Yazar Burcunuz Ne?
30 Ekim 2019 Edebiyat Eğlence

Yazar Burcunuz Ne?


Twitter'da Paylaş
0

Normal burçları unutun, burçları yazarlarla ilişkilendirerek yeni bir burç listesi oluşturduk. 

Burçlar günümüzde giderek daha da popülerleşiyor. “Burçlara inanmıyorum,” diyebilirsiniz, ancak zaten burçlar “inanmak” için yoklar çünkü bir çeşit din değiller. Onlar, etrafımızı anlamamız için bize yardım eden araçlar, hepsi bu. Bu muazzam dünyayı anlamamız için birçok araçtan faydalanıyoruz, onun işleyişini anlayabilmek için türlü hikâyeler yaratıyoruz. Astroloji de bu araçlardan bir tanesi.

Burçlarla ilgili takip edilmesi gereken çok şey var (instagram’da sürekli paylaşılanlar, “İkizler güvenilmezdir” tarzında yaratılan stereotipler gibi). 

Aşağıdaki listede on iki yazar ve onların temsil ettiği on iki burç var. Burcunuzun özelliklerini taşımadığınızı düşünüyorsanız belki de yazar burcunuzla benzerlik gösteriyorsunuzdur.

1 Koç: Maya Angelou

Koçlar kendilerini anlayarak dünyayı kavrar. Ateş elementine dahil olan bu burç listemizdeki ilk isim. Koç burcu olanlar kendilerini ilk plana koyar. Bencil olarak nitelendirilseler de aslında yalnızca “benci”dirler. Kendilerini tanırlar ve diğerlerinin hayalini dahi kurmadığı yollarda yürüyüp diğerlerinin yolunu açarlar.

Maya Angelou tipik bir Koç’tu. İlk başta dansçı olarak çalıştı. Aynı zamanda birçok yaratıcı işte çalıştı. Ne de olsa bu burcun mensupları birer sanatçı. Ama Maya Angelou en çok otobiyografik eserleri, anı ve deneme yazılarıyla tanınıyor. Hepsini kendini tanımak için yazdı. “İçinizde anlatmadığınız hikâyeler kalmasına katlanmaktan daha acı veren bir şey olamaz,” şeklinde yorum yaptı. Angelou siyahi kadınların kendileri hakkında yazma ve okurlar tarafından anlaşılma şekillerini etkiledi. 

Koç burcunu Mars gezegeni yönetir ve Koç burçları tıpkı gezegenleri gibi savaşçı olurlar. Ön plana çıkarlar ve tutkuludurlar. Görülmek ve anlaşılmak istemeleri, tutkularının şiddetini artırır. Ancak bu tutkunun içinde hassasiyet de yer alır. Angelou’yu tekrar ele alalım: Hayatının ileriki dönemlerinde istediği zaman kelimelerin gücünü aktarma yetisine sahipti. Kullandığı kelimelerin muazzam bir gücü vardı. İşte Koç burcunun böyle bir etkisi vardır.

2 Boğa: Angela Carter

“Arzuluyorum öyleyse varım,” diyen Angela Carter’ın sözleri Boğa burcunun özelliklerini yankılıyor. Carter birçok eserinde vücuda, cinselliğe ve insanın cinsellikten nasıl etkilendiğine odaklanıyor. Boğa burçları ellerini kirletmekten çekinmezler, Koç’un ektiğini Boğa acele etmeden, yavaş yavaş büyütür ve biçer.

Türlü zevklerin gezegeni Venüs tarafından yönetilen Boğa burçlarının karakterleri de aynı şekilde dünyevi zevklerden ve beş duyudan besleniyor, kendilerini ancak fiziksel çevrelerini deneyimleyerek anlayabiliyorlar. Carter kısa öykülerinde peri masallarını kökten değiştirerek hayalinin kurulması zor hikâyeler yarattı. Büyülü Oyuncakçı Dükkânı gibi romanlarından Kanlı Oda gibi öykü derlemelerine birçok eserinde vücut kavramına odaklandı ve insan kişiliğinin arzu ve cinsellik tarafından nasıl şekillendirildiğini anlattı. 

3 İkizler: Gwendolyn Brooks

Burçlar arasında en hızlı hareket edeni İkizler’dir ve bu burcun mensupları Peter Pan’e benzer özellikler gösterirler. Değişken burçlardan olan İkizler, Boğa’nın ayakları yere basan doğasını yerle bir eder. Onlara göre dünya, fikirler ve romantizmle yeşerir.

