Yüzyılın hastalığı anlatamama mı?
Yoksa Anlaşılamama mı?
Anlatmak mı?
Anlaşılmak mı?
Suçlu anlatan mı dinleyen mi?
Aşk ışığında nedensellik felsefesince çözümlemeler: Nasıl da kaptırmıştım kendimi. Hâlbuki ben burnu biraz havada olan biri idim kendimce. Ama kabul etmeliyim ki bir günde aldığım derslerin mükemmelliği beni kendimden geçirmemişti. Çünkü bizim felsefemizde kendinden gitme yoktur. Kendine gelme vardır. Ola ki bizden dökülen bir şiirin, bir rubaisinde,
Şarap ha şişede durmuş ha mide de
Onu DELİRTEN Sensin
Hakikat ha sözde durmuş ha Özün de
Onu DİRİLTEN Sensin
-Ê-
Bakış açımızdan bakıldığında her şeyin merkezinde insanın kendisi olmalıdır. Tabii ki bu durum, kişinin kendi şahsı ve kendi iklimi için geçerli olacak bir durumdur. Bir başkasında olan iklimde onun kendi iklimi için geçerlidir. Onun için her kişinin iklimi şahsidir ve kendini bağlar. Ne zaman ki kendi iklimimiz başkasına bağlandı ya da başkasını etkilemeye başladıysa eyvah eyvah! Ya sen kendinden geçersin ya da başkasını kendinden geçirmeye çalışırsın. Ama bu rubaimizde dediğimiz gibi, şarabın şişede durması ile midede durması arasında fark yoktur. Ama şişeye bir etki etmeyen şarabın bizim midemizde delirmesinin sebebi şarabın iklimimize olan etkileşimi ve etkisidir. Buna şarap kendi realitesi ile midenin kendi realitelerinin buluşmasından ortaya çıkan sarhoşluğa iki benzemezin bir arada birlikte oluşturduğu iklim ve bu iklimin sonucu diyoruz.
Örneğin ateş ve pamuk nedensellik bakış açısında, sorulan soruda ‘pamuk mu ateşte yanar yoksa ateş mi pamuğu yakar’. Nedenselinde felsefede bir çözümsüzlük varsa bu bakış açısındaki yanlışlıktan kaynaklanır. Olay iki farklı etkileyen ve tetikleyen boyutunda olduğu için bir araya gelmesinde ortaya çıkan sonuç şarap-mide olayında sarhoşluk, ateş-pamuk olayında yangın çıkar. Biz de deriz ki buna yansıma boyutuyla bakamazsınız. Binlerce yıldır felsefecilerin tıkandığı nokta da budur. Tamamen bakış açısı yanlışlığıdır. Olaylara, yansıma boyutundan bakarsanız bu işi çözümsüz kılarsınız. Çünkü ateşin realitesinde yakma vardır ve yakıcı bir maddedir. Pamuğun da aynı şekilde, pamuk realitesinden baktığında yanma vardır ve yanıcı özelliktedir. İki uyuşmazın özelliklerine rağmen onları bir araya getirip kim faildir dersen bizde –Sen– deriz. Yakıcı ve yakıcıyı bir araya getiren sen isen fail de sensin. Ateş ve pamuğun özelliklerinin gerçekliğine rağmen onları bir araya getiren sen, bu olayın fail realitesidir. Ama yansıma boyutuyla bakanlar, çözümü ateşin yakması yâda pamuğun ateşte alev alması suçu ile anlamsız ve çözümsüz taraftan bakmaktadır. Olay ne senden ne ateşten ne de pamuktan kaynaklanır. Ortada bir realite ve delil vardır. Yanma ile yakmada ortaya çıkan sonuç bir nedensellik değil iki realitenin gerçekliğe vardığı sonuçtur.
Şarapta şişede masum dururken, midede bedeni sarhoş etmesinin nedeni, sadece şaraptan değildir. Midemizin ya da hücrelerimizin şarap ile etkileşiminden ortaya çıkan sarhoşluk, hücrelerimizin şarap realitesindeki özünün içeriğinden ve ikliminden kaynaklı bir etkileşimidir. Hücrelerimiz ve şarabın karşılıklı varlıksal realitelerini ayrı tutamazsınız ve yansıma boyutuyla bakamazsınız. Yani iki realitelerin özelliklerinin buluşmasından sarhoşluk çıkıyorsa bunun sebebi ne şaraptır ne de hücrelerimizdir. Sebep ve sonuç hem şaraptır hem hücrelerimizdir. Aynı ateş ve pamuğu bir araya getirirken ortaya çıkan sonucun nerden kaynaklandığına nedensellik felsefesinde realiteler buluşması yerine, yansıma boyutundan baktığında buna vesile olanın kim olduğunu bulmak imkânsızdır. Bizden evvelinde bu soru hep çözümsüz kalmıştı. Ama buna aşk iklimi ve akıl çözümlememizle bir sonuç bulduk. Onun için, eğer pamuk yanıcı ateş yakıcı ise ikisini bir araya getirerek ortaya çıkacak sonuca bir dedikodu eklemek gerekmiyor. Her birinin realitelerinden kaynaklı ortaya çıkan sonucun yansıması ve nedeninin failini gerçekliklerinden bağımsız bir bakış açısıyla bulmak, çölde su aramak gibidir. Yansıma dediğimiz bu suçlu bulma sorunsalı felsefe ve onun gibi düşünce akımlarını tıkatmıştır. Bu tıkanıklığa FenafiLeyLA felsefemizden doğan zıtlık diyalektiği bakış açımızla çözüm ürettik.
Başlıktaki fotoğraf: Yeshi Kangrang






