Hepimiz bir kayıp yaşadığımızda bir şeye sığınırız. Ben ömrüm boyunca güzel dostlara ve edebiyata sığındım. Geçtiğimiz gün hayat arkadaşım, biricik dostum, evladım, dünyanın en uslu çocuğu Hektor’u kaybettik. Ertesi gün ben olduğum yerde saysam da hayat devam ediyordu. Etsin istemedim ama ediyordu işte. Kelimelere sığındım. Ölümünün üzerinden birkaç saat sonra şu mısralar sıralandı aklımda:
KAHRAMAN HEKTOR
Bu hayattan bir Hektor geçti
Kaynar ailesi için biricikti
Bazıları onu bilmezdi
Ama görüp görebileceğiniz en güzel melekti
Kendine insan ırkından da dostlar edindi
Kafasını seven unutamazdı onu
Hektor neredeyse on yaşında olacaktı
On yılda birçok hayata dokundu
Cumartesi saat on birdi
Geldi yaladı kolumu
Sarıldık sonsuzluğa doğru
Seni seviyorum dedi gözleri
Sonra olan oldu
Pazar saat on ikiydi
Çarptı kalbi delice
Dayandı, dayandı, geri döndü ve sonra…
Bir anda gitti bıraktı bizi
Uzun sevdim, uzun sevdim, hiçbir şeyi sevmediğim kadar çok ama çok sevdim.
...
Sonra sıra geldi acımı paylaşan insanları arayıp bulmaya. Eskiden beri bütün kaygılarımı, kafamdaki soruları, üzüntüleri, farklarımı kitap sayfalarının arasında bulunca mutlu olur, heyecanlanırım. Bu sefer Lord Byron’ın hikâyesine ve tıpkı benim gibi köpeğine yazdığı şiire denk geldim.
Byron on beş yaşındayken bir köpek sahiplenip adını Boatswain koymuş. İnsanlarla pek kalıcı ilişkiler kuramayan Byron bu dostuna gönülden bağlanmış. Aralarındaki bağ öyle kuvvetli ve dokunaklıymış ki Byron’ın edebiyat kariyerini destekleyip ona ablalık yapan komşusu Elizabeth Bridget Pigot suluboya illüstrasyonlar içeren Lord Byron ve Köpeğinin Harika Hikâyesi adında bir kitap yazmış.
Lord Byron ve Köpeğinin Harika Hikâyesi 'nden bir sayfa
Yirmi yaşındaki Byron, Trinity College’daki eğitimini tamamladığı sıralarda Boatswain kuduza yakalanmış. Onu hayata döndürmek için çaresizce çabalayan Byron tehlikenin farkında değilmiş. Henüz kuduz aşısının olmadığı dönemde köpeğini elleriyle beslemiş ve dostu nöbet geçirirken ağzındaki köpüklü salyayı şefkatle silmiş. Yine nöbet geçirdiği bir kasım gününde Boatswain, Byron’ın kollarında can vermiş. Byron köpeğine şiir yazarak bu acıyla başa çıkmaya çalışmış. Bu şiir Byron’ın hayatı boyunca göz ardı edilmiş ama Awe for the Tiger, Love for the Lamb: A Chronicle of Sensibility to Animals adlı antolojiye dâhil edilmiş. Şiir şu şekilde:
KÖPEK İÇİN YAZIT
Bu bölgenin yakınında
Pek Güzel birinin
Kalıntıları yatıyor
O ki
Kibri yok
Küstah olmadan Güçlü
Gaddar olmadan Cesur
İnsanın tüm Erdemlerine sahip
Kötülüğü hariç
Bunu İnsan Külleri üzerine yazsaydım
Gereksiz iltifat olurdu
Ama bu,
Newfoundland'da Mayıs, 1803’te doğan,
Ve Newstead Abbey'de 18 Kasım 1808’de ölen
Köpek “Boatswain” anısına yazıldı
Zaferin tanımadığı ancak doğuştan saygı gören
Gururlu bir insanoğlu dünyaya döndüğünde
Heykeltıraşın sanatı, kederin ihtişamını tüketir,
Ve çömleklere yazılı hikâyeler toprağın altında yatar.
Her şey sona erdiğinde mezarında görülen
Bir zamanlar olduğu kişi değil, olması gerekendir.
Fakat zavallı köpek, kişinin hayattaki en yakın dostu,
Onu ilk karşılayıp onu her daim koruyan,
Dürüst kalbi hâlâ efendisine ait,
Onun için çabalayan, savaşan, yaşayan ve nefes alan
Değeri göz ardı edilmiş
Yeryüzündeki ruhunun cennete alınması reddedilmiş,
İnsan, kendini beğenmiş böcek! affedilmeyi bekleyip
Cennetin ona ait olduğunu iddia ederken.
Ah insan! Sen bir saatlik zavallı bir kiracısın
Köleliğin alçalttığı, gücün yozlaştırdığı
Seni iyi tanıyan, senden tiksinerek uzaklaşmalı,
Beş para etmez toz kütlesi!
Senin aşkın şehvetten ibaret, arkadaşlığın bir aldatmaca
Gülümsemen ikiyüzlülük, sözlerin yalan!
Doğası gereği aşağılık, güya soylu ama yalnızca lafta
Senin gibiler kızartıyor yüzünü
Ey siz, şans eseri bu vazoyu görenler!
Geçin gidin, yasını tutmak istediğiniz birini onurlandırmıyor.
Bir dostun kalıntılarını işaretlemek için yükseliyor bu taşlar;
Yalnızca bir dostum oldu, o da burada yatıyor.
...
Duygularımızı dışarı yansıttığımızda “fazla hassas” damgası yediğimiz bu toplumda benim gibi “hassas” insanların yaşamış olduğunu bilmek, onların deneyimlerini okumak içimdeki yaraları sarıp sarmalıyor sanki. Böylesine büyük bir kaybı kelimelerle anlatmak çok zor ama Lord Byron iyi ki anlatmış. Duygularıyla yaşayan, acılarını sahiplenen, tanıyıp tanımadığım tüm dostlarıma kocaman sarılıyorum. Ve duygularımı dillendirmeden en iyi anlayan Hektor’a. Adına yakışan kahramanlığıyla onu seven herkese çok şey öğretti. Teşekkür ederiz Hektor ve Boatswain.







