Suna Dirikan • Ölüm Bizi Ayırana Kadar
20 Nisan 2018 Öykü

Suna Dirikan • Ölüm Bizi Ayırana Kadar


Twitter'da Paylaş
0

Bildiğin cin. Bazıları tadını kolonyaya benzetir. İyisini tatmadıkları için. Bardağımı yarıya kadar dolduruyorum. Üzerine tonik ekliyorum. Aslında tonik sevmem. Kinin kokar. Limonu dilimle, içine bir parça buz koy. Cin tonik severim. Taze nane yaprağıyla birlikte ferah bir tad. Sen şimdi benim büyük bir geceye hazırlandığımı bilmiyorsun. Koy bakalım votkanı o çok sevdiğin ince cama. Sen eskilerin kadehe cam dediğini de bilmiyorsun. Bilme. İç bakalım. İçelim. Sağlığına. Bir yandan beni kolluyorsun. Sesimin tonuna, sağlığına derken gözlerine bakıp bakmadığıma dikkat ediyorsun. İçip içip dünyaları yıktığıma az mı tanık oldun. Kızgınsak birbirimizin gözüne bakmayız. Sağlığına derken göz göze bakmamanın kabalık olduğunu ikimiz de biliriz. Kızgınsak, domuzuna bakmayız. Yine aynısı olacak diye düşünüyorsun. Hah. Sen benim az sonra dünyaları yıkacağımı nasıl biliyorsan ben de senin susmakla hiçbir açık vermediğini düşüne düşüne, ciğerini okunacak bir kitap gibi önüme sereceğini biliyorum. Gözünün içine bakıyorum. Gözüne bakmamamdan daha korkutucu bu senin için, değil mi? Her şey yolundaymış gibi. Oldu bitti bunların hepsi. Yine aynısı olacak. Bir akşam daha geçecek böyle diye susarken bunları düşünüyorsun. İlk hamleyi ben yapıyorum her zamanki gibi. “Samet haddini iyice aştı, bak sana söyleyeyim. Bir daha yüzüne bakmayacağım.” “Böyle atar tutar yine çağırırsın sen onları.” “Ya ne yapacağım? Feryal.” “Biliyoruz. Feryal kırk yıllık arkadaşın.” “İlki yanlışlıkla oldu sandım. Dizimi her kaçırdığımda yeniden değdi.” “Sen orada bir şey söyleyecektin.” “Ne söyleyecektim. Çek şu dizini derim ben. Tanımıyormuşsun gibi konuşma.” “Deseydin.” “Ancak tanımadıklarıma derim. Sanki bilmiyorsun.” “Tanıdığın biriyse anlamazlığa gelirsin.” “Çıngar isterim istemesine de. Yüzleşsek. Aslında istediğim bu. Yüzleşme. ” Bak o korktuğun sözcüğü kullandım. Adlı adınca. Arkama yaslanıp sözcüğün sende uyandırdığı etkiyi daha iyi izleyebilmek için suskunluğuna yıllar boyu katlanabilirim. Bu sahnenin filmini çekiyorum. Of nasıl sıkıcı. Of nasıl yüzlerce kez aynı biçimde çekildi bu sahne. Karşı karşıya oturmuş adamla kadın. Tokuşturduğumuz ilk kadehten sonrasını saymadım. İncir çekirdeğini doldurmayan konuşmaları kaç yıldır yapıyoruz aynı masanın başında? Yine sarhoş oldum. Ben hep senden önce düşerim. Yüzleşme dedim, sesini çıkarmadın. Ama ben korktuğunu biliyorum. Deli gibi korktuğun için gıkın çıkmıyor. Ciğerini okumasam, sessizliğini güce yorardım. Güçsüzsün. Ama önce sarhoş olan benim. Hadi bakalım. Paydos. Kameraları topluyoruz. “Seni terk ediyorum.” Bugüne kadar bu güçsüz, bitik anlarla kaç makara doldurdum. Susuyorsun. Suskunluğun beni deli ediyor. Hep aynı klişe. Suskunluğun beni deli ediyor klişesi. Çileden çıkıyorum. “Bir kez olsun yüzleş.” Sabah bir bavula mı doldururum artık eşyalarımı, her neyse. Kapıyı vurur çıkarım. Tek söz etmem. Kamera böyle durumlarda ertesi sabah denizin üstünde güneş doğurur. Yeni bir gün. Yatağa gidip sızmaya yakın, aynı gecenin alkolsüz versiyonunu yatak odasının perdelerine yansıtıyorum. Palmiye desenleri arasında filmimizi tekrar tekrar oynatıyorum. Durum aynı. Perdeler sakil gerçekten, değiştirmeli. Yok, artık gerekmez. Sabaha seni gerçekten terk etmeye yemin ediyorum. Ama sabah sen yine kahvaltıyı hazırlamış oluyorsun. Masaya oturuyoruz. Ölüm bizi ayırana kadar.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR