Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

23 Mayıs 2021

Öykü

Kırık Ayna

Semra Çağlı Fırat

Paylaş

2

6


Zihnimde sürekli aynı sahne dönüp duruyor; öfkeyle büyüyen gözler, tükürük saça saça açılıp kapanan ağız, havadaki o el. Yanağımda bir yanma. Baldırımda korkunç bir ağrı. Kendimi korumak için kaldırdığım kolumu iten, boğazıma sarılan dev gibi parmaklar ve sırtımda duvarın soğuk sertliği. Kafamda kendine yer bulan ölüm.  İki olasılık: yaşamak ve ölmek. Bacaklarımı tutup bana siper olan bir beden, küçük elinin ılık teması. Kafama üşüşmeye başlayan bir sürü düşünce, olasılık. İçimde tek bir his; yaşamak. Konuşan iki kadın, soluk soluğa koşan cümleler.

– Sus bağırma, çocuklar korkmasın.

– Neden sussun, yetti artık.

– El alem duyacak, herkese laf anlatacaksın. Utanacaksın. Lütfen susss.

– Hayır, bağır karşı koy. Niye sen utanıyorsun ki.  

Bacağıma bir tekme daha yiyorum. Bağırıyorum. Boğazımı sıkan el gevşiyor, bir sürü küfür bana çarpıp yere düşüyor. Bakışlarındaki öfke yerini şaşkınlığa bırakıyor. Ne söylediğimin farkında değilim. Bağırıyorum. Yere çöküyorum, kırılan bir şeylerin sesi karışıyor bağırışıma. Bana sarılan iki küçük beden. Önce, korkuyla bana bakan, beni içine çeken o iki çift gözü görüyorum. İçimdeki yangın o gözlere teslim oluyor. “Ne yaptın sen?” diyorum. Kızmaya başlıyorum. “Kendine gel, kendine gel.” Aniden susuyorum, kollarımı açıyorum. Tanık oldukları bütün o sahneleri silmek ister gibi sarılıyorum yavrularıma. “Geçti, geçti. Özür dilerim, özür dilerim. Bakın iyiyim.” Titreyen, hıçkıran çocuklarıma baktıkça içimdeki korku büyüyor. Dilenen her özrü af eden ben, daha çok özür diliyorum.

Çocuklarımın dağılmış saçlarını düzeltiyorum, gözyaşlarını siliyorum. “Geçti, bir daha böyle bir şeye tanık olmayacaksınız,” diyorum. Ağzımdan çıkan cümleyi ağzıma geri tıkmak ister gibi kapı hiddetle kapanıyor. Bir rahatlama. Gitti. Yaraları sarma, düşünme vakti. “Önce bu andan çıkacağız” diyorum kendi kendime. Çocuklarımın ellerini, yüzlerini yıkıyorum, koltuğa oturtup banyoya geçiyorum. Gücüm yok kendime bakmaya, dokunmaya. Kırılan aynanın etrafa dağılan parçalarını topluyorum. Elimde kırık ayna parçaları. O kırık parçalarda kırılmış, dağılmış, kendinden utanan bir kadın. “Kimsin sen? Ne ara bu hale geldin?” ağlıyorum. “Anne,” diyen bir ses “Anne biz acıktık.” Kavga, küfür, bağırma, çağırma. Hiçbiri önemli değil artık, bana ihtiyacı olan iki çocuğum var. Kırık ayna parçasında kendime, gözlerimin taa içine bakıyorum. İçimde güçlü, kararlı bir kadın ayağa kalkıyor. Utanmak yok, düşüp kalmak yok.

Çocuklarıma köfte patates yapıyorum. Oyun oynuyoruz. Masal okuyorum. Anılarına kara lekeler bırakmamıza rağmen, “Her şey yolunda’’ mesajını vermenin bütün yollarını deniyorum. Uyuyorlar. Birkaç saat önce bağırış, çağırış ile dolan ev sessizliğe bürünüyor, titriyorum. Tuttuğum gözyaşı bana inat akıyor, akıyor. Çocuklarım duymasın diye başımı yastığa gömüyorum. Kafamda o sahne, içimde kocaman bir, “Bana muhtaç bu çocuklar olmazsa” feryadı. “Sus sus,” diyorum, kızgın bir demir misali dudaklarımı yakan “Sus, sen annesin” cümlesi. Anne, eş, kadın. Bende kaybolmuş bir ben. Uyuyorum.

Kendimle savaşmaktan sırılsıklam olmuş beni, bir tıkırtı uyandırıyor. Kapı çalıyor. Hazır değilim açmaya, yıkılan hayallerimi, kırılan gururumu görmeye. “Git buradan,” diyorum. Fısıltı ile konuşmaya başlıyor. “Özür dilerim. Bir daha olmayacak. Biliyorsun işte öfkelenince gözüm bir şeyi görmüyor.”  Aynı sözler, aynı son sahne. Gözüm kapının anahtarına kayıyor. “Açsana kapıyı kadın’’ deyip kapıya bir yumruk atıyor. Sessizce kapının arkasına çöküyorum. Bekliyorum. Kulağım, kafamı dayadığım çelik kapıda. Nefes alışını duyuyorum. Aramızdaki kilitli kapıya rağmen ondan korkuyorum. Bu ona ilk başkaldırışım. Bekliyorum. Dua ediyorum. Merdivenleri döven ayak seslerini duyuyorum. Rahatlıyorum. Banyoya gidip asılı duran ayna parçasına bakıyorum. Zeytin dalı uzatan kadına sarılıyorum. Kızarmış yanağımı okşuyorum. “Bitti” diyen bir ses dolduruyor banyoyu. Üzerimdeki çelik zırhlı elbiseyi çıkarıyorum. Lavaboyu mengene gibi tutan parmaklarım gevşiyor. Meğer ne çok beklemişim bu anı.

Kırılan aynayı yerinden çıkarıyorum. Aynanın izinde elimi gezdiriyorum. Geçecek, geçecek, diyor içimdeki kadın. Kırık ayna parçalarını özenle poşete koyuyorum. Balkon kapısını açıyorum. Yüzümü yalayan sabah ayazına inat dikiliyorum öylece. Dudaklarımda taze bir tebessümle poşeti çöp kovasına atıp, kapağını kapatıyorum.                                       

YORUMLAR

Şahizer Senem Telli

Müthiş bir anlatım. Emeğiniz var olsun.

23 Mayıs 2021

Gülhan Davarcı

Temiz bir Türkçe ile sorunsalı olan, gerçekçi, iyi kurgulanmış bir öykü. Tebrikler

23 Mayıs 2021

Beytullah Yolcu

Tebrik ederim.kalemine sağlık çok güzel olmuş

23 Mayıs 2021

Beytullah Yolcu

Tebrik ederim.kalemine sağlık çok güzel olmuş

23 Mayıs 2021

Bülent Akay

Güçlü bir kalem, emeğinize sağlık.

24 Mayıs 2021

Ali Taşpınar

Zihnine ve ellerine sağlık. Epeydir böyle bir yazıya rastgelmemiştik. Edebi olarak iyi hislere yoldaş oldu.

25 Mayıs 2021

Öne Çıkanlar

Öne Çıkanlar

Malala Yusufzay ile Kitaplar Üstüne: “..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Halil Yörükoğlu

24 Ağustos 2025

Banu Yıldıran Genç: “Okur problemimiz ..

Edebiyatta yeteneğe çok inanmam ama dilde sanırım biraz inanıyorum.Halil Yörükoğlu: Sevgili Banu,klasik bir girişle yani nasılsın demekle başlayacaktım ama hemen aklımdaki soruya geçmek istedim. Dünyanın herhangi bir yerinde..

Devamı..

Evlilik Hakkında Konuşmalıyız

B. Y. Genç

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024