Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

28 Eylül 2020

Sanat

Kendi Yarattıkları Gerçeklikten Korkanlar

Meltem Nisa Töre

Paylaş

0

0


Biri benden günümüz İran’ını iki kelimeyle özetlememi istese, bu kelimeler hiç şüphesiz “yasak ve yaratıcılık” olurdu. Bu iki kavram birbiriyle iç içe olduğunda her zaman beklenmedik sonuçlar ortaya çıkarır. Biz belki bazen sanat deyip geçiyoruz, burun kıvırıyoruz ama sanat demek aslında bazı günler devrim, bazı günler ümit, bazı günlerse korku demek.

Kendimden son derece emin olduğum bir şey varsa o da, İran yapımı filmlerin üzerimde bıraktığı etkiyi, bana hiçbir Netflix filminin yaşatamadığı. Bu filmlerin özgün yapılarının yanı sıra çoğunlukla salt gerçek üzerinden konumlanıyor oluşu ve sinematografik olarak en farklı olay anlatımlarının da hep İranlı yönetmenlerin gözünden çıkmış olması elbette bir tesadüf değil. Ülkede öyle çok baskı öyle çok yasak var ki, yönetmenler daha yaratıcı olmak zorunda ve bir şeyler üretmek istiyorlarsa, önce onlara yapamazsın diyenlerle mücadele etmelilerdi. İşte bu çerçevede en takdire şayan isimlerden biri Cafer Penahi.

Penahi, 2009 yılında yaşanan şaibeli seçimle Ahmedinajad’ın başa gelmesinden sonra gerçekten kötü hatta korkunç denilebilecek şeyler yaşıyor. Rejim karşıtı olmak gerçeksiyle kızı ve karısıyla birlikte önce Tahran’daki evinde tutuklanıyor. Sonra kendisine 20 yıl film yasağı getirilerek, film yapmasının önüne geçilmek isteniyor. Hiç şüphesiz bu zamanlar Cafer Panahi için hayatındaki en kötü zamanları ihtiva ediyor. Hapiste kaldığı süre zarfında yaptığı açlık grevi dış basında çok ses getiriyor ve bir yönetmenin maruz bırakıldığı durum Cannes Film Festivali’nde büyük bir yankı buluyor. Suçunun ne olduğunu dahi bilmeyen Panahi, bir süre sonra denetimli serbestlikle serbest kalıyor ancak ülkeden kaçmayı aklının ucundan dahi geçirmiyor. Bunun sebebini ise şu sözlerle dile getiriyor: “İran yönetimi ülkeden çıkmama göz yumacaktır ama bunu yapmayacağım. Gidersem yaptığım iş anlamını kaybeder ve burada değişim için mücadele edenleri sıkıntıda bırakmış olurum. Sonuçta, bir tür pişmanlık belirtisi olarak gidip mesela Ahmedinejad ile fotoğraf çektirebilirim ama bu asla yapmayacağım bir şey.”

Penhani'nin cesur ve kararlı tavrı onu hapisten kurtarmaya yetse de, verdiği mücadele de istediği sona ulaşmasına yetmiyor. Üzerindeki yoğun baskılar hayatını koca bir hapse çeviriyor ancak o bir an bile susmayı tercih etmiyor. Çünkü ona göre sessizlik ölüm demek. Aslında Cafer Panahi’ye uygulanan bu denli baskının sebebi “rejim karşıtı filmler” yaptığından değil, bu filmlerle İran’da bir sembol haline gelmiş olmasından kaynaklanıyor. Oysa kendisinin sıklıkla vurguladığı gibi Panahi politik filmler yapmıyor! Yalnızca İran’ daki hayatı, olup biteni gözler önüne seriyor ancak gerçeği anlatmak bile bu ülkede rejim karşıtlığı sayılıyor.

Şöyle bir göz atarsak İran’da işler şöyle işliyor. Eğer üretken biriyseniz ve yayınlamak istediğiniz bir şey varsa (film, klip, video, şarkı, dizi, kitap) aklınıza ne gelirse önce sert kuralları olan bir yayın kurulunun onayından geçmek zorunda. (Bu kuralları Cafer Panahi, Taksi Tahran filminde yeğeniyle yaptığı konuşmada aslında çok güzel özetlemiş.) Tahmin edebileceğiniz üzere bayıla bayıla izlediğimiz birçok film bu nedenle İran’da yayınlanamıyor. Kendi ülkelerinin yaptığı şaheserleri bile biz izleyebiliyoruz ancak kaçak yollara başvuranlar hariç İran halkının büyük bir çoğunluğu izleyemiyor. Aslında bu tarz rejimlerle ilgili çok ilginç olan bir şeyi görüyoruz ki, kendi yarattıkları gerçeklik en çok kendilerini korkutuyor. Salt gerçekliği yüzlerine vuran herkesi düşmanları ilan edip cezalandırmaya kalkıyorlar. İstiyorlar ki, bu gerçekliği yaşayın ama bunu asla konuşmayın. Çünkü konuşmanız için önce düşünmeniz lazım. Düşünürseniz sorgularsınız. Bu yapmamanız gereken bir şey. Sorgulayan insan her zaman tehlikelidir.

İran’ın yasaklı yönetmeni olarak anılan Panahi’yi yasaklar neyse ki durdurmayı başaramıyor. Her seferinde yaratıcılığını daha fazla kullanarak üretmekten geri durmayan Panahi, yasaklı olduğu ilk yıllarda Bu bir Film Değildir adlı bir film çekiyor. Rejim tarafından takip edildiğinden bu filmi yurtdışına çıkartması hiç kolay olmuyor ancak o bunun da bir yolunu bularak, filmi bir kekin içinde bulunan usb bellekle yurt dışına çıkartıyor. Gerçekten azminden ve cesaretinden örnek alınacak bir isim olan Panahi, hiç durmadan bir sonraki ses getiren yapımı olan Taksi Tahran’ı çekiyor.

Taksi Tahran, adından da anlaşılacağı üzere bir takside geçiyor. Şoför koltuğunda Cafer Panahi’nin kendisinin olduğu bu filmde hem Tahran sokaklarında geziyoruz hem de şoför koltuğundaki usta yönetmenin yolcularıyla olan konuşmalarına şahit oluyoruz. Bu taksiye bir gün içinde bambaşka kesimlerden insanlar biniyor ve pek çok konu hakkındaki görüşlerini dile getiriyorlar. Bu özgün yapımın en keyifli tarafı ise izlerken kendinizi taksi koltuğunda oturuyorcasına filmin içinde hissetmeniz oluyor. Film gösterime çıktığında Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazandı ancak Cafer Panahi, İran hükümetinin engellemeleri sonucu ödülü almaya dahi gidemedi. Onun yerine ödülü küçük yeğeni Hana Saeidi gözyaşları içinde kabul etti.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Patti Smith, Rimbaud’nun Evinin Yeni S..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Şevval Tufan

16 Temmuz 2025

Sally J. Pla’nın İçimdeki Okyanus Roma..

Roman boyunca tekrar eden bir motif bizleri karşılar: “güvenli bir yer” arayışı.Sally J. Pla’nın Günışığı Kitaplığı tarafından yayımlanan yeni romanı İçimdeki Okyanus hem duygusal olarak yoğun hem de şiirsel bir anlatımla örülmüş, etkileyi..

Devamı..

siluet

Tan Doğan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024