Kapıyı çekip asansöre doğru yürüdü. Yine arıza ışığının yandığını görünce yöneticiye küfrederek merdivenlerden indi. Tam apartmandan çıkarken ütünün fişini çekip çekmediği geldi aklına. Soluk soluğa dairesine çıktı. Anahtarı çevirirken fişi çektiğini hatırladı ama yine de içeri girip kontrol ederek emin oldu. Geçen yıl eşini kaybettikten sonra unutkanlığı iyice artmıştı Faik Bey'in. Hiç kimseyle görüşmez, konuşmaz olmuştu. Selam bile vermemek için tanıdıklarını görünce başını çevirip görmezlikten geliyordu. Her sabah apartmanın yakınındaki marketten gazete, ekmek ve günlük süt almak ve pazar alış verişleri haricinde dışarıya adımını atmıyordu. Marketten alış veriş yapmaksa başlı başına eziyetti onun için. Ne zaman reyonda bir şeylere baksa çalışanlardan birisi ürün kolileri yüklü taşıma arabasını arkadan ittirerek üstüne üstüne sürüyor, bazen de bu koli yüklü taşıma arabalarını gelişigüzel reyon aralarına bırakarak diğer tarafa geçişini engelliyordu. Bunların artık markete gelmemesi için çalışanlar tarafından planlı olarak yapıldığını düşünmeye başlamıştı.
Yine gönülsüzce girdi markete. Yeni tarihli ürünlerin arka sıralara konduğunu bilerek dolabın önündeki iki süt şişesini çıkarıp en arka sıradaki şişeye uzandı ve üzerindeki son kullanma tarihine baktı. Tarih dünün tarihiydi. Bunun da market çalışanlarının kendisine bir oyunu olduğunu, kasıtlı olarak yaptıklarını düşünerek durumu marketin yetkilisine bildirmeyi düşündü ama daha sonra yeni tarihli iki şişe sütten birini alarak bundan vazgeçti. Başka bir müşterinin görerek yetkiliye bildirmesi için tarihi geçmiş sütü en öne koydu. arkasını döndüğünde karısının yakın arkadaşı ve komşuları olan Semra Hanım'ın kendisini beklediğini gördü. Onun eşi de üç ay önce ölmüştü. Başıyla ufak bir selam verip, "Günaydın" dedi, dolabın önünden çekildi. Gazetesini ve ekmeğini de alıp kasaya geldi. Bu sırada Semra Hanım market arabasından aldığı ürünleri tezgâha çıkarıyordu. Faik Bey tezgâhta süt şişesini görünce biraz yaklaştı. Şüphelenmişti. Şişenin üzerindeki tarihe baktı. Son kullanma tarihi geçmiş süttü bu. Semra Hanım kendisini fark edince yine ufak bir baş selamı vererek gülümsedi. Semra Hanım market sepetini boşaltırken ve kasiyer uykulu bir halde ürünleri kasadan okuturken elindeki süt şişesiyle Semra Hanım'ınkini değiştirdi. Tekrar dolabın bulunduğu yere gitti, yeni tarihli diğer sütü almak istedi ama diğer süt yerinde yoktu. Onu da bir başkası almıştı demek. Elindeki son kullanma tarihi geçmiş sütten başka günlük süt kalmamıştı. Market yetkilisine ve çalışanlarına küfrederek şişeyi dolaba bıraktı. Gazete ve ekmekle kasaya doğru yürürken yine başka birisinin fark etmeden tarihi geçmiş sütü alabileceği aklına geldi. Biraz düşündükten sonra tekrar dolaba yürüdü ve tarihi geçmiş sütü aldı, parasını ödeyip marketten ayrıldı.
Süt şişesini apartmanın yakınındaki çöp kutusuna atacakken kenardaki çöp poşetlerini karıştıran, sarı tüylü, iri yapılı, sağ kulağının arkası yaralanmış kediyi gördü. Son kullanma tarihi bir gün geçmiş sütün aç olan bu kedi için pek sorun olmayacağını düşünerek sağa sola bakınarak etrafta bir kap aradı ama bulamadı. Eve çıktı, mutfaktan plastik bir kap aldı ve sütün hepsini boşaltarak asansöre yürüdü. Bu kez de meşgul ışığı yanıyordu. Biraz bekledi ama dayanamadı. Asansörü meşgul edenlere küfrederek yine merdivenlerden aşağıya indi. Çöpten biraz uzak bir yere doğru gitti, hâlâ poşetleri karıştıran kediyi pisiledi. Kedi hemen kafasını kaldırıp Faik Bey'in yanına doğru koştu. Kedi kıtlıktan çıkmış gibi sütü içerken Faik Bey biraz geriye çekilip onu izledi. Acaba bu kediyi eve alıp sahiplenebilir miyim, diye aklından geçirdi. Biraz yaklaşıp çömeldi, elini süt içen kedinin başına götürdü. Bu sırada kedi başını kaldırıp apartmana doğru baktı. Faik Bey dekediyle birlikte başını çevirdi. Semra Hanım elinde bir kapla yanlarına yaklaşıyordu. Kedi hemen Semra Hanım'a doğru koştu. Semra Hanım, durmadan bacakları arasında dolanan kediyle birlikte Faik Bey'in yanına kadar geldi ve elindeki süt dolu kabı Faik Bey'in koyduğu kabın yanına koydu. Kedi Semra Hanım'ın getirdiği sütü biraz kokladı ve tekrar Faik Bey'in getirdiği sütü içmeye başladı. Semra Hanım, Faik Bey'e gülümseydi, "Kediler için son kullanma tarihinin pek önemi yok değil mi," dedi.