Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

27 Temmuz 2017

Öykü

Serhat Uyumaz • Dört As

Oggito

Paylaş

31

0


Kupa

Soğuk bir kış günü evde oturuyorum. Yeteri kadar sıcak değilmiş gibi üzerimde yün yelek, altında kat kat giysi, ayağımda patiklerim. Zaten yaş itibariyle sıcak bir gün de olsa evde oturacağım. Bu kombinle kış aylarında yazı yaşıyorum. Şimdi de sıcaktan hoşlanmıyorum, nedeni o günlerdeki giyim tarzım olabilir. Tek başıma dışarı çıkabilecek erginlikte değilim. Oturdukça darlanıyorum. Gürültü ediyorum, koşuyorum. Sıcak bedenim daha da ısınıyor. Isındıkça asabileşiyorum. Evde tuhaf giden bir şey var. Baba diye seslendiğim adam, güpegündüz kanepede gazete okuyor, bugün evde. Televizyonu seyretmemesine rağmen, bana çizgi film açmıyor, kumandasız televizyon kullanmayı bilmediğim için müdahale edemiyorum. Hararetin verdiği asabiyetle coştukça koşuyorum. Koştukça daha da ısınıyorum, terliyorum. Oldum olası kısıtlanmaya gelemem. Önüme engel koymuşlar. Benden büyük bir demir yığını cayır cayır yanıyor, önündeki ızgarada çaydanlık var. Yetmezmiş kaynıyor, ısıtıyor, beni kavuruyor. Alanım dar olduğu için onu kapayıp kenara çekmeliyim. Bu konuda umut doluyum, kendim yapabilirim. Büyüklerin bu soba denen zımbırtıyı üstündeki düğmelerden kapadıklarını biliyorum. Arkasına geçiyorum, tüpe basarsam üzerine çıkıp kapayabilirim. Deniyorum, yarı yolda hesaba katmadığım koca elli adam, babam, bağırarak, yanacağımı söylüyor. Orada ne arıyorsun, kocaman eliyle ufak kıçıma bir tane şaplak atıyor. Kısıtlanmaya gelemem. Patiklerim yere değince sinirden çığlık atıyorum. Bu ne cüret! Dış kapıya koşuyorum. Her dediğimi yapan adamın yanına gidip şikâyet edeceğim. Kimse ona karşı gelemiyor. O da bana karşı gelemiyor. Zaten karşı gelinecek yaşta değilim. Süper anlaşıyoruz. Kapıyı yumrukluyorum. Gri bıyıklarının üzerinden bana bakıyor. Ağladığımı görünce gülümsemesi bozuluyor. Ne oldu yakışıklım? Dede, babam beni dövdü. Sebebi önemli değil. Kapıda beliren kocaman adama, daha kocaman adam fırça atıyor. Babam saygısından bir şey demese de durumu açıklamaya çalışıyor. Benim de burama gelmiş! Benim burama gelmesi, o yaşlarda dedemin diz kapağının biraz üzerinde. Normalde sabırsız olan Mustafa Uyumaz, olanlarla beraber, benim burama kadar dediğim limitini daha da düşürerek çocukla çocuk oluyor. Gel, çizgi film izleyelim, taş devri başlayacak. İkili kanepe, tüplü televizyon. Kupa ası, bu bir.

Karo

Şimdi yetişkin biri gibi elini kavrayabildiğim dedemin, o zaman işaret parmağını tutabiliyorum. Çok güzel bir duygu, şu an değil. Çünkü pek farkında değil. Çoğunuz bilirsiniz. Kendisi orada ve kötü bir şey olma ihtimali yok. Elimde yemem için bir şey var, annemin izin vermediği, net hatırlamıyorum. Güven duygusunu hissetmek işte böyle bir şey. Parka gidiyoruz. Park da park! Yeni nesil anlamaz. Kum var. Eve gelince banyoya girmek zorundasınız. Külotunuzdan bile kum çıkar. Estetik olmayan demir yığınları içinde eğlenirsiniz. Ahşap oturaklı salıncaklarda sıra vardır. Kaydıraklar uzun ve güvenli değildir. Pamuk şeker, patlamış mısır. Kola! Yorulsun istemiyorum. Ben eğlenirken ayakta dikiliyor. Kısa tutuyorum park ziyaretini. Sanırım beğenmediğimi düşünüyor. Sahile gidelim, diyor. Dostum sen sahil iste, nedir yani. Meydandan aşağı iniyoruz. Omuzlarındayım. Her yer daha net gözüküyor. Müthiş! Hava güzel, ortalık ıslak toprak ve çimen kokuyor. Fıskıyelere yaklaşmak için izin istiyorum. Üşütüp hastalanırım diye reddediyor. Haklı, bir yerde emanet çocuk sonuçta. O zaman böyle düşünmüyorum. Otlara doğru koşarken, önüne bakmayan bisikletli bir genç bana çarpıyor. Gri kaşları ve aynı renkte gözleri, o bakışları muhatap alan kişi için savuşturulması çok zor bir saldırı. İstemeden oldu belli, çocuk neye uğradığını şaşırıyor, yerdeyim. İstemeden oldu amca. Amca seni duyamaz yavrum. O şu an tek eliyle binicisini ve torununa çarpan bisikleti kaldırıma doğru tek eliyle fırlatmakla meşgul. Kızlara artistlik yapacağına yoluna bak deyyus, cümlesinden sonra, o çocuk ileride cinsel problemler yaşar dedeciğim. Kızlar senin gücünden daha fazla etkilenmiştir. Gülüyorum duruma. Dizlerimin kanamasına asla aldırmadım ve bu ilkiydi. Eve omuzlarda dönüyorum, Omuzlarda dönmesi gereken ben değilim. Dede çişim geldi. Tamam aslanım geldik. Ensesindeki ıslaklıktan şikâyet etmiyor. Siz görmeseniz de ikinci kart karo, mavi gömlek cebinde.

