Küçük Prens 75 Yaşında
14 Nisan 2018 Edebiyat Kültür Sanat Kitap

Küçük Prens 75 Yaşında


Twitter'da Paylaş
0

Fransız yazar Antoine de Saint-Exupéry'in dünyaca ünlü eseri Küçük Prens tam 75 yıl önce yayınlandı. Çoğu insan kitabı arkadaşlığa ve insanlığa adanmış bir eser olarak görüyor.
Antoine de Saint-Exupéry'nin Küçük Prens'i dünyaya bir çocuğun gözlerinden bakıp deneyimlerini bir bilgenin sözcükleriyle ifade ediyor. "İnsan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir. En temel şeyi gözler göremez" ya da "Gülünün senin için bu kadar önemli olmasının nedeni ona harcadığın zamandır"... Asteroid B612'nin üzerinde yaşayan küçük sempatik prensin bilindik cümlelerinden sadece birkaçı. 6 Nisan 1943'te New York'ta İngilizce ve Fransızca olarak yayımlanan öyküde Antoine de Saint-Exupéry, aradan geçen 75 yıla rağmen güncelliğini yitirmemiş modern toplumların değerlerinin çöküşü, teknolojik ilerleme, tüketim ve mülkiyet ama en önemlisi arkadaşlık ve aşk gibi temel sorunları ele alıyor. Saint-Exupéry'in biyografisini yazan Alman yazar Joseph Hanimann ile dünya çapında çok satan kitabın yazarı ve bu kitabın başarısının sırrını konuştuk. [caption id="attachment_60566" align="aligncenter" width="800"] Joseph Hanimann[/caption] Herr Hanimann, tam 75 yıl önce Küçük Prens yayımlandı. Kitabı ilk defa okuduğunuz zamanı hatırlıyor musunuz? JH: Küçük Prens'i ilk defa çocukken okudum. O zamanlar kitabı gerçekten anlamadığımı itiraf etmeliyim. Bana biraz gizemli gelmişti ve bu gizem hâlâ yerinde duruyor. Büyük ihtimalle bu gizem sayesinde kitap oldukça başarılı. Küçük Prens bir çocuk kitabı olarak yazılmış. Ancak kitabın anlamını kavramak hiç de kolay değil. Antoine de Saint-Exupéry aslında yetişkinler için mi bir kitap yazdı? 7'den 77'ye herkes için yazılmış bir çocuk kitabı olduğu çok sık bir şekilde ifade edilir. Buna şimdi bir 20 yıl daha ekleyebilirsiniz. Bu kitap içimizde yaşamaya devam eden çocuğa yazılmış bir çocuk kitabı. Günümüzde Küçük Prens tüm zamanların en çok okunan kitapları arasında yer alıyor. Kitap yüzlerce dile çevrildi. Kitabın bu başarısının sırrı ne? JH: Küçük Prens karakterinin, tilki ve yılan ile ilgili olan bölümlerin tüm bağlamlara ve tüm zaman dönemlerine uyan gizemli bir yönü var. Hikâyeyi çok farklı şekilde yorumlamak mümkün.Küçük Prens son yıllarda yapıldığı gibi ekolojik bir masal olarak yorumlanabilir: Küçük Prens gezegeni temiz tutuyor, volkanları temizliyor… Ayrıca geleceğe ilişkin iyimser ya da kötümser bir bilim kurgu masalı olarak okumak da mümkün. Ve tabii bu kitabın başka bir özelliği de gezegenlerarası ve fütüristik ilk masal olması. Antoine de Saint-Exupéry sadece bir yazar değil, aynı zamanda bir pilottu. İlk bakışta birbiriyle alakasız duran iki meslek. Yazdığınız Saint-Exupéry biyografisinde "birini kullanarak bir diğeri oluyordu" diye ifade etmişşiniz. Bununla neyi kastediyorsunuz? JH: Saint-Exupéry kendisine ilham veren, taşkın bir hayal dünyasına sahipti. Tüm yaşamı kocaman, hayrete düşürücü ve oldukça sempatik bir kaos. Aynı zamanda teknolojiye de hayran. Sahip olduğu hayal dünyası sahnelediği, daha çocukken yazdığı kısa tiyatro metinlerinde kendini gösteriyor. Sonraları teknik alanda aldığı eğitimin getirdiği bir disiplini de uyguluyor, farkında olmadan. Temelde tüm yaşamı boyunca ne yapmak istediğine asla karar veremiyor, hatta böyle bir karar vermek istemiyor. Ellerini dümene koymaksızın, maceraları deneyimlemeksizin sadece yazmak onun için oldukça soyut kalıyordu. Sonrasında yaşadıklarını hayal gücüyle işlemeksizin sadece kokpitin içinde oturmak ve maceralar yaşamak da onun için düşünülemezdi. Yaşanan maceraların anlatılması gerekiyordu ve anlatıların da kendi başından geçen içinden çıkılması ustalık isteyen olaylara dönüştürülmesi gerekiyordu. Bu, onu yaşamı boyunca ileri taşıyan, iki yönlü bir yoldu. Pilot olan Saint-Exupéry'nin Küçük Prens'e ne derecede yansıdığını, eserine ne kadar otobiyografik öge yerleştirdiğini kesin olarak söyleyebilir miyiz? JH: 1930'larda bugünkü Libya ve Mısır arasında bir uçak kazası geçirdi. Saint-Exupéry de bir çölde mühendis olarak birkaç gün hayatta kalmayı başardı. Hayatta kalması âdeta bir mucizeydi. Küçük Prens'in kendini birdenbire bir çölün ortasında bulması bu anıya bir atıf. Artan susuzlukla birlikte hayal görmüş olması mümkün. Bu deneyiminden yola çıkarak Küçük Prens hikâyesinin geçtiği edebi planı oluşturdu. Küçük Prens 1943'te New York'ta basıldığında İkinci Dünya Savaşı henüz devam ediyordu. Bu zaman bağlamında hikâyeyi nasıl okuyup anlamlandırabiliriz? JH: Saint-Exupéry ABD'de geçirdiği iki yıl süresince çok acı çekti. İlk nedeni annesinin ve diğer tanıdıklarının Fransa'da kalmış olmasından duyduğu vicdan azabıydı. Diğer bir nedeni de kendini iki arada bir derede bulmuş olmasıydı. ABD'de bulunduğu süre boyunca Fransa'yı Nazilerle işbirliği nedeniyle açık bir şekilde eleştirmeyi reddetti. Bu sebeple sürgünde yaşayan diğer Fransızlar tarafından eleştirildi. Hatta bu durum o kadar ilerledi ki bir süre sonra onun Vichy sempatizanı olduğundan şüphelenildi. Ancak bu doğru değildi. Derinden sarsılmıştı. Ve Küçük Prens  bu durumdan kaçıp hayal dünyasına sığınması için bir yoldu. Bu onun sık kullandığı bir refleks. Onu sıkan ve bir türlü başa çıkamadığı sıradan politik boyuttan sıyrılarak, insanlık gibi, çok daha önemli konular olduğunu söylemenin bir yoluydu. İnsanlık "Küçük Prens" kitabında ele aldığı ve yücelttiği, politik olmayan bir kategoriydi.
Küçük Prens hikâyesi bu yüzden mi bugün de güncelliğini koruyor? JH: Bugün varoluşun anlamına ilişkin soruya bu kitaptan yanıt bulmak mümkün. Herhangi bir dine başvurmadan, tanrısız bir aşkınlığa, varoluş ve evrene ilişkin sorular da buna dahil…Küçük Prens kendini sürekli yeniliyor ve yeni yorumlara da imkân sağlıyor.
* 1952'de İsviçre'nin Chur şehrinde doğan Joseph Hanimann Paris'te yaşıyor, kültür muhabiri ve deneme yazarı olarak çalışıyor. Frankfurter Allgemeine Zeitung ve Neuen Zürcher gazeteleri için makale ve röportajlar kaleme aldı. Bugün Süddeutsche Zeitung gazetesi için yazıyor. 2013 yılında "Antoine de Saint-Exupéry - Der melancholische Weltenbummler" adındaki biyografik eseri Orel Füssli yayınevinden çıktı.

(Bettina Baumann, DW)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR