Karanlık Oda
Damadı patronumu dolandırdı. Onun yerine beni işe aldılar.
Sen de beni kandıracak mısın, dedi patronum.
Ben kimseyi dolandırmam, dedim, Damadın değilim zaten.
Odama bir kamera koydular. Benim için sorun değil. Bana sormadılar zaten.
Bir zaman sonra oğluma göstermek için kayıtları istedim. Sorup duruyor, Baba ne iş yapıyorsun, diye. Kendi gözleriyle görsün
Meğer yanlış kurmuşlar kamerayı. Odanın ışığını açınca kamera kapanıyor, kapayınca açılıyor. Saatler süren karanlık kayda alınmış. Fark ettiklerinde suçlu bendim.
Öyle ya da böyle, haber vermediğin için suçlusun.
Bilmiyordum.
O en büyük suçun.
İşten atıldığımı söylemek için yanıma geldiğinde patronum, Bari birlikte bir kaydımız olsun, dedim. Işığı kapadım, karanlıkta oturduk ve bekledik.
Bana Göre Bir İş
Babam bir adres verdi elime.
Burada seni bekliyorlar, görüş bakalım, bir iş çıkar belki.
Sanayi sitesinde iki katlı geniş bir binaydı. Gözlüklü, saçı toplu bir kadın karşıladı beni. Bir kez gözüme, çok kez önündeki kâğıtlara baktı. Ne yapmak istiyorsun, dedi, ileride.
Çok önceleri, büyüdüğünde ne olmak istiyorsun, diye sorarlardı. Seçenekler sonsuz, kibrim Everest’in tepesinde, bilgim bir shot bardağını dolduracak kadarken.
Ne olmak istediğimi biliyorum. Ne yapmak istediğimi bilmiyorum.
Akşam eve döndüm. Yemekte babam, Nasıl geçti, diye sordu. Yalan söyledim. O da öylesine sormuş zaten, nasıl geçtiğini benden iyi biliyormuş. Tartıştık. Bağırıp çağırması bitince banyoya kilitledim kendimi. Islak zemine oturdum. Yumruğumu ısırdım.
Sabah olunca uyanmadım. Öğleni bekledim. Öğleden sonra babam seslendi. Bana göre bir işi varmış. Yanına gittim, bahçedeydi. Bir çukurun önünde, belediyeden gelen adamlarla. Bu pisliği kürekleyeceksin, dedi. Gerisini onlar halledecek.
Adamlar sırıtıyormuş gibi geldi bana. Boş ver, bütün boku kürekle.
İşim biter bitmez askerde olmayı diledim.