Edebiyatımızda çağdaşlığın ve yeniliğin öncülerinden biri olarak tanıdığımız Sebahattin Ali, kendi çevresinde de çok belirgin özellikleriyle hatırlanıyor ve seviliyor. Yazar kimliğinin yanında insan olarak da bize Sabahattin Ali’yi hatırlatan ve onu bu kadar sevmemizi sağlayan özelliklerinden bazıları…

Zannetme ki öyle üstünkörü şeylere aşk ismini veriyorum, benimkilerin her biri ateşlilikte Verter’i, bakirlikte Romeo’yu geri bırakacak şeyler...
1 Arkadaşlık
Sabahattin Ali’nin en belirgin özelliklerinden biri cana yakınlığı ve kolay arkadaş edinmesidir. Sabahattin Ali her yere girip çıkar, her görüşten, her çevreden insanla kolayca ahbap olurmuş. Onu tanıyanlar başına gelenlerin biraz da kolay arkadaş edinmesi nedeniyle olduğunu söylemektedirler. Arkadaşlarına bağlı, onlar için fedakârlık yapmaktan kaçınmayan, elindekileri kolayca paylaşan biridir Sabahattin Ali.
2 Aşk
Sabahattin Ali’nin aşka âşık olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ayşe Sıtkı İlhan’a gönderdiği tarihsiz bir mektubunda aşk ve âşıklık hakkında şunları söylemektedir: “15-16 yaşımdan beri şöyle bir haftacık olsun âşık olmadan durduğumu hatırlamıyorum…. Zannetme ki öyle üstünkörü şeylere aşk ismini veriyorum, benimkilerin her biri ateşlilikte Verter’i, bakirlikte Romeo’yu geri bırakacak şeyler; …. evvelce de söylemiştim, bende aşk mıknatısiyet gibi bir şey, daima mevcut, yalnız mıknatısa yapışan cisimler de değişiyor.”
3 Beyaz Saç
Genç yaşta beyazlaşan saçları, Sabahattin Ali’nin görünüşünün en belirgin özelliğidir. Sabahattin Ali saçlarının erken ağaracağını bilmişçesine -belki de ilk beyaz saçını gördüğünde- daha on dokuz yaşındayken İlk Beyaz Saç adlı şiirini yazmıştır. Bu şiir 1 Nisan 1926’da Çağlayan dergisinin 12. sayfasında ve 28 Ekim 1926’da Servet-i Fünun dergisinin 1567. sayısında yayımlanmıştır:
İnmiş sırtıma ömrün,
İnsafsız bir kırbacı
Gördüm başımda bugün:
Beyazlaşan ilk saçı.
4 Dostluk
Sabahattin Ali dost canlısıdır, dostlarına düşkündür. Onlarla sohbet etmeyi, bir şeyler yapmayı seven ve dostlarına karşı son derece cömert bir adamdır. İyi gününde de, kötü gününde de aklında dostları vardır. 10 Mayıs 1933 gecesi Ayşe Sıtkı İlhan’a yazdığı ve içini döktüğü mektupta dostluğun ve dostlarının kendisi için önemini anlatmaktadır:
Eğer bugün hâlâ yaşıyorsam, hayatımın ilerisinin şimdiye kadar olandan daha başka manzara arz etmeyeceğini bildiğim halde halen ölmüyorsam, bu, yine sebebini bir türlü bulamadığım bir hadise yüzündendir. Bu hadise de bazı kimselerin bana karşı gösterdikleri hudutsuz dostluk ve fedakârlıktır.
Sabahattin Ali’yi tanıyanların onun hakkında hemfikir oldukları konulardan biri de Sabahattin Ali’nin her zaman ve her yerde şık olduğudur.
5 Evlilik
Sabahattin Ali daha önce evlenme teklif ettiği ve olumsuz yanıt aldığı Ayşe Sıtkı İlhan'a 5 Mart 1935’te Ankara’dan yazdığı mektupta neden evlenmek istediğini anlatmaktadır: “Birisi sorsa: Niçin evleniyorsun? dese, vereceğim cevap şudur. Çalışabilmek için… Ben kendi kendimi her hususta idare edemiyorum. Halbuki muhakkak muntazam ve ölçülü bir hayata muhtacım ve ancak bu şekilde faydalı işler çıkarabilirim. Bu serserilikte şiir ve hikâyeden başka bir şey yazamıyorum, hatta bunlar da istediğim ve yapabileceğim miktar ve kıymette değil.”

