Stephen Hawking’in “Sınırsızlığı”

Stephen Hawking’in “Sınırsızlığı”


Twitter'da Paylaş
0

Yirmi bir yaşımda ALS teşhisi konması büyük adaletsizlik gibi geldi. Neden başıma böyle bir şey geliyordu? Hayatımın sona erdiğini, potansiyelime hiç ulaşamayacağımı düşündüm. Ama üzerinden elli yıl geçtiğinde, “İyi yaşamışım” diyebiliyorum. Bilim dünyasına damgasını vuran İngiliz bilim insanı Stephen Hawking, çocukluğunu, arkadaşlarının kendine Einstein lakabını taktığı St. Albans’taki okul günlerini, henüz 21 yaşındayken yakalandığı ALS hastalığını, babasının da çok istediği Oxford ve Cambridge üniversitesindeki yıllarını, ilk eşi Jane ile evliliğini, çocuklarını esprili bir dille  Benim Kısa Tarihim adlı kitabında anlattı. Kitabın “Sınırsızlık” başlıklı son bölümünde Stephen Hawking kendini büyük bir içtenlikle şöyle anlatıyor:

“Sınırsızlık”

Yirmi bir yaşımda ALS teşhisi konması büyük adaletsizlik gibi geldi. Neden başıma böyle bir şey geliyordu? Hayatımın sona erdiğini, potansiyelime hiç ulaşamayacağımı düşündüm. Ama üzerinden elli yıl geçtiğinde, “İyi yaşamışım” diyebiliyorum. İki kez evlendim; üç güzel ve başarılı çocuğum oldu. Bilimsel kariyerimde de başarılıydım. Kara deliklerden kuantum ışınımı gerçekleştiği yönündeki tahminim doğruluğunu teorik fizikçilerin büyük bölümü kabul eder, fakat deneysel olarak doğrulamak zor olduğundan henüz bununla bir Nobel Ödülü kazanamadım. Öte yandan, keşfin deneylerle doğrulanmamış olmasına rağmen teorik öneminden ötürü, Nobel’den de değerli olan Temel Fizik Ödülü’nü kazandım. Engelliliğim bilimsel çalışmalarıma ciddi ket vurmadı. Hatta bazı bakımlardan yararlı olduğunu bile söyleyebilirim. Lisans sınıflarına ders vermem gerekmedi, zaman israfından ibaret komite üyeliklerine de mecbur kalmadım. Kendimi bütünüyle araştırmaya verebildim. Meslektaşlarım için herhangi bir fizikçiyim, fakat kamuoyu nezdinde herhalde dünyanın en ünlü bilim insanı oldum. Bu hem Einstein dışında bilim insanlarının star şöhretine erişmemesinden kaynaklanıyor, hem de “sakat dâhi” kalıp yargısına çok iyi oturmamdan. Peruk ve güneş gözlüğü takıp kamufle olamıyorum; yapsam bile sandalye ele verir. Ünlü ve tanınmış olmanın artıları da var, eksileri de. Eksileri bazen sıradan şeyler, yanıma gelip fotoğraf çektirenler olmadan alışveriş yapabilmek gibi; geçmişte basının özel hayatıma sağlıksız bir ilgi duyması da hoş olmadı. Fakat artıları, eksilerini çok geride bırakıyor. İnsanlar beni gördüklerine gerçekten seviniyorlar gibi. Hatta hayatımdaki en büyük izleyici kitlemi, 2012 Londra Özel Olimpiyatları’nın sunuculuğunu yaparken yakaladım. Dolu dolu bir hayat yaşadım. Engelli insanların, yapamadıkları şeylere üzülmek yerine yapabildikleri şeylere yoğunlaşmaları gerektiğini düşünüyorum. Ben, istediğim şeylerin büyük bölümünü yapabildim. Çok seyahat ettim. Sovyetler Birliği’ne yedi kez gittim. İlk gidişimde bir öğrenci kafilesiyle birlikteydim; içlerinden biri Vaftizciler’denmiş, Rusça İncil dağıtmak istiyormuş, içeri kaçak sokmamızı istedi. Gümrükten geçirmeyi başardık, ama memurlar ne iş çevirdiğimizi biz dışarı çıkamadan anladıkları için, bizi biraz alıkoydular. “İncil kaçakçılığı” gibi bir suçlama uluslararası çapta olay çıkarıp dikkatleri üzerlerine çekeceği için, birkaç saat sonra bıraktılar bizi. Diğer altı ziyaretimi, Batı’ya gitmesi yasak olan Rus bilim insanlarını görmek için gerçekleştirdim. Sovyetler Birliği 1990’da dağıldıktan sonra en iyi bilim insanlarının birçoğu Batı’ya geçtiğinden Rusya’ya tekrar gitmedim. Bundan başka Japonya’ya altı, Çin’e üç kez gittim; Avustralya dışında Antarktika dahil bütün kıtalara ayak bastım. Güney Kore, Çin, Hindistan, İrlanda, Şili ve ABD devlet bakanlarıyla tanıştım. Beijing’deki Büyük Halk Meclisi’nde ve Beyaz Saray’da konuşmalar yaptım. Bir denizaltıyla denizin dibine indim, balonla yükseldim, yerçekimsiz ortam uçuşuna çıktım; Virgin Galactic ile uzaya çıkmak için de rezervasyonum var. İlk çalışmalarım klasik genel izafiyetin Büyük Patlama ve kara deliklerdeki tekilliklerde çöktüğünü kanıtladı. Sonraki araştırmalarım ise, kuantum teorisinin zamanın başında ne olduğunu, sonunda ne olacağını tahmin edebileceğini gösterdi. Yaşamak, teorik fizik üzerinde araştırmalar yapmak için muhteşem bir dönemdi. Evrene dair bilgimize bir şeyler katabildiysem ne mutlu bana.

Kaynak: Stephen Hawking, Benim Kısa Tarihim, Doğan Kitap, 2015.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR