Japonya’nın en ünlü gizem ve suç türleri yazarlarından Seishi Yokomizo’nun hikâyeleri hep Japon tarihiyle bağlantılı.
1937'de bir Japon köyü korkunç bir cinayetle sarsılır: Yeni evli bir çift “kendi kanlarının kırmızısıyla boyanmış” ve bir odaya kapatılmış hâlde bulunur. Dışarıda kara saplanmış bir samuray kılıcı vardır. Amatör bir dedektif olayı çözmesi için çağrılır. Bunu başarabilecek midir?
Seishi Yokomizo’nun karakteri Kindaichi’ye ilk kez 1946 tarihli The Honjin Murders’daki (Honjin Cinayetleri) şeytani bilmeceyi çözerken rastlarız. Bu roman Yokomizo’ya 1948'de Japonya'nın ilk Gizem Yazarları Ödülü’nü kazandırdı. Yazar, yetmiş altı roman daha yazdı ve kitapları elli beş milyondan fazla sattı; romanların birçok televizyon ve tiyatro uyarlaması da mevcut.

Ancak Yokomizo'nun büyük hayranlık duyduğu yazarlar Agatha Christie ve John Dickson Carr'a verdiği “yanıt” Batı’ya uzun yıllar boyunca ulaşmadı. Honjin Cinayetleri'nin İngilizce çevirisi, romanın Japonya'da ilk kez basılmasından yetmiş üç yıl sonra yayımlandı. Çevirisini Louise Heal Kawai’nin yaptığı roman Pushkin Vertigo adlı yayınevi tarafından basıldı. Editörler, Yokomizo’nun eserlerinin daha önce İngilizceye çevrilmemiş olmasına şaşırdıklarını açıkladılar. Daniel Seton Honjin Cinayetleri hakkında şu yorumda bulunuyor: “İngiliz ve Amerikan gizem romanlarının hayranlarını heyecanlandıran tüm öğelere sahip: eski bir kır evi, araları bozuk aile bireyleri, geceleri gelen gizemli sesler, ürkütücü bir cinayet ve olayları dâhiyane bir şekilde çözen zeki bir dedektif. Aynı zamanda kendine özgü bir Japon atmosferi var ve suç yazarlığının klasikleri ile geleneklerine eğlenceli göndermelerle dolu.”
1981’de ölen büyükbabası için Londro’da konuşma yapan Nomoto, 1902'de Kobe'de doğan Yokomizo’nun çocukken sürekli İngilizce gizem romanları okuyup Edgar Allan Poe, Arthur Conan Doyle ve Agatha Christie gibi yazarlardan esinlenmesine ve kendi kitabını yazmanın hayalini kurmasına değiniyor: “John Dickson Carr onun en sevdiği yazardı. Çocukken eski kitapçılarda dolaşarak her türlü yabancı dilde yazılmış dedektif hikâyeleri toplardı. Kariyeri işte böyle başladı.”
Yokomizo, Japon okurları bir dizi yabancı dedektif hikâyesiyle tanıştırdığı Shinsei nen (Yeni Gençlik) dergisinin editörlüğünü yapmadan önce birkaç yıl ailesinin eczacılık işinde çalıştı. 1932’de yazarlık kariyerine adım atmak istiyordu ancak tüberküloza yakalanınca bu hayali uzun yıllar ertelendi. Yokomizo 1939'da Tokyo'ya geri döndü ancak Avrupa'da savaş başlamıştı ve sansürle karşılaştı – hükümetin “dedektif hikâyelerinin Batı kültüründen geldiğini düşündüğü için yazarların bu hikâyeleri yazmasını tamamen yasakladığını” söylüyor. Ancak yazar, savaş biter bitmez dedektif hikâyelerini yazmaya koyuldu. 1946’da yayımlanan Honjin Cinayetleri büyük başarı elde etti çünkü Nomoto’ya göre “korkunç bir hikâye”den çok daha fazlasıydı: “Kindaichi yalnızca birilerinin nasıl öldürüldüğünü değil, neden öldürüldüğünü de bulmaya çalışır ve hikâye her zaman Japon tarihiyle bağlantılıdır.”






