Esra köpeklerin havlamasıyla uyandı. Gündüz sesleri çıkmıyor, gece olunca ruh değiştiriyorlardı sanki. Gözlerini tavana dikti, İzmir’e varmış olmalı, dedi. Komodindeki saat gece yarısına yaklaşıyordu. İçi sıkılarak doğruldu. Yataktan kalktı, banyoya gitti. Aynada kendisine baktı. Ağlamaktan gözündeki kalem akmış, yanaklarına kadar dağılmıştı. Saçları birbirine karışmış, kirpikleri yapışmıştı. Musluğu açtı suyu hızla yüzüne çaptı. Bulaşan makyaj kalıntılarını gelişigüzel temizledi. Askıdaki havluyu eline alınca bir an durdu, kokladı havaalanında onunla vedalaşırken duyduğu kokunun aynısıydı. “Üzgünüm,” diyerek sarılmış, sonra da arkasına bile bakmadan uçağa binip gitmişti.
Dağınık yatak odasına baktı. Nereden başlamalıyım dercesine etrafa göz gezdirdi. Nevresimleri değiştirmeye karar verdi. Yatağın içinden çıkan yakın gözlüğü bulunca eline aldı. Bir süre gözlüğe baktı, sonra gözüne taktı. Her gece uyumadan önce birlikte yapacakları tatil programı için internetten tur programlarına bakarlar, ucuz uçak bileti seçerlerdi. Bu sefer tek yöne tek kişilik bilet almıştı Nedim. Sadece elini tutup, nefret etme benden demekle olmuyordu bu iş. Bunu bana anı olsun diye mi bıraktı yoksa gözü arkada mı kaldı, dedi içinden. Sinirle gözlüğü komodine doğru attı. Ayaklarını sürüyerek mutfağa doğru yürüdü.
Nedim arkasında uzun kuyruklar bırakarak uçağa binip, kolayca gitmişti. Üzgün olduğunu söylemesi bir şeyi değiştirmiyordu. Son söyledikleri yeterince üzmüştü zaten. Aralarında hiçbir şey yaşanmamış gibi öylece bir başına bırakmıştı. Üzüntüden çıkış kapısını bile bulamamıştı. Karıkocalar, sevgililer yan yana, o bir başına.
Bardağa su koydu, bir dikişte içti. Hele eve dönüşü. Üzerine üzerine gelen insan selinin arasından geçip taksiye binene kadar havaalanı bir labirentti sanki. Zar zor taksiye binmişti. Trafik yoğunluğunu hiçe sayan hızlı şoför makas yapa yapa yol alırken, ölsem de kurtulsam diyecek kadar çaresiz hissetmişti kendini. Sürücü düşündüklerini anlar gibi dikiz aynasından bakınca kendi kendine konuştuğunu fark etmiş, hemen toparlayıp biraz yavaşlar mısınız, demişti.
Kahve kutusunu açtı, kaşığı dolandırdı. Kahvenin tortusundan başka bir şey yoktu. Teneke kutuyu ters çevirdi cezvenin içine salladı, bari bir fincan kahve çıksaydı, dedi.
Eve gelir gelmez sessizce üzerini değiştirmiş, kendini ağlayarak yatağa atmıştı. O kadar çok ağlamıştı ki yorgun düşüp bayılmış olmalıydı. Uyuya uyuya neredeyse gece yarısını etmişti. Derin bir nefes aldı. Sanki tonlarca anı göğsünün üzerinde oturacak yer arıyordu. Bu pijamalar da pişirdi beni, diye söylendi. Uzun zamandır pijama giymiyorum diye mi? O istiyor diye gecelik giye giye alıştıysam demek.
Dolapların içinde yedek kahve paketini aramaya başladı. Neydi son içtikleri acı kahve. Bir yudum alıp, “Birlikte olamayız anlasana yapamayız, huzur vermezler,” diyerek üzüntülü bir ifadeyle konuşmuştu. Sonra yüzünün şekli değişmiş, kahvesinden bir yudum daha almıştı. Uçak saatini gösteren ekrana bakıp “Hâlâ nikâhlı karım sonuçta, o bir yandan, çocuklar öbür yandan. Seni de rahat bırakmaz bunlar. Yoruldum, anlıyor musun?” diye devam etmişti.
