Üretim, iletişim, hızlanma, yabancılaşma daha nereye kadar gider bilinmez ama salt hızlanmaktan veya yabancılaşmaktan bahsetmek yerine yavaş gidenlerin de farkında olmak ve bunların da varlığını düşünmek veya yabancılaşmadan da eleştirel teoriler üretmenin gerekliliği öz benliğimiz adına bir denge tutturabilmek için elzem.
Alman sosyolog ve siyaset bilimci Hartmut Rosa Yabancılaşma ve Hızlanma / Geç Modern Zamansallığına Dair Bir Eleştirel Teoriye Doğru kitabında (Albaraka Yayınları – 2022) modern yaşam üzerine bir inceleme metni sunuyor bizlere. Sosyal hızlanma ve bu yüksek sosyal hızlanmanın getirdiği -başta kendimize olmak üzere- yaşamın tamamını kapsayan yabancılaşma hali ise hepimizin malumu. Bu malumu Hartmut Rosa iki kısma bölerek şöyle açıklıyor: Modern zaman yapılarının oldukça belirli ve önceden saptanmış şekilde değiştiği, yani modern zaman yapılarının inkâr kabul etmez şekilde modernite kavramına ve ruhuna bağlı olan hızlanma sürecinin kural ve mantığına göre yönetilmesi. İkinci kısım ise eleştirel teorinin baz alındığı, hayatımızı sıkı bir şekilde yöneten zamansal kuralları yalnızca eleştirel teorinin başlangıcından değil, güncel versiyonları açısından da anlamak ve eleştirel analiz yapmanın hayati önemine haiz olduğu iddiasını geliştirmek.
Hızlanmaya Rağmen Yabancılaşmamış Bir Yaşam
Modern zamanlar adına Sanayi Devrimi dönemini baz alıp bu günlere geldiğimizde net olan durum şu: İletişim ve üretimde yeni teknolojilerin geliştirilmesiyle beraber zamandan daha fazla tasarruf ediyoruz fakat tüm bu ilerlemelere rağmen hiçbir şeye vakit bulamayacak kadar yoğunuz. Neden? Bilhassa Batı toplumlarında, yani modernitenin istendiği, yapısının kurulduğu, tüm kuralları ile uygulandığı, dünyaya olmazsa olmaz olarak empoze edildiği modernite en çok Batı’nın mustarip olduğu bir meseleye dönüştü tüm iyi getirilerine rağmen.
Hartmut Rosa kitap boyunca modernitenin temel unsurlarından biri haline gelen bu “hızlandırılmış” yaşam biçimlerinin kaynağına kitabı üç bölüme ayırarak –Bir Sosyal Hızlanma Teorisi, Sosyal Hızlanma ve Güncel Eleştirel Teori Versiyonları, Sosyal Hızlanma Eleştiri Kuramının Çerçevesi- giriyor ve insanlığın geldiği hız ve yabancılaşma noktasında analitik bir çerçeve çiziyor. Modern toplumsal yaşamın temposunda özellikle üç değişim kategorisi tanımlar diyor: Ulaşım, iletişim ve üretimde kendini gösteren teknolojik hızlanma; kültürel bilgiye, sosyal kurumlara ve kişisel ilişkilere yansıyan sosyal değişimin hızlanması; ve teknolojik değişimin bireyin boş zamanını artırması gerektiği beklentisine rağmen gerçekleşen yaşam hızındaki hızlanma. Ek olarak öz-benliğimizi, öz benliğimize neler olduğunu tartışan Rosa hızlandırılmış yaşamın bireyi çeşitli yabancılaşma durumlarına maruz bıraktığını söylemiyor sadece. Bir soru sorarak ortaya koyuyor konu ile ilgili tezini:
“Modern toplumda hızlanmakta olan asıl şey nedir? (…) Bazı gözlemciler açıkça modernitede her şeyin hızlanmış göründüğünü ifade etmişlerdir. Ancak oldukça açıktır ki zaman anlamlı bir şekilde hızlanamaz ve sosyal hayattaki tüm süreçler de hızlanamaz. Bizim hızlıca geçtiği izlenimi edinmemizden bağımsız bir şekilde bir saat bir saattir ve bir gün bir gündür; hamilelikler, soğuk algınlıkları, mevsimler ve ders süreleri hızlanmaz. Dahası, gördüğümüz şey muhtemelen bir dizi örneğin sporda, modada, videoda düzenlenmesinde, ulaşımda, işte yükselmede görülen alakasız hızlanma olgularıyken ve bunun yanı sıra bazı sosyal yavaşlama veya skleroz gözlemlerden tek bir sosyal hızlanma sürecinden bahsedip bahsedemeyeceğimiz açık değildir.”
