Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

14 Şubat 2024

Hayat

Silüriyen Dönem Hipotezi

Rich Cohen

Paylaş

0

0


Kadim mistik metinler çok daha eski bir yaradılış mitine işaret eder.

On bir yaşlarındayken Glencoe, Illinois’deki Bluff Road’da, Tudor mimarisiyle inşa edilmiş bir evde yaşıyorduk. Günün birin kapı çaldı ve soyadları Frank olan üç adam (ikisi genç, biri yaşlıydı) eskiden bu evde yaşadıklarını söyledi – fakat aylardan ya da yıllardan değil onlarca yıl öncesinden bahsediyorlardı. Yirmi yıl süresince burada yaşamışlar, burada büyümüşler. Evin eski olduğunun elbette farkındaydım ama o zamana kadar bu odaların bizlerden önce başka sahiplerinin olduğu ve aslında hiçbir zaman bütünüyle bizlere ait olmadığı aklıma gelmemişti. Genç olan benim odamın olduğu tarafa yöneldi ve tuğla duvara kazıdığı kendi adını gösterdi: Bobby Frank, 1972. Bu isim ve tarih başından beri oradaydı ve ben bunu bilmiyordum.

İnsan ırkının içinde bulunduğu durum tam da buna benziyor: buraya nasıl geldiğimizi bilmediğimiz gibi buranın bizden önce neye benzediği hakkında da hiçbir fikrimiz yok. Bu konu üzerinde çok düşündüğümüz söylenemez. Merak etmediğimizden değil, bir şeylerin ne kadarını bilmediğimizi bile bilmediğimiz için.

Komplo teorisi nedir?

Bizden saklanan gerçekleri ifade eder. Bu bir sır da olabilir, henüz sorulmamış bir sorunun yanıtı da.

Modern insan yaklaşık iki yüz bin yıldır yeryüzünde. Gezegendeki yaşamın başlangıcıysa üç buçuk milyar yıl öncesine dayanıyor. Yani modern insanın hakkında pek az şey bildiği 3.495.888.000 yıl, hiç olmamış gibi davranılıyor.  Oysa bu süre içinde birden fazla endüstriyel uygarlık yükselmiş ve çökmüş olabilir – üç milyar yıl bunun için fazlasıyla yeterli. Başka bir deyişle aynı ekranda farklı bir şov. Ya da aynı sahada oynayan farklı takımlar. Aşina olduğumuz aynı gökyüzünün altında bizlerden önce yaşayan yabancı türler, bu türlerin kurduğu uygarlıklar, kullandığı teknolojiler… Bu tarz çok eski uygarlıklara, inşa ettikleri nesnelere ve birkaç yüz bin yıldan fazla süremeyecek olan endüstrilere dair bir kanıt bulamayız. Bizden geriye de pek bir kanıt kalmayacak. Çünkü levha tektoniği işinin başında ve sadece birkaç milyon yıl içinde dünyanın kendisi de dahil olmak üzere yüzeyde ne varsa derin denizlere gömülecek. Zira şu an dünya üzerindeki en eski masif alan İsrail’deki Negev Çölü’nün bir bölümü – yaşı bir milyon yıldan biraz fazla ki, bu sayı üç buçuk milyar yıllık bir süreç içinde neredeyse hiçbir şey.

silüriyen periyot

Bunun sonucunda benim en sevdiğim komplo teorilerinden biri ortaya çıktı – elbette bildiğimiz anlamıyla bir komplo teorisi değil çünkü geleneksel komplo teorileri hain elitler tarafından saklanan sırlardan oluşur. İnsanlık, bu gezegende yaşamış düşünebilen ve alet kullanabilen varlığın sadece kendisi olduğuna inanadursun, benim bahsettiğim teoride sırrı ondan saklayan, bizzat dünyanın kendisi.

