Bütün insanlar günü geldiğinde zor seçimler ve kabul etmekte zorlandıkları deneyimlerle karşılaşabilir. Bizden çok farklı olduklarını sandığımız insanları yakından tanıdıkça hayatın zorluklarının ve sevinçlerinin evrensel olduklarını fark edebiliriz.
Hayatınızı İyileştirin (Heal Your Life) adlı kitabında Luise Hay, bütün insanların farklı biçimlerde suçluluk ve utanç duyguları deneyimlediklerini, bu yüzden de ıstırap çektiklerini yazar. Bu durum bana çok ilginç geldi. Zihnimde şefkate, anlayışa doğru bir alan açıldı. O güne kadar öteki insanlarla fazla ilgilenmiyor, suçluluk ve utanç duygularını yalnızca kendim deneyimliyorum sanıyordum.
The Work Okulu’nda Byron Katie, evrensel inançlardan bahsediyordu. Dünyadaki bütün insanların zihninde farklı biçimlerde evrensel inanç ve düşüncelerin olabileceğini söylüyordu. “Ben yeterli değilim, insanlar beni dinlemiyor, hata yaptım, çok çalışmam lazım, param yetmiyor, beni kimse anlamıyor, hayat adil değil, yaşamak zor.” Katie, bu tarz cümlelere “evrensel düşünceler” adını veriyordu. Japonya’dan Alaska’ya dünyanın hemen her yerindeki insanların bu düşünceleri en azından bir kere akıllarından geçirmiş olabileceklerini söylüyordu.
Byron Katie’nin hepimizin ortak biçimde paylaştığı evrensel düşüncelerimiz olduğu konusundaki öğretisinin yaşama dair farkındalığımın artmasında büyük rolü oldu. Deyim yerindeyse zihnim açıldı, büyük insanlık ailesine açıldım. Hepimiz ruhsal varlıklarız, dış görünüşlerimiz farklı da olsa birbirine benzer düşünceleri paylaşıyoruz. Ben ya da sen değil, biz oluşumuzun anlamlı ilişkiselliğini hissediyor, yaşıyoruz.
Günlük yaşamda başkalarının hayatlarının bizimkinden tamamen farklı olduğunu, neredeyse hiçbir ortak noktamız olmadığını zannedebiliriz. Ancak, daha derine iner ve ayrıntılara dikkat edersek hepimizin hayatında benzer duygu, durum ve düşüncelerin olduğunu görürüz. Kayıp, endişe, depresyon, bıkkınlık, coşku, heyecan, neşe, sevgi, kızgınlık, kıskançlık, minnet, isyan, şikâyet, suçlama, affetme, keder, mutluluk, intikam, aşk, heyecan, öfke, korku… Yaşam yolculuğumuzda inişli çıkışlı günler yaşayabiliriz. İflas edip parasız kalabilir, işten atılabiliriz. Yakınlarımızdan vefat edenler olabilir. Bütün insanlar günü geldiğinde zor seçimler ve kabul etmekte zorlandıkları deneyimlerle karşılaşabilir. Bizden çok farklı olduklarını sandığımız insanları yakından tanıdıkça hayatın zorluklarının ve sevinçlerinin evrensel olduklarını fark edebiliriz.
Irk, etnik köken, cinsiyet, din, dil, ulus, sosyoekonomik farklılıklar, mesleklerin ötesine geçip, insan deneyiminin kalbine bakmaya başladığımızda benzerliklerimizin farklılıklarımızdan daha fazla olduğunu deneyimliyoruz. Bedenlerimiz farklı da olsa her birimizin içindeki yaşam hediyesinin aynı olduğu gerçeğini fark ediyor, bununla onur duyuyoruz. Yaşam bir mücadele, korkulu bir deneyim olmak zorunda değil. Yaşama bakış açımızı değiştirerek başımıza gelen her ne olursa olsun bu deneyimler aracılığıyla zihin hapishanemizden çıkıp, ruhsal büyümemiz için fırsatlar yakalamamız mümkün olabilir. Yaşam bir büyüme, dönüşme okuludur. Olup biten her şey ruhsal gelişimimize katkıda bulunur.
Her birimiz için ihtiyacımız olan gönderilir ve biz bunu farklı şekillerde deneyimleriz. Kimimiz evli olmakla, kimimiz parayla, kimimiz iş sahibi olmakla, kimimizse işini kaybetmek aracılığıyla. Kimimiz için yaşadığımız ağır bir hastalık, uyanma hediyemiz olabilir. Her birimiz, kendi bakış açımıza göre uyarlanmış deneyimler sayesinde yaşam hakkında derinlikli bilgiler ediniriz, büyürüz, olgunlaşırız. Yaşama bakış açımız korku dolu olursa farklı, güven dolu olursa farklı deneyimler yaşarız. Bazı insanlara yaşam bir savaş alanı gibi görünürken bazıları için ruhsal büyümenin sağlandığı verimli bir tarladır. Dışarıda olanlar hiç değişmese bile yaşamı savaş alanı olarak algılayan insan korkular deneyimleyecek; korunmak ve ayakta kalmak için mücadele edecek, dolayısıyla yaşamdan aldığı haz olumsuz anlamda etkilenebilecektir.
Yaşam savaş alanı mı, yoksa tohumlarını ekip fidanlarını dikebileceğin bir tarla mı? Buna seçimlerimiz aracılığıyla yanıtlar vereceğiz ve seçimlerimiz ortak yaşam alanlarımıza, duygularımıza, düşüncelerimize olumlu ya da olumsuz katkılar yapacak.






