Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

21 Ocak 2024

Kitap

Razabad'ın Hikâyelerden Örülü Kapıları

Caner Almaz

Paylaş

0

0


Cihan Çetinkaya, Arafta Yedi Gece romanıyla bizleri zıtlıklarla kurulan efsunlu hikayelere davet ediyor.

Kitaplığınızda bulduğunuz, nereden geldiğini bilmediğiniz, kapağını açıp baktığınızda hangi dille yazıldığını anlamadığınız bir romanla karşılaşırsanız ne yaparsınız?

Arafta Yedi Gece’nin anlatıcısı Kenan, tam olarak böyle bir durumda buluyor kendisini. Toplumsal hayattan kendini tamamen soyutlamış bir vaziyetteyken, evinin çalışma odasında kitaplarının arasında bulur bu romanı. Kapağını açıp baktığında hiçbir şey anlamaz. Razabad’a Yolculuk kitabı böylece girer hayatına. Merak eder. Kendisi bir çevirmendir ve hayatını böyle kazanmaktadır. Hayat arkadaşı Yasemin’i kaybetmiştir, bunun yasını sürmektedir. Hayata ve zamana tutunmaya çalışmakta, kendisini yeniden yaşamaya bağlayacak bir amaç aramaktadır. Tek başına ve kimsesiz sürdürdüğü yaşamında, ona yol gösterecek, karanlık hayatına ışık olacak bir direnç bulmak istemektedir.

Arafta Yedi Gece’nin bu giriş bölümünü okuyunca aklıma hemen Orhan Pamuk’un Yeni Hayat romanı düştü. “Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.” Böyle başlar Yeni Hayat. Karakterimiz bir kitabı okumaya başlar ve o kitabın gösterdiği yöne savrulur. Fakat Arafta Yedi Gece’de böyle bir durum söz konusu olamaz. Çünkü Kenan, bu kitabı okuyamamaktadır. Bilmediği bir dilde yazılmıştır. Ve bu kitabın sırrını çözmek istemektedir.

cihan çetinkaya arafta yedi geceSahaflar Çarşısı’nda Bahtiyar Efendi’ye gider. Bahtiyar Efendi, işinin ehli, elinin altında eski dillerden kitaplar, unutulmuş hikâyeler olan ve eski zamanlara aitmiş gibi duran bir sahaftır. Kenan’la olan ilişkileri, bir esnaf-müşteri ilişkisinden çok dostluk ilişkisidir. Kenan elinde bu kitapla Bahtiyar Efendi’nin karşısında çayını içerken, bizleri neyin beklediğini bilmeyiz. Kitabın dili buraya kadar sıradan bir romanın diliyle ilerler. Üçüncü tekil şahısla anlatılan efsunu dili bilinmeyen bir kitabın bize neler getireceğini düşündüren bir metindir. Fakat buradan sonra, Bahtiyar Efendi bize bir yol çizer. Dilini bilmediğimiz bir romanın hikâyesini anlatır. Razabad’ın hikayeleriyle tanışımaya giden yolu gösterir.Razabad’ın yedi bilgesi, yedi ayrı hikaye demektir. Bu kitap bunu mu anlatıyor acaba, yoksa bu bilgelerin hikayesini mi?

Burada, kitabın bu noktasında hikayemizi etkileyici kılan bir unsuru eklemek istiyorum. İstanbul’a lapa lapa kar yağıyor. Bu hikâye, güneşli bir İstanbul gününde geçemezdi. Kar yağmalıydı. Kar işin içine biraz daha esrar ve efsun katar. Her şeyin üstünü örten ve bilinmezlik katan bir pelerin gibi. İstanbul’a kar yağmaktadır ve Kenan, Bahtiyar Efendi’nin söylediklerini düşünerek, dilini bilmediği bir kitabın neler anlattığını merak ederek evine dönmektedir.

Sonraki günlerde Kenan, bir çevirmenin bilinciyle elinin altındaki bu kitabı çevirmek için çalışmalara başlar. Fakat uğraşları esnasında bir şeyler onu İstanbul’un içine, sokaklarına çeker. Yerinde duramaz. Evin duvarlarında, çalışma masasında, kitaplığında duran kitaplarda, fincanda duran kahvede ve çalan müziklerde, Kenan’ı dışarı taşıyan, ayaklarını sokağa götüren bir sebep bulur karakterimiz. Evinde duramaz. Kendini sokağa, konuşmak istemediği insanların arasına bırakır. Yedi gün boyunca, yolu bir başka hikâyenin kapısını çalar. Tanıştığı altı insan ve bir baykuş ona unutulmuş hikayeler anlatır. Mehlika, Kahveci Cevat, Süpürgeci Tahir, Balıkçı Yaşar, Avni Baba, Baykuş ve nihayetinde Bahtiyar efendi. Herbiri Radabat’a, yaşama, ölüme, zıtlıklara dair eski zamanların bağrından kopmuş gibi kokan, satırları şiire benzeyen hikayeler anlatır. Kenan’la beraber bizler de bu hikayeleri düşünürüz.

“Bir imtiyazlılar zümresi vardı, bir de imtiyazdan medetumanlar. Zulme göz yumanlar, haklının hakkından gelmeye çalışanlar. Gafletin pençesinde berhava yargılar, kadı huzurunda türlü çarklar. Ayan beyan ortada olsa günah, er yer karanlık olduğundan, ha penah ha meydan! Mızraklarınucundaysa ayetler, lakin harflere körler. Terazinin kefesi bozuk, gönüller değil dillerde kulluk. Haset ile fitne, bir de fesadın kudreti var, sevaplarsa rahnedar. Hani bela inse semadan, bulunmaz hikmeti anlayan...” s. 44

Kenan’la beraber karakterinin içinde bulunduğu ruh haline kapılıp, tanıştığı insanlar, dinlediği hikâyeler ve vardığı gizlerle nasıl değiştiğini, nasıl dönüştüğünü görüyoruz. Metnin şiirsel dili, geçmişten miras kalmışçasına dinlediğimiz anlatıcılarının zamanlarına bürünen hikâyeleri, bir kitabın peşinde dolanan bir dil işçisinin kendi dilini öğrenme yolculuğu... Cihan Çetinkaya, Arafta Yedi Gece romanıyla bizleri zıtlıklarla kurulan efsunlu hikayelere davet ediyor.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Oscar 2022: En Çok Dalda Aday Gösteril..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Çetin Devran

10 Mart 2025

Gerçeklerden Kaçarken Kendimize Söyled..

Eğer hayatınızdaki bazı kalıpları kırmak, geçmişte yaptığınız hatalardan ders almak ve gerçekten daha bilinçli bir şekilde yaşamak istiyorsanız, bu kitap size çok şey katacak.Bazı kitaplar vardır, okuduğunuzda sizi rahatsız eder. Çünkü size, aslın..

Devamı..

Kısa Kısa Roma İmparatorluğu

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024