İkizler tam bir şairdir: Dille sürekli haşır neşir olur, keskin bir zekâya sahiptir ve çok oyuncudur. Bu nedenle Gwendolyn Brooks bu burca en çok uyan edebiyatçı. Brooks, Pulitzer Ödülü’nü kazanan ilk Afro-Amerikan şairdi. Yazdığı ilk ve tek roman Maud Martha şiir formlarıyla anlatılır, her kelimenin bir özelliği vardır. 

İkizler iletişim kurma özelliğiyle tanınır, ancak en önemli özellikleri meraklı olmalarıdır. Hermes’in çocukları olan İkizler burçları, arkadaş grupları, farklı kuşaklar ve ayrı düşüncelere sahip insan grupları arasında köprü görevi görür. Farklı görüşlere saygı duyarlar, grinin her tonunu görme kapasitesine sahiplerdir. Doğruyu bulmayı değil, kendi doğrularını dürüstçe ifade etmeyi arzularlar. Herkesten daha iyi bildikleri bir şey varsa o da insanların inandığı gerçeklerin her zaman değişebileceğidir. Bu yüzden insanlarla iletişim kurmayı severler. Fark ettiyseniz “konuşmak” değil, “iletişim kurmak” diyoruz. Bir keresinde Brooks, “Sanırım iyi bir konuşmacı olmadığım için yazarım,” demişti.

Brooks fazlasıyla üretken bir insandı, hayatının sonuna kadar okullarda çalıştı, çok sayıda şiir yayımladı ve Kongre Kütüphanesi’nin ilk siyahi şiir danışmanı pozisyonuna atandı.

4 Yengeç: Octavia Butler

Yengeç mevsimi kısa geceleri, uzun günleriyle yazın kalbini oluşturur. Yengeç su burçlarının lideridir. Ay, ev ve annelikle özdeşleşen Yengeç, özel alanın yöneticisidir. Olağanüstü empati yetenekleri vardır.

Yirminci yüzyılın en ünlü bilimkurgu yazarlarından Octavia Butler, eserlerinde insan yaşamının değerini sorgular: İnsan olmak ne anlama geliyor? Bir keresinde bu durumla ilgili, “Bilimkurguya çekildim çünkü çok açık bir dünyaydı. Her şeyi yapabilirdim, beni içeride tutacak ve insan hâllerini incelememi engelleyecek duvarlar yoktu,” demişti. MacArthur Bursu alan ilk bilimkurgu yazarı olan Butler, Afrofuturizm’in (bilim felsefesi ve Afrika diasporasının teknoloji ile kesişen taraflarını araştıran tarih felsefesi)öncülerinden biri olarak görülüyor.

Yengeç burcu tarih ve efsanelere ilgi duyar. Butler’ın eseri zaman kavramıyla oynayarak ırkçılık, cinsiyetçilik ve hiyerarşi gibi konular üzerine yorum yapar. 1979 tarihli romanı Kindred’da Dana isimli karakter 1970’lerden on dokuzuncu yüzyıla seyahat eder ve atalarıyla tanışır. Butler’ın eserleri geçmişi ve geleceği bir araya getirir. 

5 Aslan: James Baldwin

Bir Aslan girdiği her ortamda dikkat çeker. Aslan burçları ilgi toplamayı sever. Shakespeare zamanında bütün dünyanın bir sahne olduğunu söylemişti, ancak bu burcun sahiplerine göre dünya seyircilerden oluşur. Aslanlar sık sık bencil oldukları için eleştiriye maruz kalırlar, ama bu kötü bir şey değil çünkü bu tutumlarıyla bize kendimize değer vermeyi öğretirler. Bu yüzden Aslanlar kendilerine çok güvenli dururlar, çünkü gelişmek için insanın kendini sevmesi gerektiğini bilirler. Özür dileyen bir Aslan ile karşılaşmak imkânsızdır.

Bu bir bakıma değerli bir özelliktir, özellikle insanlar sizden toplumun normlarına boyun eğmenizi istediğinde. James Baldwin bunu reddeden Aslanlar arasındaydı. Tutkulu bir yazım tarzı vardı, söylemek istediklerini korkusuzca dillendirdi. 1956 tarihli romanı Giovanni’nin Odası birçok homoerotik tema içeriyordu. Irkçılığa maruz kalmasına rağmen kitabı yayımladı. Turlara katılarak konuşmalar yaptı, her türlü sosyal çevreden gelme arkadaşa sahipti. Basını kendi lehine kullanmayı biliyordu ve birçok kez medyada boy gösterdi. Ölümüyle neredeyse bir efsane hâline geldi. Bir keresinde, “Dünyayı değiştirmek için yazıyorsunuz. Bir milimetre olsa bile, insanların düşünme şeklini değiştirirseniz dünyayı değiştirebilirsiniz,” demişti.