Sinek

Kendisini ziyarete gidiyorum, farkında olmadan aynı anda odasına çıkıyoruz. Oda numarasını bilmesem de gürültüsünden tanırım diye düşünüyorum. Haksız olmadığımı bana kanıtlıyor. Ben sakat değilim, ikinci kata yürüyerek çıkabilirim, bu tekerlekli sandalye niçin? Bağırıyor. Sandalyenin sapları el değiştiriyor. Yavaş ol be adam, deyip gülüyorum. Kalın sesiyle kahkaha atıyor. Odasında bana geçmişini anlatıyor, babaannemle nasıl tanıştıklarını. Birazdan döneceğiz, diyen babamla halamı duymuyor. Otur, dizi izleyelim, diyor. Dizi nedir, seni yazacağım, diyemiyorum. Öyle bir niyetim de yok o zamanlar. Ameliyat iyi geçti, yarın eve dönüyoruz, diyorum. Gidersin yahu otur, diyor. Beraber, diyorum. Tamam bende gelirim. El sallıyorum otobüste. Binmeden önce sessizce hep köşede duruyor. Elini öpüyorum, atölyeye alacağım, gelince alırsın yakışıklım, diyor. Yakışıklısı olacağım en son yere gidiyorum. Saçım ve sakalım yok. Beni ilk gördüğünde de böyleydim. Senin için değişen bir şey yok sanırım. Tamam dede. Altı ay sonra görüşürüz, diyorum. Telefonda kendisini soruyorum. Serhat, bu adam sabahları elinde bıçakla bir yere gidiyor, Gelsin kendi uğraşsın bıktım yahu, diyor babaannem. Kedim beni kıskanıyor ben onu. Benim enseme asla tırmanmadın. Balkonda sigara içiyorum. Gülerek, Dur bakalım, bekle, diyerek bıçakla salam doğruyor. Kahkaha atıyor, okşuyor onu. Öbürlerinden sakınıyor. Kendinden geçiyor kimseyi görmüyor ikisi de. Dede ne yapıyorsun? Öksürerek, ciddiyetle, kedilere yem veriyorum. Bir kedi var diyemiyorum. Gülümsüyorum, görmüyor. Mişel kadar kara sinek ası.

Maça Ası

Eve döndü, keyifsiz. Durumdan haberi yok. Son kez beraber çorba içiyoruz. Bana bir şeyleri kanıtlar gibi içiyor. Daha buradayım dur bakalım, der gibi. Güvenim sarsılmasa da sözünü tutuyor. Kendisine ayrılan yatağında uyurken, işaret parmağını tutuyorum. Yarın yine geleceğim, evden bir şey istiyor musun? Boş bakmıyor doktorun söylediği gibi. Başını yukarı kaldırarak, Hayır, diyor. Bu boynumu oynatabiliyorum, daha buradayım, dur bakalım demek, biliyorum. Maça ası falan yok. Sana onu vermeyeceğim.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Pınar Civan: Neden Feministim?Haden Öz
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

James Folta

10 Temmuz 2025

Yaz Mevsimi Kalın Bir Kitap Okumak İçi..

Görünüşe bakılırsa bu yaz kimileri için eziyet, hedeflere ağır basıyor ve çoğu insan yaz aylarının sözde özgürlüğünü kendine –kendi şartlarıyla–  eziyet etmek için kullanıyor.Görünüşe bakılırsa bu yaz herkes tercihini hacimli kitaplardan yana ku..

Devamı..

Samandağ Kitap Fuarı ve Yıkıntıların İ..

Semih Gümüş

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024