir trajedidir. Erdemli bir şairin tedirginliğidir anlatılacak olanlar.

 

Çünkü barbarlar gelecek bugün

söylevler, ince sözler canlarını sıkar onların.

N’oluyor, nedir bu huzursuzluk, bu kaynaşma?

(Yüzler nasıl asıldı birdenbire.)

Hızla boşalıyor sokaklar, alanlar,

evinin yolunu tutuyor herkes düşünceler içinde?

– Alova

 

Kavafis, aşk ve libidoyu işlerken içindekileri aksettirmeyi başaran nadir şairlerden biridir. Kollarını açıp sınırsız bir düşle gitmek istencindedir. Rahatlayacağı, mutlu olacağı anlara esrik duygular eşlik eder. Uykunun en haz verici yerinde sanki dönüşü olmayan bir yolculuğa sürüklenir.

 

Geri gel sık sık ve beni al,

sevgili şehvet, geri dön ve al beni-

gövdenin anısı uyanınca,

eski tutku kımıldayınca kanda;

– Barış Pirhasan

 

Kavafis’in öngörülü olması daha çok tarihi sevmesinden ve bilgili olmasından ileri geliyordu. İskender, Mısırdaki kentin mimarına izin verir, ama son halini göremeden ölür. İskenderiye bir dönem Helen kültürüyle yoğruldu. Kozmopolit yerin tarihten savaşçılar, komutanlar, imparatorlar, sanatçılar, halktan insanlarla şiirle canlanması ancak içsel bir kaynaşmayla mümkün olabilirdi. Kavafis, şiirlerinde bir nakkaş gibi işini ciddiyetle yapar.

 

Hatırla, Markos, prokonsülün sarayından

o ünlü Kirinili ressamı getirttiğin günü,

gözlerini dostuna diker dikmez

nasıl da sanatçı kurnazlığıyla

seni inandırmaya çalışmıştı,

– Alova

 

Kavafis’in şiirlerinde kapalı anlatımlar söz konusudur. Helenizm ile olan bağın ayrı bir araştırma konusu olduğunu düşünüyorum. O dönemin iyice analiz edilmesi gerekiyor. Kavafis henüz istenen bir okumada değil bence. Şair, şimdi şiirleriyle İskenderiye’de ve gün ışığının doğmasını bekliyor.

 

Dedin, “Bir başka ülkeye, bir başka denize gideceğim,

bundan daha iyi bir başka kent bulunur elbet.

 Yazgıdır yakama yapışır neye kalkışsam

ve yüreğim gömülü bir ceset sanki.

Aklım daha nice kalacak bu çorak ülkede.

Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam

hayatımın kara yıkıntıları çıkıyor karşıma,

yıllarıma kıydığım, boşa harcadığım.”

– Alova-Barış Pirhasa

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Şükrü Erbaş • Kirpik Kandilleri - 1Şükrü Erbaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Cafer Solgun

12 Ağustos 2025

‘Ödedim borcumu yaşayarak’ ya da Post ..

İnsanüstü bir uğraş ile hayatı adına bazen devrim, bazen bahar ve her zaman özgürlük dediğimiz geleceklerin inşasına zorlarken…Rengârenk, rengâhenk gölgelerinde saklı hayatlardır, bazen şaşırtan bir sürpriz olur düşer yoluna ve sen hayıflanırsın her şey si..

Devamı..

Ses ve Kitap

Mesut Barış Övün

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024