Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

9 Mart 2021

Kitap

Ruh ve Duygularımız İşgal Altında

Yasemin Avcı

Paylaş

1

0


Sınırlar nelerden, kimlerden sorumlu olup olmadığımızı gösterir. Çoğu kişi sınırlarını belirleyemediği için dağınık hayatlar yaşar, genellikle başkalarını suçlar. Ötekilerin değişmesini bekler. Hatta bir süre sonra ümitlerini yitirerek geri çekilir, dış dünyaya duvarlar örer. Sınır çizmek, duvarlar örmek değil birey olmak ve olgunlaşmaktır. İnsanlara sınırlar çizmediğiniz için mülkünüz, duygularınız ve ruhunuzun başkaları tarafından işgal edilmesine izin vermiş olabilirsiniz. Size insanlara sınır çizmenin bencilce ve acımazsızca olduğu öğretilmiş olabilir.

Hayatınızı kontrol etmek için ne zaman evet,  ne zaman hayır demelisin sorusu Dr. JohnTownsend ve Dr. Henry Cloud tarafından kaleme alınan Sınırlar kitabının temel meselesi. Sınırlar benzer kişisel gelişim kitaplarından farklı olarak bilimsel veri ve vakalardan hareketle yazılmış. Vakalar, hepimizin yaşadığı krizleri ve sınır hatalarını içeriyor. Okurları çocukluğuyla, ailesiyle yüzleşmeye götürebilecek bir kitap var elimizde. İnsanların sizi ve dertlerinizi dinlemediğini mi düşünüyorsunuz?

Eşinizin her şeyine katlanıp düzeleceğini bekliyorsunuz ama siz katlandıkça ilişkiniz daha da kötüye mi gidiyor? Çocuklarınıza söz geçiremiyor musunuz? İşyerinde ne yaparsanız yapın değer verilmek şöyle dursun cezalandırıldığınız hissine mi kapılıyorsunuz, hatta sizi rakip olarak gören iş arkadaşlarınızın saldırılarına mı maruz kalıyorsunuz? Sınır çizmemizi sağlayan kelime “hayır”dır. Ne çok “hayır” demek istediğiniz halde sırf kırılmasın üzülmesin diye “evet” dediğiniz insanları düşünelim. Sonrasında kendinizi baskı altında hissedip öfkelendiğiniz zamanlar. Böylesi durumlarda kime öfke duyuyorsanız hayatınızın kontrolü o kişide demektir. “Hayır” demek hayatın kontrolünü eline almaktır, varlık ve hayatınızın kontrolünün sizde olduğunu anlatmanın yollarından biridir.

Varoluşumuza bağlı olarak sevmek ve ilişkiler kurmak istiyoruz. Uzmanlar hücre cezalarına bu yüzden karşı çıkıyor. İnsan, üç günden fazla yalnız kalığında gerçeklik algısını yitirebiliyor. İlişkilerimiz hayatımızın turnusol kâğıdı, hayatımız ve kişiliğimiz ilişkilerimiz aracılığıyla şekilleniyor. Mutsuz insanlara baktığımızda kendilerini ifade edebilecekleri alanlar ve ilişkilerden yoksun olduklarını görüyoruz. Sınırlar özgür olmayı ve koşulsuz sevmeyi öğretiyor. Sevgi, aktiftir. Bizi üzen insanlara sınır koyamadığımız için davranışlarının sorumluluğunu almalarına engel olduğumuzu düşündünüz mü hiç?

Yanlış kalıpları genellikle ailemizde öğrendik. Onlardan aldığımız şemalar evlilikte en net haliyle gün yüzüne çıkar. Burada en büyük yanılgı eşimizle sürekli birlikte olduğumuzda daha yakın olacağımıza dair algıda yatar. Sınırlar sanılanın aksine sizi uzaklaştırmayacak, ilişkinizin dengeli yaşanmasına sebep olacak, sizi duygusal olarak daha çok yakınlaştıracak. Tek kişi mutluluk kaynağınız olursa hayatınızın ipleri o kişini elinde olacak ve istekleri olmadığında sizi terk etmekle tehdit edebilecek. Bu sizi ona daha çok mahkûm edecek ve kaçınılmaz olarak ilişkinizin bir süre sonra tükenmesine ve sonlanmasına sebep olacak. Aslında kötülükleri sınırlarınız içinde tutmak ve başkalarının sınırlarını ihlal etmektir bu durum.

Kendi ihtiyaçlarımızı sahiplenmek ve sorumluluklarını üstlenmek için sınırlarımızı belirlemek önemlidir. Yaşam bizim ne zaman aç, yalnız, başı dertte, bunalmış veya biraz ara vermeye ihtiyaç duyduğumuzu bilmemizi ve peşi sıra ihtiyaçlarımızı karşılamak üzere inisiyatif almamızı ister. Sınırlarımız, bu ihtiyaçlarımızı anlamamız ve başkalarına sağlıklı biçimlerde iletebilmemiz için alanlar yaratır. Sınırları olmayan insanlar isteklerinin ve ihtiyaçlarının ne olduğunu bilmez. Çevrelerinden kendilerini anlamalarını bekler, gücenir ve içe çekilirler. Bu koşullarda yapılması gereken harekete geçmek ve sorumluluk almaktır. Sınırlar çizerek başlayabiliriz. Öncelikle buna niyet etmeli ve karar vermeliyiz. Mutluluğumuzdan başkalarını sorumlu tutmak güvenli bir hapishanedir, köleliktir. Kendimizi bu güvenli kölelikten ancak kendimiz kurtarabiliriz. Herkes kendi hayatından sorumlu. Sorumluluklarımızı almak iyileşmemizi sağlayacak, bizi koşullu sevgilerden özgürleştirecek. Değişim ilk etapta korkutucu gelecek, bizi denetleyenlerin hoşuna gitmeyecek. Mutlaka direnişle karşılaşacağız.  

Yolculuk, içselleştirdiğimiz anne ve babamızın sınırlarından özgürleşmek. Cesaret ile esaret arasındaki fark hayatı yaşamakla ilişkili. Seçimler yapmak gerek, çabalamak ve arzuladığımız hayata ulaşmak için geçici hazlardan vazgeçmek.

 

 

 

 

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Olmak ya da OlmamakHakan Günday
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Olivia Campbell

11 Ocak 2026

İnsan Bedeninin Sınırlarına Meydan Oku..

On üç yıllık bale eğitimim süresince insanın sırf başka bir alemi çağrıştırmak uğruna kendi bedeninin sınırlarını zorlamasının ağır bir bedeli olduğunu öğrendim. Genç bir kızın Noel rüyasındaki kar tanelerinden biriyim. Öteki kar taneleriyle birlik..

Devamı..

Limos’un Laneti Üstünüzde

Bora Ercan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024