Siyasi bölünmenin en güçlü olduğu durumlarda bile insanlar memleket ya da ulus gibi çatı gruplarla özdeşleşmeye devam eder.
Hafıza, zihnimizde yer alan bir depolama ünitesinden çok daha fazlası. Belleğimizde yer tutan insanlarla ilgili algılarımız, neyi anımsadığımızı ve anılar arasında kurduğumuz bağlantıları etkiler. Örneğin haberlerde politik bir grubun yakınlarınızdaki parklardan birinde bir temizlik etkinliği düzenlediğini okumak ve belli bir süre sonra parka uğradığınızda eskisinden çok daha temiz olduğunu fark etmek, sizi o politik gruba yönlendirebilir. Hatta yaşadığınız kentte bütün parkların artık daha temiz göründüğünü fark ettiğiniz an bunun doğrudan o politik grupla ilgili olduğunu varsayabilirsiniz. Çünkü belleğimiz, birebir deneyimlemesek bile çıkarıma dayalı bağlantılar kurabilir.
Bu tarz bağlantılar uyumsal süreçlerdir ve sahip olduğumuz bilgiyi hızlı bir biçimde artırırlar. Ne var ki, bu kısa yollar kimi zaman da yanlış çıkarımlara yol açar.
Araştırmamızda, belli bazı grupları tercih etmenin dünyaya dair bazı çıkarımlarda bulunma kabiliyetimizi ne şekilde etkilediğini inceledik. Önceki araştırmalardan elde edilen veriler bize, bilginin hoşlandığımız bir insan grubundan gelmesi halinde belleğimize olan erişimimizin kolaylaştığını gösteriyordu. Bu grup bir futbol takımı da olabilirdi, birlikte şarkı söylediğimiz bir koro ya da siyasi bir parti de. Ancak bizim araştırmamıza kadar bu olgunun, beynin, farklı deneyimlerden edindiği bilgileri birleştirerek çıkarımda bulunma yetisini kapsayıp kapsamadığı belirsizdi.
Yüz seksen dokuz katılımcının yer aldığı araştırmamızda gruplar, bizzat katılımcıların kendi tercihlerine göre belirlendi. Her bir katılımcıdan “takım arkadaşları” ve “karşı taraf” için siyasi yönelim, yeme alışkanlıkları, spor ve müzik tercihleri gibi bazı niteliklere göre yüzler seçmesini ve buna göre genel bir profil oluşturmasını istedik. Ayrıca takım arkadaşlarından ve karşı taraftan ne derece hoşlandıklarını ölçmek için bir de anket doldurmalarını talep ettik. Katılımcılar bu anketlerde “şu veya bu kişiyi daha iyi tanımak isterim” gibi ifadelere yanıt verdi.
Ardından bilgisayar başında oturdular ve park ya da sokak gibi farklı mekanlarda geçen, takım arkadaşlarından birinin yahut karşı taraftan birinin sunduğu şemsiye benzeri gündelik nesneleri içeren bir dizi görevi tamamladılar.
Bu öğrenme aşamasından sonra katılımcılardan nesnelerle sahneler arasında bağlantı kurmaları ve çıkarımda bulunmaları istendi. Hoşlandıkları bir kişinin sunduğu nesneyi, arka plandaki sahneyle ya da aynı sahnede yer alan başka bir nesneyle çok daha kolay irtibatlandırdıkları görüldü. Bu durum, bilgi kaynağına duyulan sempatinin bilginin önceliğini etkilediğinin somut bir kanıtı.
Verilerimiz, insanların güven duymadığı ya da hoşlanmadığı bir kaynaktan gelen bilgileri daha sonra yeniden gözden geçirmek üzere kenara ayırdığını, buna karşın sempati duydukları kişi ya da gruplardan gelen bilgilere doğrudan güvenme eğiliminde olduğunu gösteriyor. Sevilen, hoşlanılan ya da güven duyulan bir kişinin sunduğu bilgi söz konusu olduğunda insanlar bilgiyi kimin sunduğundan ziyade sunulan şeyin ne olduğuyla daha çok ilgililer.
Kutuplaşmış zihni anlamak
Bilgimizi, genellikle farklı bilgi parçalarını bir araya getirip sentezleyerek artırırız. Yeni bir işe başladığınızı düşünün. Çalışanların tamamını bir arada görmemiş olsanız bile kısa bir süre sonra insanlar arasında kimi bağlantılar kurmaya başlarsınız. Mesela Anna ve Maria ile tanışıp iki üç gün sonra Maria ile Emilia’yı birlikte gördüğünüzde, bundan Maria’nın Anna ile değil de Emilia ile çalıştığı sonucunu çıkarabilirsiniz.
Fakat sempati duymadığımız gruplarla ilgili anıları sentezlemede düşündüğümüz kadar iyi değilsek o zaman bu durum, bilgi dağarcığımızı genişletme kabiliyetimizi sekteye uğratabilir. Hoşlandığımız bir kaynaktan gelen bilgi, kendi kanı ve inançlarımızla uyumlu olduğundan toplulukların bilgi ağı da partizan bölünmeler üzerinden şekillenebilir. Yani eskisine nazaran daha temiz bir parkın bu yeni durumu, antipati duyulan bir kuruluştan ziyade sempati duyulan bir kuruluşa atfedilebilir. Böylesi bir olgunun varlığı bizi, orman yangınlarından iklim değişikliğine kadar çok geniş bir çerçevede düşünmeye ve herhangi bir olumsuz olayın niçin ortada herhangi bir kanıt bulunmasa dahi sevilmeyen gruplara atfedildiğini açıklamaya yardımcı olabilir.
Araştırmamızın sonuçları, nötr bilgilerde bile bu eğilimin bariz olduğunu gösteriyor. Gerçek yaşamda sık sık karşılaştığımız, bilginin bir hayli tartışmalı olduğu ve güçlü tepkilerle karşılandığı vakalardaysa ortaya çıkan etki daha belirgin olabilir. Örneğin hangi haberin gerçeği yansıttığına, hangi haber kaynağının güvenilir olduğuna karar vermek gibi. Çünkü yanlış bir bilgi kaynağına güvenen insanların, bu bilgileri hatırlama olasılığı daha yüksek olmakla kalmaz aynı zamanda bu bilgiyi, etraflarındaki dünya hakkında çıkarımlarda bulunmak için kullanırlar. Bu da demektir ki, sahte haberler, insanların sahip olduğu bilgi birikimini ve dolayısıyla dünyaya olan bakışlarını derinden etkileyebilir.
Şu an bu önyargılarla ilgili toplumda bir farkındalık yaratmanın farklı kaynaklardan gelen bilgiyi entegre etmede değişikliğe yola açıp açmadığını bilmiyoruz. Önceki araştırmalar, önyargılara ilişkin farkındalık kazanmanın insanların karar alma, tercihte bulunma mekanizmalarını etkilemediğini gösteriyor.
Siyasi bölünmenin en güçlü olduğu durumlarda bile insanlar memleket ya da ulus gibi çatı gruplarla özdeşleşmeye devam eder. Bu tarz ortak bağların ön plana çıkarılması oluşan kimlik algısını geçici olarak aktive eder ve insanların düşünceleri üzerinde ciddi bir etki yaratır. Böylesi bir ortak bağın varlığı diğer kimliklerin önemini azaltmasa bile kişinin kendi grubunun üyesi olarak gördüğü kişileri yeniden çerçevelemesine sebep olabilir.
Çalışma bulgularımız, farklı gruplar arasındaki sosyal kutuplaşmanın kısmen de olsa temel bilişsel işlevler üzerinden açıklanabileceğini gösteriyor. Her ne kadar sosyal medya paylaşımları insanlar arası kutuplaşmanın görünürdeki tezahürleri olsa da, gerçek savaş alanı insanların beyinlerinde yatıyor.
Çeviren: Fulya Kılınçarslan






