Şaka
30 Temmuz 2019 Öykü

Şaka


Twitter'da Paylaş
0

Yaz tatili başladığından beri neredeyse her gün görüşüyorduk Ahmet ile. Dershaneden arkadaşım. İkimiz de bir önceki sene üniversiteyi kazandık ve farklı şehirlere gittik. Yaz tatilinin başlaması ile dershaneye gittiğimiz zamanlarda olduğu gibi birlikte geçirmeye başladık günlerimizi. Liseden kalma fazla arkadaşım yoktu, genelde çok anlaşamazdım sınıf arkadaşlarımla.

O gün bazı aile ziyaretleri nedeniyle bütün günüm doluydu. Eve dönmeye yakın aradım Ahmet'i. Evdeymiş. Evlerinin arkasında bulunan parkta buluşmaya karar verdik. Vardığımda telefonla konuşuyordu. Kız arkadaşıyla. Ders yılının bitmesine yakın bir kızla birlikte olmaya başlamış. Henüz yeni sayılır. Ben tanımıyorum. Kız arkadaşıyla konuşmaya başladığında her şeyi unutup saatlerce konuşuyordu. O' nu sitenin duvarına oturmuş konuşuyorken bulduğumda yine öyle olacağını anlamıştım. Duvara oturdum bir sigara yaktım ve beklemeye başladım. O zamanlar henüz akıllı telefonlar olmadığı için beklerken nasıl vakit geçirdiğimi şu an ben de bilemiyorum. Sonra bir sigara daha yaktım, biraz daha bekledim. Bir tane daha yaktım ve beklemeye devam ettim. En sonunda "hadi artık yeter" diye söylenmeye başladım, aynı anda elimle bu sözlerin etkisini artırmaya çalışan işaretler yapmaya çalışıyordum. Sıkıldığımı sonunda anlamış olacak ki Broadway'in anahtarını verdi bana. Otoparktan alıp gelmem ona vakit kazandıracaktı. İkimiz de babalarımızın arabalarını alamadığımızda dedesinin Broadway'ine kalıyorduk. Eski ama kullanması keyifli bir araba Broadway. Özellikle vites geçişlerini seviyorum. Dedesinin beyaz Broadway' i.

Otoparka giderken bir sigara daha yaktım. Arabayı buldum, çalıştırdım ve Ahmet'in oturduğu duvarın önune kadar getirdim. Konuşmaya devam ediyordu. Radyoyu açtım, çok aramama rağmen güzel bir şarki bulamadım. Radyo spikerleri ne kadar da çok konuşuyorlar. Bütün kanallarda sürekli konuşmalar vardı. İnsanların radyoyu açıp bir sürü konuşma dinleme sebeplerini hiçbir zaman anlamadım. Müzik ya da maç dinlemeyecek biri neden radyo açar ki? Radyo spikerleri de konuşmayı gerçekten çok seviyorlar.

Konuşması bitmek bilmiyordu Ahmet'in. Arabayı tekrar çalıştırdım ve oradan hızla uzaklaştım. Bir kaç sokak turladım. Altımda bir Broadway varken ve özellikle de arabada güzel bir müzik çalmıyorken turlamak pek de havalı olmuyor. Bir süre boş boş gezdikten sonra siteye geri döndüm. Arabayı tekrar duvarın, Ahmet' in önüne park ettim. Arabadan indim, duvara oturdum tekrar. Kız arkadaşıyla konuşurken gözü hiçbir şey görmüyordu. Bir sigara daha yaktım. Broadway dedesinin olduğundan arabada sigara içemiyorduk. Sonunda yeterince sıkıldığımı anlamış olmalı ki, kalktı oturduğu yerden, eliyle "hadi gidelim" anlamında bir işaret yaptı ve yolcu koltuğuna oturdu. Ben de bindim arabaya ve yola çıktık.

Nereye gideceğimi bilmiyordum. "Nereye?" diye sordum, anlamının "fark etmez" olduğunu düşündüğüm bir işaret yaptı. Ben sürüyordum, O konuşmaya devam ediyordu. İnanamıyordum. Nereye gideceğimiz bile belli değildi. Rasgele sürdüm arabayı.

Bir süre sonra artık dayanamadım:

"Efendim Fundacığım.. evet geliyoruz, yoldayız. Siz vardınız mı..? Cansu da yanında değil mi? Ahmet'i tanıştıralım artık Cansu ile ben de kurtulayım çenesinden... Tamam, biz biraları aldık, herhâlde on beş dakikaya oradayız.. ben de..." dedim kendi kendime, sesli bir şekilde, telefonla konuşuyormuşum gibi. Ahmet' in kız arkadaşına duyurmak istemiştim. Ahmet bana baktı, gözlerinde yaşadığı korkuyu gördüm. Bense çok keyiflenmiştim. Gülüyordum bir ona, bir yola bakarken. Neredeyse kekelemeye başladı telefonda. Eliyle kenara çekmemi işaret etti. İyice paniklemişti. Yanımda konuşmak istemediğini fark ettim. Nereye gittiğimizi bilmeden arka mahallelerden birine gelmiştik. Boş bir arsanın önüne çektim arabayı. "Çoktan hak ettin sen bunu" der gibi bakıyordum Ahmet'e. Yine bir duvar buldu boş bir arsanın önünde ve üzerine oturdu. Bu kez bu konuşmanın hiç bitmeyeceğini anlamıştım. Yine de keyifliydim. İstediği kadar konuşsun bundan sonra. Bunu çoktan hak etti. Radyoyu açtım tekrar, bu kez bir kaç güzel şarkı çaldı üst üste. Gece yarısı oluyordu neredeyse, spikerler de daha fazla konuşmak istemiyordu sanırım. Arada bir arabadan inerek sigara içiyor, sonra tekrar binerek müzik dinlemeye devam ediyordum. 

Yarım saat sonra geldi arabanın yanına Ahmet. Camı açtırdı, "Al şu telefonu anlat ne yaptığını," dedi. Telefonda açıklama yapmaktan ve kavga etmekten oldukça sıkılmış görünüyordu. Biraz nazlandım ama sonunda aldım telefonu. Kız arkadaşıyla ilk kez orada, telefonda tanıştık. "Merhaba"lardan sonra konuyu açıkladım. Ahmet yanımda, beni dinliyordu. Yine bir saçmalık yapmayayım diye. Bunu daha fazla uzatamazdım zaten. Amacım onu kötü bir duruma düşürmek değildi. Konuyu en başında itibaren güzelce açıkladım. Kimseyle buluşmayacağımızı, sadece Ahmet'e olan sinirimden bunu yaptığımı üstüne basa basa açıkladıktan sonra cevap verdi bana;

"Anladım, tahmin ediyorum zaten öyle bir durum olmayacağını ama sen çaktırma şimdilik benim ikna olduğumu. Biraz sürünsün."


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR