Kapının gıcırtısı odanın içine yayılan mutsuzluğun yankısıyla yarışıyordu. Duvarda asılı fotoğraflar, resimler, odanın içindeki eşyalar, onunla birlikte en derin hüznü yaşıyordu. Odaya giren ışık bile hüzünle yarışıyordu. Kapının eşiğinde duran kedi, uzunca bir süre odanın içine bakındı. Gözleri, odanın derinliklerinde kaybolan, her gün ona mama veren, şimdi varla yok arası bir halde sığındığı köşede boşluğa bakan, sanki sonsuzluğa doğru kendini hazırlarcasına titreyen adamdaydı.
Çok odalı bir ev olsa da yaşam tek bir odaya iltica etmişti. Odanın bir köşesinde kırılmış fincanın parçaları duruyordu. Kıran kedi miydi, adam mıydı burası soru işaretiydi. Parçanın birinde kalan telve ona söylenen yalanları biriktirmiş ve geçmişin acı hatıralarını barındırıyordu. Demek ki o nedenle orada duruyordu. Bir ara yerinden kalkar gibi hareketlenince, odanın sessizliği bozulur gibi oldu. Sonra ani bir hızla harekete geçip, odanın içinde volta attı. O volta atarken, onunla beraber havada bir huzursuzluk dolaştı. Odanın her köşesine yayılan kötülükle nasıl baş edeceğini düşündü iki adım ileri bir adım geri giderken.
Fincana baktı uzun uzun. Günde üç, beş kez yapardı bunu. Ne kırılan fincanı ne de kırılan parçada duran telveyi atmayı düşünmüştü. Kırılanın sadece fincanın olmadığını biliyor ve buna hayıflanıyordu. İçinde büyüyen sıkıntı onu bir anda dışarıya çekti. Kapıyı araladı ve kendini dışarı attı. Uzun zamandır ilk kez içinde bir umut belirdi. Sınırsız bir özgürlük olmasa da sınırlı bir mutlulukla buluşabilirdi.
Kedi onun içindeki çırpınışı sezdi, onun bacaklarına sürtündü ve o da kendini dışarı attı. Kedi ilk kez dışarıdaydı. Hem adam hem de kedi, aradıklarının tam olarak bu olduklarına emin olmadan, birlikte bir kaçışı örgütlemişlerdi ve ikisi de yalanların gölgesinde kaybolmadan, bulacakları kaçışa doğru adım adım ilerlemeye başladılar.
Adama göre yalan, kullanılmaktı. Kediye göre bu fikirlerin en safıydı. Bir yol vardı ve o yola inanıp, inanmamakla ilgiliydi bütün mesele. İnanılan yol kalbin içinden geçen ve rıza gösterilen yenilgiler toplamıydı aslında. İnanılmayan ise zaferlerle dönüleceği düşünülen yoldu. Buna verilen isim düşün ya da yaşanılanın tarihiydi. Yalanlarla örülen ve ait sanılan, oysa kimseye ait olmayan tarihti.
Öykü böyle başlamadıysa, şöyle bitmeliydi. Kedi mi, adam mı haklı? Adama göre kedi, kediye göre yine kedi. Üç bilinmeyenli denklemin bir tarafında da okur var. Onun çözümü daha netleşmedi.






