Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

22 Ocak 2019

Öykü

O Şimdi Müdür

Sultan Sarı

Paylaş

8

0


İşe yeni başladığım sıralarda serviste tanışmıştık onunla. Önce gözlerini üzerimde hissetmiştim. Sonra sesini duydum. Nazikçe ama kendinden emin bir ses tonuyla selamlamıştı beni. Sonra o vakur duruşunu bozmadan konuşmaya başlamıştı. O mütemadiyen yemek ve moda dergilerine bakardı, ben kitap okurdum. Bu her şeyi hesaplı kitaplı, alımlı kadın ne zaman bana kancayı takacak diye merakla bekliyordum. Hiç tipim değildi. Biliyordum. Ama kaçamayacağımı da biliyordum. İlgilenmez göründüm önce. İlk girişimi ne zaman ve nasıl yapacağını merak ettim. Bazen bilerek ondan uzağa oturdum.

Kaçınılmaz karşılaşma çok geç olmadı tabii. Elinde tuttuğu Sofra dergisiyle yanıma gelip oturdu. Sanki bilerek geç binmişti o gün servise. O otomatik gülüşüyle selam verdi. Ben de, “Merhaba,” dedim. Adını söyleyip elini uzattı. Bütün nezaket kurallarını harfiyen uyguluyordu. Ama ben kitabımı okumak istiyordum. Havalı kadınlar hiç bana göre değildi. Neden ilgileniyordu ki şimdi bu? Şüphelenmekte acele etmemeliydim. Ama aslında biliyordum. Kim bilir ne kadar süre aynı servisi kullanacaktık? Tam servisi düşünürken bu, “Bir servis görevlisi seçilmesi gerekiyormuş,” diye bir laf attı ortaya? Aklımdan geçenleri mi okudu acaba diye düşünmeye kalmadan, aday olduğunu söyledi. Ne yapıp edip baş olmak gerekiyormuş. Hiç değilse soğan başı olmalıymış. Atalar boşuna mı söylemiş. Sonra sanki ne düşündüğüme ya da destek olup olmayacağıma aldırmadan dergisine daldı. Belli ki kuyruğu dik tutmak gerektiğini düşünüyordu. Sonra bir ara dergide bir yemek tarifini gösterip kendisinin onu farklı bir şekilde yaptığından bahsetmeye başladı. Ben de artık kaçış yok diye nezaketen, “Nasıl?” diye sordum. Artık başladı güzel yemek yaptığından, o tarif böyle daha güzel olduğundan, ardından benzer tariflere geçti.

O konuşurken benim aklım Tahsin Yücel’in Mutfak Çıkmazı’nda. Yolumuz uzun. Ben de bir çıkmazdayım. O ailesiyle oturuyormuş. Ben mecburen o uzak semti seçtim. Çünkü işe ilk girişte maaşım az. Bu şehre uzak semtte kiralar daha ucuz. Bakalım ne kadar dayanacağım? Bir şeyler öğrenmeye çalışsam? Çok mu faydacı bir yaklaşım olur? Hoş bu kendini kullandıracak birine benzemiyor. Bir şey verir ya da öğrettiğini düşünürse mutlaka bir şey alır. Bunu niye daha önce düşünemedim ki. O sürekli ya yemek dergisi inceliyor ya da moda. Üstü başı düzgün. Hatta şık. Alımlı. Tabii ya, alımlı bu. Kıyafetlerini, giyim kodunu daha dikkatli incelemem gerekir. Nitekim bir aylık incelemenin sonunda giyim kodunu, farklı ve şık olma çabasını anlamıştım. Ve artık bazen öğlenleri de görüşüyorduk. Onunlayken az konuşmak, az bilgi vermek yetiyordu. Gerisini, daha doğrusu meydanı ona bırakmak gerekiyordu. Başlıyordu modadan yemekten. Korkmuyor değildim.

