Desnos’u toplama kampına götüren süreç Nazi Almanya’sının Fransa’yı işgaliyle başlar.
"En karanlık koşullarda dahi bakış açısındaki bir değişiklik şaşırtıcı sonuçlar yaratabilir. Soykırımdan sağ kurtulan yazar arkadaşım Odette’ten birkaç yıl önce duyduğum hikâye geliyor aklıma. Büyük bir kamyonun kasasına doldurulmuş bir dolu insanla beraber Robert Desnos hapsedildiği toplama kampının barakalarından alınıyor. Herkesin ruh hali karanlık, kamyonun gaz odalarına gittiğinin farkındalar. Kamyon vardığında kimse konuşamıyor, gardiyanlar bile sessiz. Ama kısa süre sonra sessizlik, sıranın ortasına atlayarak mahkûmlardan birini tutan enerji dolu bir adam sayesinde kırılıyor. Odette’in dediğine göre Desnos şaşılası bir şekilde adamın el falına bakıyor. Oo, diyor, çook uzun bir hayat çizgisi görüyorum. Üç çocuğun olacak. Çok neşeli. Ve heyecanı bulaşıcı. Önce bir adam, sonda diğeri elini uzatıyor ve kehanetler uzun hayat, daha çok çocuk ve sınırsız mutlulukla dolu.
Desnos başka avuçları okurken sadece mahkûmların değil, gardiyanların havası da değişiyor. Bu nasıl açıklanabilir? Belki sürpriz unsuru akıllarına bir şüphe kırıntısı soktu. Kendilerine bu ölümlerin kaçınılmaz olduğunu söyledilerse bu artık o kadar da tartışılmaz görünmüyor. Öldürmek üzere oldukları insanların durumlarındaki ani değişim nedeniyle o kadar şaşırmış haldeler ki infazı gerçekleştiremiyorlar. Böylece herkes Desnos ile beraber tekrar kamyona tıkılıp barakalara geri götürülüyor. Desnos hayal gücünü kullanarak kendi hayatıyla beraber nice insanın hayatını kurtarmış oluyor.” (Susan Griffin, 1996.)
Robert Desnos gaz odasından kurtulsa da ne yazık ki tifüsten kurtulamadı. Naziler tarafından gönderildiği Terezin toplama kapının Müttefikler tarafından kurtarılmasından bir ay sonra hayatını kaybetti. Böylece, Louis Aragon’un dizeleriyle saygı duruşunda bulunduğu Fransız şiirinin en önemli, en sıradışı ustalarından biri kırk beş yaşında Nazi terörünün kurbanları arasına katıldı.
1900 yılında Paris’te doğan Desnos ilk şiirlerini on yedi yaşında yayımlar. 1919’da karşılaştığı Benjamin Péret onu Dadaistler ve André Breton ile tanıştırır. Bir yandan gazeteciliğe devam ederken bir yandan da otomatik yazma yeteneğiyle gerçeküstücü grubun aktif üyelerinden olur. Breton, Desnos’a onu grubun “peygamberi” ilan edecek kadar önem verir. Ama ilerleyen yıllarda Breton, Eluard ve Aragon gibi önemli isimlerin komünizm ile aktif ilişkileri nedeniyle onlardan uzaklaşır. Gazetecilik, sinema ve müzik eleştirmenliği yapar. Radyoculukla ilişkisi onu yazıdan ziyade sözlü biçimlere yöneltir, halk tabakasından gelen birisi olarak entelektüel çevreler ile eğitim almamış kesimler arasındaki bariyerleri aşma çabası içine girer.
Desnos’u toplama kampına götüren süreç Nazi Almanya’sının Fransa’yı işgaliyle başlar. Komünist Parti’ye üye olmayı reddetse de politik olarak tarafsız değildir. Savaştan önce, gelişen faşizm tehlikesi nedeniyle pasifist tutumundan vazgeçmiş ve aktif mücadele taraftarı olmuştur. İşgal sonrasında direnişin aktif bir üyesi olarak yazılar yazmış, istihbarat toplamış, sahte belgeler hazırlamıştır. 22 Şubat 1944’teki tutuklanmasının ardından Auschwitz’e gönderilir. Buchenwald ve Flossenburg kamplarında kaldıktan sonra işgal altındaki Çekoslovakya’da bulunan Terezin kampına transfer edilir. Kampın politik tutuklulara ayrılan bölümünde kalırken yazmaya devam etse de şiirleri ölümünden sonra yanlışlıkla yok edilir.
Montparnasse Mezarlığı’nda Baudelaire, Sartre, Beauvoir, Cortázar ile beraber yatan Desnos modern sanatçıları etkilemeye devam ediyor. Aragon’un dediği gibi, “şehrin her köşesinde geçişinden izler” taşıyarak.






