Kediler ve köpekler, uzun zaman boyunca edebiyata ilham verdi. T.S. Eliot'un şiirlerini kediler, Grimm masallarından Victoria dönemi romanlarına kadar edebiyatın geniş bir yelpazesini de köpekler besledi. Ünlü yazarlar da besledikleri evcil hayvanlar ve onlara duydukları sevgi sayesinde eserlerini yazmak için ilham buldu zaman zaman. Burada, ünlü yazarların mektup ve günlüklerinden yola çıkarak kedi köpek ve kuş gibi evcil hayvanlarına duydukları sevgiden çarpıcı örnekler getiriyoruz.
Mark Twain

Mark Twain, hastalığa yakalanan kızı Clara'nın kedisine sıkı sıkıya bağlanmış. Clara'nın kediye dair anlattığı hikâye şöyle:
Tedavi sürecinin ilk aşamalarında, hastanedeyken herkesten uzaktım. Doktor ve hemşireler dışında konuşacak kimsem yoktu. Aslında tam da öyle değil çünkü kurallara aykırı olsa da hastanedeki odama küçük siyah bir kedi yavrusunu gizlice sokmayı başarmıştım. Kediye Bambino adını verdim ve yan tarafta kedilerden nefret eden hastanın odasına girdiği o talihsiz güne kadar benimle kalabildi Bambino. Yan odadaki hasta kediden çok korktuğu için hastanedekiler kediyi göndermemi istedi. Kediyi çok seveceğini bildiğim için babama hediye ettim ve gerçekten de çok sevdi. Bir süre sonra bana mektup yazıp Bambino'nun beni özlediği için hiçbir şey yemediğini söyledi. Daha sonra ise yalnızken yakaladığı farelerle karnını doyurduğu için babamın verdiği süte burun kıvırdığını anladık.
Ama bir gün Bambino evden kaçıp kayboldu ve o zaman Mark Twain gazeteye ilan vererek Bambino'yu bulana 5 dolar ödül vereceğini ilan etti. İlan şöyleydi:
Büyük ve oldukça siyah; gür ve ipek gibi yumuşak tüyleri var. Göğsünde küçücük bir noktada bir tutam beyaz tüy var, gün ışığında bu ayrıntıyı görmek oldukça zor.
Ernest Hemingway

Avcılığıyla da tanınan Hemingway'in kedilere karşı bir zaafı vardı. 1945 yılında toplamda yirmi üç kedisi vardı yazarın. 1953'te, Hemingway'in kedilerinden Uncle Willie'ye araba çarpmış. Bunun üzerine Hemingway yakın arkadaşı Gianfranco Ivancich'e aşağıdaki mektubu yazmış:
Sevgili Gianfranco,
Sana yazdığım mektubu tam bitirmek üzereyken Mary geldi ve Willie'nin başına korkunç bir şey geldiğini söyledi. Aşağı indim ve Willie'yi sağ bacaklarının ikisi de kırılmış vaziyette buldum. Araba çarpmış ya da birisi sopayla vurmuş olsa gerek. Kazanın olduğu yerden kırılan bacaklarını sürükleyerek eve kadar gelebilmiş. Bacaklardan biri kalça tarafından biri de dizinin altından kırılmıştı ve kemikler ciddi anlamda hasar görmüştü. Ama Willie yine de mırmırlamaya devam etti ve benim onu tedavi edebileceğimden emin görünüyordu.
Rene'ye bir kâse süt getirip Willie'ye vermesini söyledim. Rene sütü getirdi, Willie'yi okşayıp sakinleştirdi ve Willie sütünü içerken onu vurdum. Bence acı çekmedi, çünkü çarpmanın etkisiyle sinirleri kopmuş durumdaydı zaten ve bacaklarındaki kırıkları bile hissetmiyordu. Monstruo benim yerime kediyi vurmayı önerdi ama bu sorumluluğu başkasına veremez ve Willie'nin onu birisinin vuracağını hissetmesini istemezdim.
Bugüne kadar insanları vurmak zorunda olduğum zamanlar oldu ama asla bu kadar sevip on bir yıl boyunca tanıdığım ve iki kırık bacağa rağmen hâlâ mırmırlayabilen birini vurmak zorunda kalmamıştım.
William Burroughs

William Burroughs bir kedi âşığıydı ve günlüklerine kedileri Fletch, Spooner, Ruski ve Calico ile arasındaki ilişkiyi anlatan kısa yazılardan anladığımız kadarıyla evcil hayvan ve insan arasındaki, neredeyse telepatik olan o iletişimi yakalabilmişti.
Ginger bir şey istediği zaman patisiyle bana dokunuyor. Az önce dokundu ve ben de onu gezmesi için dışarı çıkardım.
Günlüğüne yazdığı şu son yazıda da kedilerine duyduğu sevgi üzerinden aşk üzerine bir keşif yapıyor:
Düşünmek yeterli değil. Hiçbir şey yeterli değil. Bilgeliğin, deneyimin ya da bunlara benzer herhangi bir şeyin yeterli olabilmesi, belli bir limiti doldurması mümkün değil. Çatışmayı, karmaşayı durdurabilecek tek şey sevgi, benim Fletch, Ruski, Calico ve Spooner için hissettiğim türden bir sevgi. Saf aşk.
Aşk. Nedir ki?
Var olan en doğal ağrı kesici.
Aşk.
(Brainpickings)