Bir süre sonra etkilenmeye başlamıştım çünkü. Bazen bütün öğlen arasında yemek yemeden dolaşıyorduk. Ne çok inceliyordu her şeyi. Çoğu zaman da hiçbir şey almıyordu. Bir süre sonra sanki aklımdan geçenleri okuyormuş gibi sezon sonunu beklediğini söyledi. O dönemde marka kıyafetler daha hesaplı oluyormuş. Doğrusu işe gireli bir yıl bile olmamış biri için bu yararlı bir bilgiydi. Muhtemelen o da benim giyim kodumu çözmüş ve üstümdeki hep benzer ve birbiriyle uyumlu şeylere bakarak beni benzer şeylere yönlendirmeye başlamıştı bile. Ben sürekli eve bir şeyler almam gerektiğini söyleyip duruyordum. Evin eksiklikleri hiç bitmiyordu. “Boş ver onları,” dedi. Şaşırdım. “Ama lazım,” dedim. “Ne olacak alırsın bir gün. Evindeki eksiklerini sen çağırmadığın sürece kim görecek? Ama üstüne başına bakıp duruyorlar.”

Arkadan konuşanları bahane etti ama giyim kuşamı yatırım olarak gördüğünü de ağzından kaçırdı. Sanırım geleceğe dair hedefleri vardı. İyi giyim, iyi koca ve iyi bir kariyer planını anlamak zor olmadı. Acele koca aranıyordu? Elime nerden geçtiğini hatırlamadığım ama yakınlarda okuduğum İtalyan mizah yazarı Giovanni Guareschi’nin “Acele Koca Aranıyor” öyküsü geldi. Bir sırtına “acele koca aranıyor” yazdırmadığı kalmıştı. Güleceğim, gülemiyorum. Peki ben bunun neresindeydim?

Bir gün bir yakınımın staj talebini bahane ederek İnsan Kaynakları’nda tanıdığı olup olmadığını sordum. Tabii vardı. Olmaz olur muydu? Müdür yardımcısıymış, ismini verdi. Böylece hava da atmış oldu. Bir bilgi kaynağı da var yani. Bir sürü hikâyeler anlattı torpillilere dair. Vay efendim biz özel sınavla alınmışız. Ama başka neler varmış neler. Evet evet haklısın benim de bir tanıdığım var. Ama biz ona referans diyoruz. Referansım mı? İyi bir referans. Evet benim iyi bir referansım var ve sen bunu biliyorsun. Ve artık zeki ve son derece rasyonel geleceğe dair hedefleri olan bir arkadaşım da vardı sanırım. Böylece onun tüm niyet ve planlarını anlamıştım. Kendini de yeterince göstermişti. Ben de artık ondan ve muhabbetinden çok sıkılmaya başlamış, yeniden öğlenlerimi ve kitaplarımı arar olmuştum. Bir yıl sonra o semtten taşınınca serviste de görüşmez olduk. Bu süre zarfında hiç de boş durmadığını ve bir bir planlarını uygulamaya koyduğunu anlamıştım. Bir gün yemekhanede onu kolları ve parmaklarını altınlar içinde gördüm. Nişanlanmış. Sonra bir çocuğu oldu, sonra müdür oldu. O şimdi müdür. Ben iyi bir okurum. Şimdi bir de yazmaya çalışıyorum.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Mamatus bulutları büyüleyici. İşte 18 ..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

30 Kasım 2025

Cynthia Ozick ile Hayatındaki Kitaplar..

Okumaya dair en erken anım Andrew Lang’ın Lang Masalları. Mavi, sarı ve eflatun rengi olanlar. Bir de Grimms Masalları’nın bozulmamış versiyonları. “Ağaçlar bulvarı” gibi çağrışım yapan ifadeler, yer yer ortaya çıkıveren ve artık kullanılmayan çekici deyi..

Devamı..

Zamansız Notlar

Cüneyt Ayral

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024