Ne kolay bir konuşmaydı bu. Konuşma karşılıklı olur, oysa sadece o konuşmuştu. Her şey ne kadar hızlı oldu, dedi içinden. Tek kelime bile edemeden hayatımdan yolcu ettim Nedim’i.
Mutfak dolaplarının altını üstüne getirdi ama kahve bulamadı. Tedbirsizliğin bu kadarı, akıl mı kaldı, diye söylendi. Sokağın sonundaki tekel bayii açıktır, diyerek aceleyle üzerine montunu giydi, çıktı.
Apartman ışıkları her sönüşünde söylenmeye devam etti. Daha merdivenler bitmeden ışık sönüyor, önünü bile göremiyordu. Demir kapıyı açtı, kendini sokağın tozlu yollarına bıraktı.
Yüzüne çarpan serin havayı içine çekti. Etrafta kimseler yoktu. Sokak oldukça ıssızdı. Evlerden süzülen ışıklar biraz olsun güven verdi.
Sokağın kırık dökük asfaltı ayağına takıldı. İki üç adımda bir tökezledi. Hayatım bu sokak gibi, iki ileri bir geri takıla tökezliğe yürüyorum işte. Elde ne var koca bir hiç. Otuz dört yaşına geldim, hâlâ yalnızım, diye söylendi. Üzerinde pijama, ayağında terlikle evden çıktığını o zaman fark etti.
Boş arsanın yanından geçerken bir çıtırtı duydu. Sokak lambaları yanmadığı gibi, apartmanlar da ışıksızdı. Ses yavaşça yaklaştı, yaklaştı hırıltıyla karıştı. Bir gölge gördü.
Binaların arasındaki o karanlık arsadan çıkan gölgenin üç iri çomar olduğunu görünce sesi kesildi. Öylece olduğu yerde durdu. Köpeklere zoraki gülümsedi. Korkmuyorum, yok canım kesinlikle korkmuyorum, diye mırıldandı. Akşamları seslerini evinden duyardı ama hiç karşı karşıya gelmemişti. Yaprak gibi titremeye başladı.
Köpekler oldukça iriydi. Yaklaşmayın ne olur? Bir şey yapmadım ki ben size, diye titreyen sesle mırıldandı. Sokağın sonuna doğru baktı, hızlıca koşabilirdi. Ama ayağındaki terliklerle bu bozuk yolda koşmak gözüne hiç kolay görünmedi.
Çığlık atsam mı, diyerek etrafa baktı. Köpeklerden biri iyice yaklaşıp koklamaya başlayınca sesi kesildi. Üçü de birbirinden çirkin geldi gözüne. Korkunç dişleri kemiklerini kıracak gibi sivri, akan salyaları üzerine bulaşacak gibi yapışkan göründü. Kızgın kırmızı gözleriyse gözü dönmüş bir canavarın bakışları gibiydi. Kolunu, bacağını parçalasalar kimse duymaz, ertesi gün çöpçüler bulurdu. Allah’ın cezası ıssız sokak, tek insan geçmez mi? Daha fazla yaklaşmayın ne olur. Sadece kahve almaya çıktım sizinle bir derdim yok.
Köpekler adım adım yaklaştı. Ayaklarını sürüyerek ufak ufak yürümeye devam etti. Bu kadar yaklaşılmaz ki, koklama sakın beni. O anda bir ıslaklık hissetti. Korkudan vücudundan ter boşaldı gibi oldu. Göğüslerinin arasından yol bulan sıvı tüm vücuduna yayıldı. O sırada bacaklarının arasından akıp giden bir sıcaklık hissetti. Yoksa bir şey mi yaptım, diye endişeyle pijamasına baktı.
Gözlerini sıkı sıkı kapadı, çömelip ağlamaya başladı. Köpeklerin nefesini yüzünde, hırıltılarını kulağında hissetti. Sonra uzaktan bir düdük sesi duydu. Yavaşça gözlerini açtı, kimseyi göremedi. Eli, ayağı sinirden boşalmış halde titremeye başladı. Köpeklerin uzaklaştığını görünce gözyaşlarını sildi, ayağa kalktı. Önce eve doğru yürüdü, sonra birden durdu. Derin bir nefes aldı, tekel bayiine gitmeye karar verdi.






