Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

19 Nisan 2022

Edebiyat

Szabó ve Korku

Sedat Sezgin

Paylaş

1

0


Szabó bu filminde devrimcileri bildiğimiz anlamda korkusuz birer kahraman olarak değil de (gerçi kahramanlık kavramı burada yine de tartışılabilir), durmadan kâbus gören, korkan, güvensiz, aldatan, en küçük bir tehlike karşısında bile titreyen-dona kalan ve rahatlamak için başkasının vücut sıcaklığına ihtiyaç duyan sıradan insanı yaratarak gösterir.

Evrimsel açıdan canlılar hayatta kalmak için ellerinden gelen her türlü çabayı gösterirler. Canlıların birincil amacıdır hayatta kalmak. Hatta bazı durumlarda henüz bir bilince sahip olmayan fetüs hayatta kalmak için annesinden bile vazgeçebilir, daha doğrusu anneyi ölüme göndererek hayatta kalmayı seçebilir. Richard Dawkins bunun nedenini genin bencil yapısında aramamız gerektiğini söyler. Zira anne genini bir sonraki kuşağa aktarmıştır, bir nevi yaşamdaki görevini yerine getirmiştir zaten, artık gönül rahatlığıyla hayat ışığını söndürebilir.

Kendini başkaları için feda edebilen kişi ise kahramandır, kahramanlar da muhtemelen bir sonraki kuşakları (genleri) göz önünde bulundurarak bu fedakârlığı yapar, yani aslında evrimsel açıdan baktığımızda burada bir çelişki gözükmemektedir. Yine de her türlü canlı can güvenliği tehlikeye düştüğünde hayatta kalmak için olağanüstü bir çaba sarf eder, bunun için yapmayacağı şey ve denemeyeceği yol yoktur, tarih bunların hikâyeleri ile doludur.

Bunu tetikleyen birincil dürtü de muhtemelen (muhtemelen diyorum çünkü bu konuda uzman değilim) korkudur. Korku insanı hayatta tutmak için günlerce ayakta tutabildiği gibi onu benzer şekilde günlerce aç, susuz ve uykusuz da bırakabilir. Kahramanlar her ne kadar kahkaha atarak ipi boyunlarına geçirseler de matematikçiler iyi bilir, eksi ile çarpılan tüm artılar sonuç olarak aynı seviyede eksiye dönüşür. Yani demem o ki kahkaha o sırada korkunun ters edilmiş hâli gibidir.

Macar yönetmen István Szabó’nun 1980 yapımı "Bizalom" adlı filmi, altyapısını güven-güvensizlik duyguları üzerine kurmuş olsa da aslında bu filmde her zaman görünür olan şey korkudur. Korku filmin tamamına yedirilmiştir.

Can güvenlikleri tehlikede ve başkasıyla evli olan bir adam ve bir kadın zorunlu olarak müstakil bir evin odasında kiracı olarak kalırlar. Evin sahibi yaşlı çiftin onları rejimin ellerine vermelerinden korktukları gibi birbirlerine de şüpheyle yaklaşırlar. Öyle ki birbirlerini izlemekten dolayı doğru dürüst uyuyamazlar.

Ya öteki bir şeyler gizliyorsa, ya öteki can güvenliklerini tehlikeye atacak bir davranışta bulunuyorsa, ya öteki karşı taraf için çalışıyorsa?

Szabó da bu filmi sadece güvensizlik ve korku üzerine kurmaz, araya bir aşk ikilemini de sokar. Her biri başkasıyla evliyken ve başkasını seviyorken uzun süre aynı odada birlikte uyuyan ve hatta bazen zorunlu olarak aynı yatağı paylaşmak zorunda kalan bu ikili arasında bir tür cinsel-duygusal ilişki de kurar. Devrimcilerin her yerde ve her zaman ve her konuda sadık olamayacağının da altını çizer, zira insan yine de doğasıyla vardır.

Seks birisi için yoğun bir duygunun sonucu iken diğeri için ise sadece bunun için teşekkür edilmesi gereken keyif alınan bir andır.

Evrimsel olarak canlılar korkuyu bastırmak için seksi araç olarak kullanabilirler, bunun için de okurları Richard Dawkins’in Gen Bencildir kitabına yönlendirebilirim. Freudyen açıdan değerlendirirsek eğer, ergen bir erkeğin bastırılmış vücuttaki gerilimini rüyada boşalarak üstünden atması şeklinde olurdu herhalde. Bu da gösteriyor ki can güvenliği tehlikede olan kişiler korkularını azaltmak için çeşitli yollara başvurabilirler. İster evrim bize bu oyun oynamış olsun ister isteyerek ve severek bu tercihi yapmış olalım sonuç aynı yere çıkar.

Szabó bu filminde devrimcileri bildiğimiz anlamda korkusuz birer kahraman olarak değil de (gerçi kahramanlık kavramı burada yine de tartışılabilir), durmadan kâbus gören, korkan, güvensiz, aldatan, en küçük bir tehlike karşısında bile titreyen-dona kalan ve rahatlamak için başkasının vücut sıcaklığına ihtiyaç duyan sıradan insanı yaratarak gösterir. Kanımca bu da önemlidir.     

Yine de korku üzerine ne söylersek söyleyelim ve ne izlersek izleyelim muhtemelen söylenen söz eksik kalacaktır.       

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Ütopya ve Distopya Edebiyatı kitaplarıOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Erhan Sunar

23 Aralık 2025

Şaka

Kundera’nın gittikçe dokunaklı bir hal alan bağlantılarla birbirine geçirdiği ilişkiler, sonrasında daha da durulacaktır…Kendisiyle özdeşleşmiş hale gelen tekniği bu ilk romanında uygularken, Milan Kundera bazen kararsız görünür: Denemeye yaslanan pasajlar hikâyeye soluk aldırırken, ilerleyen ya..

Devamı..

Sophie Hannah ile Hayatındaki Kitaplar..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024