Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

3 Ekim 2021

Öykü

Yaza Düğün

Semra Çağlı Fırat

Paylaş

2

0


“Bu akşam arkadaşlarla Mimoza Kafe’ye canlı müziğe gideceğiz. Sen de gelmek ister misin…” Aynı satırları kaç defa okuduğumu hatırlamıyorum artık. Ne demek istiyor acaba? Geçen hafta iş yemeğinde tanıştık, epeyce sohbet ettik. Birkaç defa beni süzerken yakaladım onu. Gülümseyip geçtik. Sonra telefonumu bulamıyorum bahanesiyle numaramı aldı. Bir hafta boyunca bana tek kelime yazmadı. Şimdi bu ileti ve üç nokta…

Kahvaltıdan da bir şey anlamadım.  Oysaki ne güzel başlamıştı hafta sonum. Dün akşam uzun bir yürüyüş yaptıktan sonra güzel bir banyo, pizza ve bir kadeh kırmızı şarap eşliğinde film izleme… Sabah saatim çalmadan uyanmanın keyfini yaşadım. Sonra bu iletinin gelmesiyle her şey alt üst oldu! Hey yavaş git kızım! Güzel olan neydi? Uzun bir süredir her hafta sonunu böyle geçiriyorsun. Daha dün arkadaşlarınla konuşurken onların hafta sonu için yaptıkları planlara iç geçirmedin mi? Yine yalnız kaldığına üzülmedin mi? Bari kendini kandırma! Bu akşam o yakışıklı çocukla vakit geçireceksin. Bunu düşün.

Az önce içimdeki kadınlar toplandı, harıl harıl gündemi tartışıyorlar. Yok öylesine beni çağırmış, sohbetimi sevmiştir, yok benden çok etkilenmiş yok yaza kalmaz düğün olurmuş… Olur mu? Sonbahardayız. Tanışsak, konuşsak, evlenmeye karar versek. Ocak ayında aileler tanışsa, Nisan’da nişan olsa… Eşya alma, ev düzme, bohçadır, gelinliktir, damatlıktır… Çok sıcaklara kalmadan Haziran’da bir kır düğünü. Daha neler, oldu olacak iki seneye kalmadan kucağıma bir çocuk alayım. Fena da olmaz hani. Biyolojik saatim çalıp duruyor. “Yaş otuz beş yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün.” diye boşuna dememiş ünlü şairimiz. Ömrümün yarısındayım ve bir sevgilim dahi yok. Ağlayayım mı… Kendine gel kızım. En yakın arkadaşının bir ay önce evlenmesi sana iyi gelmedi. Kına gecesinde neden o kadar ağladın ki… Sanırsın arkadaşın Fizan’a gitti. Alt tarafı bir sokak ötede yeni bir eve taşındı. Bir güzel de dayayıp döşedi evini. O kadar lüks; avizeler, yemek masaları, yün halılar daha neler neler… Kahve fincanın yaldızlı parlaklığından cânım kahvenin tadını alamadım. Neymiş gelin eviymiş de her şey en iyisi olacakmış. On yıllık krediyi sermişler eve. Gerçi o kraliyet avangarte koltuk takımına içim eridi. Hâlbuki ben sadeliği severim. Huyum mu değişti ne!  

Aynı evi, ikinci el birkaç eşyayla uzun yıllar paylaştığım canım arkadaşım evlendi, gitti. “Her şey eskisi gibi olacak.” dedi gelinliği ile bana sarılırken. Hiçbir şey eskisi gibi değil. Eskiden hafta sonunun gelmesini iple çekerdik. Mutlaka bir planımız olurdu; günübirlik şehir dışına çıkmalar, kısa tatiller, partiler, gezmeler, gecelere akmalar… Cumartesi akşamı ya bir bara ya konsere ya da tiyatroya giderdik. Mutlaka bize eşlik etmek isteyen birileri çıkar, kafamıza yatarsa onlarla takılırdık. Gençtik, güzeldik, elimizi sallasak ellisi önümüze dizilirdi! Evde kaldığımızda ise film izler, dizilerin bir sezonunu o gün bitirir, kan çanağına dönmüş gözlerimizle sabah yatağa girer akşama doğru uyanırdık. Akşam kahvaltısına bayılırdık. Flört ettiğimiz biri varsa onu masaya yatırır, mantık süzgecimizden geçerse ilişki başlardı. Eğer o kişi kalbimize düşmüşse ki bu pek nadir olurdu, heyecanla bir sonraki adımı beklerdik. Aşk güzel şeydi!

Az önce arkadaşımı aradım, durumu anlattım. Nefes nefese “Git, en azından farklılık olur” dedi. Çat kapattı telefonu, ne acelesi varsa artık…

Kafam bir milyon! Ne giyeceğim ben? Dolabın altını üstüne getirdim. Yatağımın üstünde bir sürü kıyafet fakat bir türlü giyeceğim kıyafeti seçemiyorum. Baktım ki kıyafet işini hal edemiyorum duşa girdim. Suyla beraber sürekli akan zihnim; saç, makyaj, manikür, pedikür… Durun diyorum, kimse beni dinlemiyor. Manikür neyse de pediküre ne gerek var, ayağımı mı görecek sanki diyorum. Kıvrılan bir dudak, arsız bir gülüş… Susuyorum.  Islak saçlarımla bir koşu kuaföre gidip güzel bir su dalgası yaptırıyorum. Sonra kaş bıyık derken kendimi ağda yaptırırken buluyorum. Bizim mahalledeki Ağdacı Selma Teyze geliyor aklıma “Ne zaman evleneceksin kız, o kısmet yağmuru hep yağmaz, bilesin.” diyor. Sonra annemin onu onaylayışı, kısacık tatilimin görücülerle geçmesi, odamdaki prens ile prensesler… Eve doğru yürürken bir vitrin camında kendimi görüyorum. Duramıyorum… Beyaz atlı prens masallarıyla büyütülen küçük kız darbe yaptı. O evcilik oynanacak!

 Bir güzel süsleniyorum. Pek giymediğim topuklu ayakkabımı ayağıma geçiriyorum. Bu geceye hazırım işte. Baharda nişan, yaza da düğün… Gülerek çıkıyorum evden.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Eşsiz Manzaraları Avuç İçine Sığdıran ..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Nilüfer Kuzu

11 Mart 2025

Elias Canetti’nin Okuma Serüveni

Canetti’nin ilginç bir okuma serüveni yorganın altında cep feneri ile gizli gizli yaptığı kitap okumalardır.Okula başlamasından birkaç ay sonra babasının getirdiği bir kitap Canetti’nin yaşamını değiştirir. Bu kitap Binbir Gece Masalları’nın çocuklar için hazırlanmış ..

Devamı..

Hayattan Notlar

A. Dilek Şimşek

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024