NASA’nın Goddard Enstitüsü’nde iklim modelleri üzerine çalışmalar yapan Gavin Schmidt ve Rochester Üniversitesi’nden astrofizikçi Adam Frank, 2018 yılında Silüryen Hipotezi olarak adlandırılan teoriyi oluşturdular. Schmidt, iklim değişikliğinin olası ip uçlarını yakalayabilmek için uzak gezegenler üzerinde çeşitli araştırmalar yaparken, ancak sanayileşmiş bir uygarlığın yol açabileceği türden sıcaklık artışlarını gösteren “Hipertermallere” rastladı. Bunlar, ışıkları yakabilecek denli gelişmiş bir türün varlığına işaret ediyordu. Dolayısıyla karbon salınımından kaynaklanan böyle bir değişim, bizimki de dahil olmak üzere endüstrileşmiş herhangi bir ırkın arkasında bırakabileceği yegâne kanıt olabilir. Yani ne piramitler, ne gökdelenler, ne strafor tabakası, ne de Shakespeare… Her şey sona erdiğinde bizden geriye sadece kayalar üzerinde, Antroposen’in başlangıcını işaret eden bir değişiklik kalacak.

Schmidt ve Frank çalışmalarının yönünü yukarıdan aşağıya, yani kozmostan yeryüzüne çevirdi. Uzaylı dediğimiz başka türlere ait gelişmiş yaşamlar niçin bizlerden kilometrelerce ve yıllarca uzakta değil de, burada olmasın? Hakikaten de yüzey ısısında gizemli bir sıçrama söz konusu; küresel sıcaklık, elli beş milyon yıl önce 9 Fahrenheit’dan 14 Fahrenheit’a yükseldi – yaklaşık 15 Santigratlık bir fark. Paleosen-Eosen Termal Maksimum olarak adlandırılan bu dönemden kalan kanıtlarla şu an içinde bulunduğumuz karbon dünyasının bırakacağı kanıtlar aynı. Başka sıçramalar da olmuş olabilir ama jeolojik kanıtlar ancak bu kadar geriye gittiğinden bunu bilemeyiz. Nihayetinde her şeyin ezilip un ufak olduğu, geri dönüşüme uğradığı ve farklı bileşimlerde yeniden oluştuğu devasa bir mekanizmanın yüzeyinde yaşıyoruz. Termal maksimuma sebep olan olay yeryüzüne çarpan bir meteor olabileceği gibi şu an Atlantik’in altında uykuda olan volkanlardan biri de olabilir. Veya tıpkı bizler gibi önce yükselen, sonra da tıpkı bizlerin düşeceği gibi düşmüş olan eski bir uygarlığın kanıtları olabilir. Aslında bu, bütün gelişmiş türlerin kaderi; mevsimsel döngüler kadar doğal bir yükseliş ve düşüş. Böyle bir evren olabildiğince ironik: ürettikleri teknolojilerle kendi kaçındıkları sonu getiren karakterler yaratıyoruz.

Schmidt ve Frank, derin zaman fikrine ilişkin tek bir öncül buldular. O da bilimden değil, bilimkurgudan geliyordu. Dr. Who’nun bölümlerinden birinde zaman yolcularından biri 450 milyon yıl kadar geriye gider ve şimdilerde soyu tükenmiş olsa bile o zamanlar muazzam bir teknolojiye sahip kertenkele ırkıyla karşılaşır. Kertenkeleler silüryenler olarak adlandırılır – ve dolayısıyla bu hipotez de Silüryen Hipotezi.