6 Güzel Giyinmesi
Sabahattin Ali’yi tanıyanların onun hakkında hemfikir oldukları konulardan biri de Sabahattin Ali’nin her zaman ve her yerde şık olduğudur. Daha çok genç yaşlarda başlayan bu hevesi nedeniyle başına gelen komik bir olayı Cevdet Kudret anlatmaktadır: “Almanya’ya yeni gittiği sıralarda ağırbaşlı görünmek için koyu renk bir elbise giyinmiş, başına da melon bir şapka geçirmiş. Yolda gelen geçen tuhaf tuhaf bakar, bıyık altından gülermiş. Neden sonra öğrenmiş: Meğer Almanya’da melon şapkayı pezevenkler giyermiş.” Sabahattin Ali bu olayı kendi kendinin taklidini yaparak anlatır ve etrafındakileri gülmekten kırar geçirirmiş.
7 Edebiyat Görüşü ve Bilgisi
Sanatı toplumsal bir eylem olarak gören Sabahattin Ali için edebiyatın da benzer bir görevi vardır: “Edebiyat da bir hizmet ve mücadeledir. Ve yukarıda söylediğim şeye, daha iyiye, daha güzele götüren bir mücadele ve hiçbir zaman yüksek ruhlu bay üdebanın gönül eğlencesi değil.” (Varlık (65), 15 Mart 1936)
Edebiyatın görevleri olduğuna inanan Sabahattin Ali, aynı söyleşide doğrudan halk için yazmanın, halktan bahsetmenin, kendisine halk muharriri demenin gülünçlüğünden söz etmektedir. Onun edebiyat anlayışı toplumu ilgilendiren ve okununca değişim yaratan eserler ortaya koymak ve her zaman samimi olmaktır. Edebiyatçıların samimi olmayışı ona göre büyük bir kusurdur.
"Yolculuk, bu bir yerde durmadığını, hareket ettiğini bilmek şuuru, bu bir yere bağlanıp kalmaktan kurtuluş başlı başına tatlı bir şeydir."
8 Fotoğrafçılık
Aliye Ali eşinin fotoğraf çekmeye olan düşkünlüğünü şöyle anlatmaktadır: “Yazı dışında en büyük merakı fotoğraftı. Nereye giderse gitsin Kodak kutu makinesini ve üç ayağını yanından hiç eksik etmezdi. Evde saatlerce bir lamba ışığı altında fotoğraflarımızı çekerdi.”
Öldürüldüğünde yanındaki fotoğraf makinesinde yola çıkmadan bir gece önce Mehmet Ali Cimcozların evinde çektiği fotoğraflar bulunmaktadır. Mahkeme sırasında makinenin içindeki film tabettirilmiştir. Ölümünden sonra devlete borcu olduğu için eşyaları ailesine verilmeyen Sabahattin Ali'nin fotoğraf makinesi de diğer eşyalarıyla birlikte kaybolup gitmiştir.
9 Gezme Merakı
Sabahattin Ali’nin önemli özelliklerinden biri de gezip görmeye olan tutkusudur. Yeni yerler görmek düş gücünü zenginleştirmekte ve hem de enerjisini arttırmaktadır. Önüne çıkan her yolculuk fırsatını değerlendiren Sabahattin Ali Ayşe Sıtkı’ya 8 Eylül 1934’te Beyşehirden yazdığı mektubunda şöyle demektedir: “… Sahiden ben seyahati dehşetli severim. Mesela Ankara-Konya, Konya-Beyşehir seyahatlerinin hiçbir latif tarafı yoktur…. Bunlara rağmen bu yolculuklar bana zevk verir. Bu zevkte varacağım hedefin zevki dahil değildir. Yolculuk, bu bir yerde durmadığını, hareket ettiğini bilmek şuuru, bu bir yere bağlanıp kalmaktan kurtuluş başlı başına tatlı bir şeydir.”
10 Gözlük
Sabahattin Ali’nin kendisiyle özdeşleşmiş eşyalarından biri de gözlüğüdür, ileri derece miyop olduğu için gözlüğünü çıkardığında pek de kolay göremeyen Sabahattin Ali’nin gözlüksüz fotoğrafı da yok denecek kadar azdır.
(A’dan Z’ye Sabahattin Ali, Hazırlayan: Sevengül Sönmez, YKY, 2009)






