Siz yazdıkça kelimeler öneren ve sonraki kelimeyi tahmin eden klavye sistemini herkes sevmiyor. Bazen tahminlerin son derece alakasız olmasını ve otomatik tamamlama özelliğini bunaltıcı bulanların sayısı az değil.
Telefonların ufak ekranlarında yazı yazmanın ne kadar zor olduğu malum. Ama teknoloji şirketleri uzun zamandır bu zorluğu aşmak için de yöntemler geliştiriyor. Akıllı telefonlar çıkmadan önce, T9 diye bilinen klavye, yazım hatalarını düzeltmeye ve sonraki kelimeyi tahmin etmeye çalışıyordu. Android telefonlarla beraber bu sistem iyice gelişti ve birkaç harf girerek, hatta parmağınızı klavye üzerinde kaydırarak yazmak son derece kolay hale geldi. Artık iPhone da benzer bir sistemi kullanıyor (bu özellik henüz Türkçe için sunulmasa da, bir süre sonra bunun da geliştirileceği biliniyor.)
“Predictive keyboard” diye bilinen, siz yazdıkça kelimeler öneren ve sonraki kelimeyi tahmin eden bu klavye sistemini herkes sevmiyor. Bazen tahminlerin son derece alakasız olmasını ve otomatik tamamlama özelliğini bunaltıcı bulanların sayısı az değil. Ama bu tür sıkıntıların kaynağında klavyelerin işleyiş sistemini iyi bilmemek ve klavyeyi “eğitmek” için bir süre sabretmek gerektiğini anlamamak yatıyor. Aşağıda bulacağınız birkaç açıklama son derece verimli ve hızlı olan bu sistemi daha iyi anlamanıza ve belki de kullanmaya başlamanıza yardımcı olabilir.
En temelde tüm akıllı klavyeler, kullandığınız kelimelerden yerel bir sözlük inşa eder ve tahminlerinde sık kullanılan bu kelimelerden yararlanır. Tüm bu kelimeler kullanım sıklıklarına göre puanlanır. İlk defa kullandığınız bir kelime bu sözlükte yer almadığından, muhtemelen klayve onun yerine başka bir kelime önerecektir, ama siz öneriyi reddettiğinizde artık o kelime de sözlüğe dahil olur.
Bu temel mantıktan çıkan ilk sonuç, doğru tahminlerin sayısının artmasının, belli bir süre boyunca klavyeyi kullanmakta ısrar etmekten ve yazım hataları kadar tahmin hatalarını da düzeltmek için sabır göstermekten geçtiği. Herkesin kelime dağarcığı, yazım alışkanlıkları ve kullandığı kelimeler farklı olduğundan daha ilk anda mükemmel çalışan bir klavye yaratmak imkânsız.
Elbette bu temel aynı olsa da değişik klavyeler değişik fonksiyonlar içeriyorlar. En gelişmiş olanlar, dilin gramer analizlerinden ve o dönemde çokça kullanılan kelime ve ifadelerden yararlanarak tahminlerini zenginleştiriyorlar. Bunlar internet bağlantısını kullanarak sık sık sözlük güncellemeleri yaptıkları gibi bazen de sizin kişisel sözlüğünüzü analiz etmek için kendi veri tabanlarından yararlanıyorlar.
Bir başka nokta, birçok klavyenin size bazı kelimeleri sözlüğe ekleme ya da bazı tahminleri listeden kaldırma opsiyonunu sunması. Bu özelliği kullanmak en başta zaman alsa da kısa süre sonra büyük bir kolaylık haline geliyor.
Dil analizini kullanan klavyeler harflerin klavye üzerindeki dizilimini de değerlendirerek yanlış bir harfe bastığınızda aslında ne demek istediğinizi tahmin etmeye çalışıyor. Zamanla bir harf haritası oluşturan bu klavyeler en fazla yaptığınız hataları öğrendikleri için “d” harfine bastığınızda “f”e mi yoksa “s”ye mi basmak istediğinizi daha sonraki harflerle karşılaştırarak tahmin ediyor ve size en uygun kelimeleri sunuyor.
Eğer bu tür bir klavye kullanma niyetiniz varsa hangisini kullanmalısınız? Bu sorunun tek bir cevabı yok. Kendi alışkanlıklarınıza en uygun klavyeyi denemek ve bulmak zorundasınız. Ücretsiz ve ücretli olarak bulabileceğiniz klavyeler arasında şu anda en iyileri olarak kabul edilenler, Android ve IOS için Swiftkey, Android için Flex, Swype ve Google Klavye. Denemek, sabretmek ve biraz çaba harcamak yoluyla kısa bir süre sonra bir iki harfe basarak mesajlarınızı oluşturabilir, daha uzun metinleri bile bilgisayar hızında yazabilirsiniz.