Nakil, Uşaklıgil'in Fransız edebiyatından yaptığı 22 çeviri öykü ile kendi kaleminden çıkan 8 özgün öyküyü bir araya getiriyor.
Türk edebiyatının en büyük ve önemli isimlerinden Halit Ziya Uşaklıgil, tesiri günümüze kadar süren ve sonraki nesillerce de okunacağını öngörebileceğimiz önemli eserlerin muharriri. Mai ve Siyah, Ferdi ve Şürekası ve Aşk-ı Memnu gibi eserleri pek çok okura okuma keyfini yaşatmasının yanı sıra pek çok yazara da ufuk açmıştır. Onun edebi dünyası, sonraki nesiller için bir eşik olmuştur diyebiliriz.
İşbu durum böyleyken, Uşaklıgil’in edebi dünyasının nasıl genleşti ve şekillendiğini de merak etmek çok doğal. Kimleri okumuştur, kimlere öykünmüştür, kimlerden etkilenmiştir… İşte burada bizleri kendisinin çeviri yaptığı yıllara götüren Nakil adlı eseri, yazarın edebi serüveninin erken dönemlerine ışık tutuyor. 131 yıl aradan sonra Timaş Yayınları tarafından yayımlanarak okuyucuyla buluşan Nakil, ilk basımlarını 1893-1895 yılları arasında dört cilt halinde yapmış ve Uşaklıgil'in hem çevirmen hem de yazar kimliğini gözler önüne sermesi açısından oldukça kıymetli bir derleme.
Nakil, Osmanlı Türkçesinde "aktaran, nakleden, çeviren" anlamına gelen ismiyle, içeriğini de özetler nitelikte. Eser, Uşaklıgil'in Fransız edebiyatından yaptığı 22 çeviri öykü ile kendi kaleminden çıkan 8 özgün öyküyü bir araya getiriyor.
Derlemenin en dikkat çekici yönlerinden biri, Uşaklıgil'in çeviri seçimleri. Émile Zola, Guy de Maupassant, Alphonse Daudet gibi 19. yüzyıl Fransız edebiyatının önde gelen realist ve natüralist yazarlarından yapılan çeviriler, Uşaklıgil’in edebi dünyasını kurmaya başladığı erken dönemlerindeki okuma alışkanlıklarını göstermesinin yanı sıra Türk okurunu dönemin Avrupa edebiyatının en güçlü örnekleriyle de buluşturuyor. Bu seçimler, Uşaklıgil'in edebi zevkini ve vizyonunu yansıtırken, aynı zamanda Türk edebiyatını modernleştirme çabasının da bir göstergesi olarak okunabilir.
Kitapta Guy de Maupassant ve François Coppee’den üçer, Emile Zola, Jules Claretie, Gustave Droz, Leon de Tinseau, Aurelien Scholl’den ikişer, Hector Malot, Catulle Mendes, Ansene Houssaye, Andre Theuriet, Alponse Doudet ve Tehodore de Banville’den de birer öykü yer alıyor. Uşaklıgil’in yazar seçimleri, bu tercümeleri yaptığı yıllarda etkilendiği yazarları görmek açısından da oldukça kıymetli bir gösterge.
Uşaklıgil'in çeviri anlayışı da eserin önemli bir boyutunu oluşturuyor. Yazarın, çevirilerde orijinal metne sadık kalma, noktalama işaretlerine ve paragraf yapısına özen gösterme gibi ilkeleri benimsemesi, dönemin genel adaptasyon eğiliminden ayrılarak modern çeviri anlayışının öncülerinden biri olduğunu gösteriyor. Lakin kitabın önsöz bölümünden öğreniyoruz ki bu çevirilerin yayımlanması sırasında Uşaklıgil’in taşıdığı çeviri çerçevesinin dışına çıkılmış, dönemin şartları ve toplumun vereceği reaksiyonlar göz önünde bulunularak metinlere müdahalelerde bulunulmuş. Nakil’in günümüzde yayımlanan versiyonundaysa, Dr. Berna Civalıoğlu Sevindik'in titiz çalışması vesilesiyle Uşaklıgil’in kendi oluşturduğu çerçeveye sadık kalınmış.
Nakil’in bir diğer önemli yönüyse Uşaklıgil'in kendi öykülerini de içermesi. Derlemenin ilk cildinde öyküsü yer almayan Uşaklıgil’in ikinci ve üçüncü cildinde ikişer, dördüncü cildindeyse dört adet öyküsü yer alıyor. Bu öyküler, yazarın realist anlatım tarzının ilk dönem örneklerinden izlekler sunuyor ve ileride Türk romanının kurucu isimlerinden biri olacak Uşaklıgil'in edebi gelişimini izlememize olanak tanıyor. Özellikle "Leke", "Sadaka", "İki Dost", "İhtiyarın Bayramı" ve "Mükâfat" gibi öyküler, yazarın insan psikolojisine olan derin ilgisini ve toplumsal gözlemlerini yansıtıyor. Buradan yola çıkarak eserin yapısını göz önüne aldığımızda, Uşaklıgil'in edebi serüvenini kronolojik olarak takip etmeye de imkân kazanıyoruz. İlk ciltte sadece çeviri öykülere yer verilirken, sonraki ciltlerde yazarın kendi öykülerinin de yer alması, Uşaklıgil'in çevirmenlikten özgün yazarlığa geçiş sürecini gözlemlememizi sağlıyor.
Nakil, sadece edebi bir eser olmanın ötesinde, Türk edebiyatının modernleşme sürecine tanıklık eden önemli bir belge niteliği taşıyor. Uşaklıgil'in Batı edebiyatıyla kurduğu köprü, Türk edebiyatının ufkunu genişletirken, yazarın kendi eserlerinde bu etkileşimi nasıl özgün bir şekilde yorumladığını görmek mümkün.
Dr. Berna Sevindik'in titiz çalışması sayesinde günümüz okurlarıyla buluşan Nakil, Halit Ziya Uşaklıgil'in edebi mirasının zenginliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Eser, hem Türk edebiyatı araştırmacıları için değerli bir kaynak, hem de genel okur için 19. yüzyıl sonu Türk ve Fransız edebiyatının kesişim noktasını keşfetme fırsatı sunuyor.
Sonuç olarak, Nakil, Halit Ziya Uşaklıgil'in çevirmen ve yazar kimliklerinin harmanlandığı, Türk edebiyatının modernleşme sürecinde kritik bir rol oynayan eser olarak karşımıza çıkıyor. Bu derleme, sadece Uşaklıgil'in edebi gelişimini anlamak için değil, aynı zamanda Türk edebiyatının Batı edebiyatıyla kurduğu ilişkiyi ve bu etkileşimin sonuçlarını görmek için de önemli bir kaynak niteliği taşıyor.






