Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

3 Eylül 2017

Öykü

Lüsan Bıçakçı • Sabah

Lüsan Bıçakçı

Paylaş

28

0


Uyandım, işte benim yine. Kalkmalıyım. Evin sabah halini hazır etmeliyim çocuklara. Aslında uyumak var şimdi. Banyonun kapısı ağlar gibi. Akşamdan beri dolan mesane boşaltılacak, sonra yüz yıkamak çocukluktaki gibi. İşte mutfak, geldim baş etmeye seninle. Şimdi şu akşamdan kalan tabaklar, meyve kabukları, kirli tencereler, kapakları başka başka yerlerde. Tam bir göçebelik hali. Akşamdan sızıp yatması güzeldi değil mi? Onlar da konduğu yerde sabahı etmiş. Hepsini bir bir yerlerine oturtmam gerek. Masayı boşaltmakla başlamalı işe, bir de örtü ört ki hatırlasın masa olduğunu. Önce tabaklar, çatal bıçak, sofraya dönsün masa. Nasıl olsa birkaç parça kahvaltılık gelir orta yeri bulur. Tamam işte. Peynirler kırıntıların bulaştığı kaplarda kendilerini beğendiremiyor, temiz tabaklara koy ki ferahlasınlar. Zeytinlere de biraz ferahlık gerek. Limon, yağ ekle, altüst yap, onu da boşalt temiz bir kâseye, hatta biraz nane ya da kekik. Bugün yumurta yapmalı, dün yememişti çocuklar. Erkek çocuk, demişti doktorları, iki günde bir yeter, sonra kolestrol dert olur. İyice haşla gitsin, şimdi neye gerek rafadan, tutar tutmaz. Ekmek, işte bunları adam etmek güç. Yine kalın kalın dilimlenmiş, esmerler ince, kurumuş, kıvrılmış. En iyisi biraz kızartmalı. Sofraya da bir sıcaklık gelsin bu karanlık sabahta. Süt, tam soğuk nevale. Neyse içelim gitsin fayda diye, hiç olmazsa rengârenk kupalarda. Çok şükür, işte sofra, yine başardın. Çocuklar suratsızca gelip kıvrıldılar sandalyelerine. Ne saçmalık yahu bu saatte dikilmemiz bu sofrada, cezalı gibi. Her birimiz küstürmüşüz uykumuzu, güdülenmişiz farklı yolculuklara. – Haydi çocuklar canlanın, bakın ne güzel bir sabah, sofra başında birlikte. Sessizlik, üstelersem homurdanırlar, yeter bu kadar. Ne iyi, daha zaman var servise. Şimdi nasıl da bitiverir dakikalar. Oh en kolayı yumurta tabii, iyi ki pişirmişim, bütün gün tutar onları. Sonuna da bir lokma tahin-pekmez cila olur. Bunu da âdet edindim iyi ki. Aferin anneye, bir lokma bir lokmadır. Servis kornaları. Korkuyla saate bakış. Lanet şey, yine doldu zaman. Hadi artık bitirin, şimdi servis gelecek. Üçüncü hatırlatmada kıpırdanma başlıyor, neyse bu da bitti. – Haydi artık çocuklar, zaman bitti. Ayakkabılarını bağlamama da bayağı alıştılar. Kızar mısın annene neden babamın ayakkabısına eğiliyorsun diye. Bu telaş faslında neyse. Eğilip doğrulurken mideleri bulanır, varsın böyle olsun şimdilik. – İşte servis geldi. Sırtlarındaki çantayı bir omuz silkmesiyle daha bir yerleştirip onlar da inandılar sabaha. Koştular. Kapı kapanınca, işte bu kadar: Birinci raunt. Bugün arabasızım, servise yetişilecek. Neşeli hanım da belki biner, iki çift laf onunla. İşte temizlerden bir gömlek, bir pantolon, sıkı da bir ceket giydim mi, altta botlar, çantamı da sırtıma kuşanınca hazırım sana dış dünya. Saçımı taradım mı? Bugün de iyice bakmadım aynaya. Köşeyi dönerken Vartuşlara baksam mı, kahvaltı yapıyor olurlar. O ne hakiki ev hali, bahçeye bakan kapalı balkonda: Anne hâkim sofraya, içeriden çaydanlığı taşır gururla. Servis durağında biri daha bekliyor. Bugün ilk defa görüyorum. İşte bekliyoruz ikimiz de. Bir hanım karşı binadan sokağa çıkar, ince uzun zarif yürüyüşlü. Desenli çoraplar, kısa bir etek, kesimi farklı bir ceket. A Nurdan bu. – Ben de dedim bu genç kız kim. – Vallahi. – İşe? – Ben de. – Ufaklık nasıl? – Benim de pek gördüğüm yok arkadaşları. Geçenlerde bir Gamze’yle, Hülya bazen, Emel’le şirkette yemekte. Hadi geç kalma. – Görüşürüz sonra. Keşke biraz görüşseydik Nurdan’la. Üçüncüsü kız mıydı? Yıllar önce aynı otobüsle üniversiteye giderken, ne hoş çocuktu, şimdi kocası, o külüstür otobüsün arka sıralarında Nurdan’ın uzun parlak saçlarını okşar öperdi. Güzel bir çift oldular dedik, ama ilk çocuk bir felaket. Tuvaletini bile söyleyemiyor, on beşten büyükçe. İki ayağının üstünde yürüdüğüne şükrediyorlar. İkinci üçüncü çocuğu da yaptılar iyi ki. Hayat bazen hiç çekilmez şeyleri getirip bırakıyor önüne insanın. Şikâyet bile etmez o, bu sabah da ne güzel süslenmiş gidiyor işe. Bizim servis de geldi. Bundan sonraki hedef: işyeri. İşte o hanım da –neydi adı– durakta, herhalde yanıma oturur. Sahici gülüşüyle bir de öyle rahat giyiniyor ki benimle aynı işe. – Günaydın. – Evet arada bir biniyorum servise. – Dün işten doğru kursa gidince arabam işyerinde. – İyi de oluyor aslında birkaç kişiye rastlıyor insan (mesela size). Nurdan dolmuş durağında bekliyor, elinde kalınca bir kitap. Benle karşılaşmasaydı, şimdi binip gitmişti bile.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

“Delilik de bizim akıllı seçimimiz ols..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Mercan Barışkan

20 Eylül 2025

Alt Kat

Sigara uğruna…Açık bahçe kapısının tam önüne denk gelen, her seferinde lanet okuduğum o eski püskü sandalyede bir bacağımı kıvırıp altıma almış oturuyordum. Sevgi Hanım dün akşam yemek saatinde gizlice üst kata çıkıp gördüğü ilk odaya, yani benim odama girmiş, tüm sigaralarımı çalmıştı. Nasıl..

Devamı..

İstanbul’a 1 Saat Mesafede Kamp Kurula..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024