Aslına bakarsanız bu yeni bir fikir değil. Kadim mistik metinler çok daha eski bir yaradılış mitine işaret eder. Elbette İncil’de yer almazlar çünkü bunlar insanları hiç mi hiç ilgilendirmez. Fakat kanıtları her yerdedir. Hatta bazı komplo teorisyenlerine göre modern insanla kertenkele insanların yeryüzünü paylaştığı kısa bir zaman aralığı olmuş ama yeni ırkın (modern insan) ormandan çıkışıyla bu eski ırk yok olmuştur. Muazzam bir teknolojiye sahip olan eski kertenkele insanlar inanılmaz mucizeler yaratmışlar ve modern insan bu eski ırkın son jenerasyonunu tanrı olarak kabul etmiştir. Mezopotamya’da hâlâ insanları sürüngen adamlar önünde eğilirken tasvir eden oymalar bulunur. Tevrat ise onlardan Nefilim olarak söz eder: Genesis’e göre Tanrı’nın oğullarıyla İnsan’ın kızları çocuk sahibi olduğunda Nefilimler yeryüzündeydi. Fakat Nefilimler’in ne ya da kim olduğu sorulduğunda hiçbir haham ya da papaz açık bir yanıt veremez – ben gidip sordum, siz de deneyin, göreceksiniz. İncil ve Tevrat böyle tuhaf şeylerle doludur.

silüriyen periyot

Kabala ile ilgilenen bir arkadaşımın söylediğine göre şu an üzerinde yaşadığımız dünya Tanrı’nın yedinci yaratımı. “Kanıtlar her yerde,” dedi bir gece bana, “gökyüzünden inen bir meteorun bütün geçmişimizi sildiğini söyleyebilirler ama bu meteor, kadim metinlerin tanrıya atfettiği işlerden biri değilse nedir?” Bazı insanlar silüryen ırkın hâlâ dünya üzerinde yaşadığına inanıyor. Sahip oldukları bilgi ve teknolojileriyse ancak gizli bir elitle – muhtemelen Masonlarla ya da Yahudilerle – paylaşıyorlar. Hatta bazı sözde bilim insanlarına göre yaklaşık on bin yıl önce Hindistan’da nükleer bir patlama meydana geldi. Bu bir doğa olayı olabileceği gibi, Silurya ırkını yok eden bir savaş da olabilir. Vedic Knowledge isimli bir web sayfası, bahse konu patlamanın kanıtlarını yayımladı. Bu raporlara göre kullanılan bomba, 1945 yılında Japonya’ya atılan bombalarla eş değer büyüklükteydi ve Hindistan’ın Rajasthan kentindeki binalarla birlikte yarım milyon insanı da yeryüzünden sildi.

Kimilerinin geçmişte yaşanmış olan nükleer bir savaşın kanıtı olarak gördüğü bu antik katastrof, kadim Sanskrit destanı Mahabharata’da şu cümlelerle anlatılır: “Kendini gösterdiğinde evrendeki tüm gücü yüklenmiş tek bir mermiydi. On bin güneş kadar parlak bir alev sütunu tüm ihtişamıyla yükselirken bu bilinmeyen silah, bu demir yıldırım tüm bir ırkı küle çeviren devasa ölümün habercisi oldu.”

Dünya üzerinde insan ırkından önce yaşayan endüstrileşmiş uygarlıkların olduğu fikri elbette heyecan verici. Nihayetinde bu, aslında hiçbir şey bilmediğimiz anlamına geliyor. Ama aynı zamanda iklim felaketiyle yüz yüzeyiz. Ve içimizden bazılarının, hâlihazırda engellenebilir olan bu tehlikeleri ısrarla jeolojik geçmiş üzerinden okuması ya da karşı karşıya olduğumuz kıyameti daha önceden defalarca yaşanmış mutlak bir sona indirgemesi gerçekten yürek parçalayıcı.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

En güzel aşk romanları...Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Christine Estima

20 Eylül 2025

Kafka’nın İlk Çevirmeni: Milena Jesenská

“Henüz var olmayan bir şeyi, ancak ona tutkuyla inanırsak yaratabiliriz."1920’li yılların Viyana’sı günümüzün kozmopolit Viyana’sı gibi değildi. I. Dünya Savaşı sona ermiş, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu çökmüş,  bu acımasız savaşın yarım bıraktığı işi 191..

Devamı..

Sapanca’da Doğa Yürüyüşü Yapılabilecek..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024