Rosa'ya göre, kurumlarımızın ve uygulamalarımızın hem yapısal hem de kültürel yönleri, geçmiş deneyimlere dayalı beklentilerin gelecekteki sonuçlar ve olaylarla güvenilir bir şekilde eşleştiği azalan bir zaman dilimi olan "şimdinin küçülmesi" ile işaretleniyor. Bu fenomen teknolojik hızlanma ve artan yaşam hızı ile birleştiğinde, zaman daha hızlı akıyor gibi görünüyor, birbirimizle ve dünyayla olan ilişkilerimizi akıcı ve sorunlu hale getiriyor. Sanki kendisi hareket halinde olan ve karşılığında daha hızlı yaşam ve teknoloji talep eden sarp bir sosyal arazi olan "kayan yokuşlarda" duruyoruz. Rosa'un ustaca gösterdiği gibi, bu kendi kendini güçlendiren geri bildirim döngüsü, modern yaşamın karakterini temelden belirliyor.
Senkronizasyon Bozukluğu
Hızlanma yaşamda bir senkronizasyon bozukluğuna mı sebep veriyor? Sorun bu mu? Ya değilse! Rosa hızı hiç artmayan (doğa ve jeolojideki çoğu süreçte olduğu gibi) veya şimdiye dek artmamış olan veya bazen tam da dinamikliğin bir sonucu olarak yavaşlayan pek çok şey vardır, diyor. Bunun sonucunda hızlı ve yavaş kurumlar, süreçler veya uygulamalar arasındaki sınırda kaçınılmaz bir ihtilaf ve gerginlik oluşur. Senkronizasyon bozukluğu sosyyal ve sosyal dışı dünya arasında görülebilirken aynı zamanda toplumun farklı hız örüntülerine sahip alanları arasında da oluşur. Geç modern toplumları işaret eden Rosa geç modern toplumların daha çok çoğulcu daha az gelenekçi olmalarından dolayı bu süreçler çok daha fazla zaman gerektirir diyerek konu bütününde bambaşka bir tez geliştirmiş oluyor.
Kitabın da yazılmasına sebebiyet veren yabancılaşma ve hızlanma kavramları odağında, sosyal hızlanma neden “yabancılaşma” yaratır sorusunu soran Rosa sorduğu soruların yanıtını nasıl veriyor olabilir? Marx’la. Marx’a göre kapitalist üretim beş türde yabancılaşmaya neden olur: Eylemlerine (iş), ürünlerine (şey), doğaya, diğer insanlara (sosyal dünya) ve son olarak kendine.
“Toplumun zamansal oluşumlarının, hızlandırıcı motorun ve yabancılaştırıcı sonuçlarının eleştirisi, görüşüme göre olası müstakbel Eleştirel Teori için geleceği parlak bir adaydır. (…) Dünyanın yalnızca politik şekillendirme planları için değil, aynı zamanda rasyonel yeniden inşası ve epistemolojik açıdan benimsenmesi için de fazlasıyla anlaşılmaz görünmesi, bana kalırsa geç modern benlik-dünya ilişkilerinin tüm yönleriyle (zamansal olarak) bozulmasının asıl kaynağı olan yabancılaşmanın nedeni değil, sonucudur.”
Ezcümle umudu olan, umudunu koruyan bir sosyolog Hartmut Rosa. Siyaset bilimci tarafı ise son derece gerçekçi. Üretim, iletişim, hızlanma, yabancılaşma daha nereye kadar gider bilinmez ama salt hızlanmaktan veya yabancılaşmaktan bahsetmek yerine yavaş gidenlerin de farkında olmak ve bunların da varlığını düşünmek veya yabancılaşmadan da eleştirel teoriler üretmenin gerekliliği öz benliğimiz adına bir denge tutturabilmek için elzem.
Albaraka Yayınları Sosyoloji Dizisi’nden yayımlanan Yabancılaşma ve Hızlanma kitabı çevirisi için Beyza Konuk’a teşekkür ederim.


.jpg)