6 Başak: Mary Oliver

Başak burcu detaylara çok fazla takılır, ama üzerinde çalıştıkları işi sonuna kadar götürür. Her şeyi eleştirmeleriyle bilinir, analiz yetenekleri çok gelişmiştir. Merkür gezegeninin yönettiği Başak burcu İkizler kadar meraklıdır, ancak merakları etrafındaki şeylerin nasıl çalıştığına, yani bilimsel yönüne odaklanır. Tıpkı şair Mary Oliver gibi.

Cape Code’da yalnız yaşayan lezbiyen şair Mary Oliver yıllarca güller ve çekirgeler gibi doğaya ait öğelerle ilgili şiirler yazdı. Şiirleri Başak burcunun analitik yönünü gözler önüne seriyor: Ormanda dolaşıp en küçük detaya bile dikkat eden bir kişi. Başak, başkalarının kaçırdığı detayları fark eder. Kayıp parçayı bulan hemşire, çocuklarının çizimlerinde yanlış olanı fark eden ebeveyn ve evet, bizi doğada durgunluğa taşıyan şairdir. Başak burcu detaylarda ve yaptığı iş ne olursa olsun onda güzellik ve şifa bulur. Buu Oliver’ın kendi sözleriyle ifade etmek gerekirse: “Bir zamanlar sevdiğim biri bana karanlıkla dolu bir kutu verdi. Bunun da bir hediye olduğunu anlamam yıllar aldı.”

7 Terazi: Oscar Wilde

Terazi burcu Venüs tarafından yönetilen hava burçlarının lideridir. Sanat, kültür, zarafet ve güzelliği ifade etme konularına odaklanır. Teraziler romantik olarak görülür, ancak ilişkilerinde romantizmden çok uyum ararlar. Kime neyin yakışacağını çok iyi bilirler ve çevrelerindeki insanları bir araya getirirler.

Oscar Wilde eserlerinde keskin zekâsını ve gözlemlerini bir araya getirir. Toplumu gözlemleyip yazdığı eserlerinde kullandığı dil mizah içerir. Ancak bu, insanları kırmak için tasarlanmış bir espri anlayışı değil. Terazi burçları kendileriyle çevresi arasına duygusal bir mesafe koyabilirler, Oscar Wilde bunun en güzel örneği.

Yine de özel hayatında Wilde kendisi olmayı tercih etti. Eşcinselliğin suç sayıldığı bir dönemde yaşadı ancak olduğu kişiyi asla saklama ihtiyacı duymadı. 1895'te eşcinsellik için yargılandığında “adı olmayan sevgiyi” savundu. Bir Terazi diğerleriyle uyumu yakalamadan kendi içinde uyumlu olmalıdır.

8 Akrep: Margaret Atwood

Akrepler dünyanın tekin olmayan yerlerinde dolaşır, yürünmemiş yollardan gitmeyi tercih ederler. Su burçları arasında en inatçı olan Akrep burcu cinselliğe düşkünlüğüyle bilinir, ancak asıl ilgi alanı sınırları aşan deneyimlerdir, hayatın farklı yönlerini deneyimlemek ister. Akrepler insanların içinde iyilik ve kötülüğün bir arada barındırdığının farkındadırlar. Ölüm, yeniden doğuş ve değişim. Anka kuşu, bu burcu temsil eden sembollerden biridir.

Akrep burcu mensupları hikâyenin diğer yüzüyle ilgilenirler, yani anlatılmayan, esrarengiz ve karanlık tarafla. İşte bu Margaret Atwood’un eserlerinin temelini oluşturur. Birçok mitten alıntı yapar (Mavi Sakal, Odysseus gibi) ve bu mitlerin farklı yönlerini ele alır ya da onları günümüze uyarlar. Bize hikâyenin diğer yüzünü gösterir. Bir distopyayı ele alan, 1985’te yayımlanan Damızlık Kızın Öyküsü romanını buna örnek verebiliriz. Akrep, bedenin, bir ömür boyu yaşanan birçok ölümün ve dolayısıyla yaşamın ne kadar değerli olabileceğinin döngüsel doğasını anlayan bir burçtur. Damızlık Kızın Öyküsü’nün gerçekliği ve yakında gerçekleşmesi muhtemel olayları ne kadar güçlü yansıttığını görmemek imkânsız. Akrep de Koç gibi Mars tarafından yönetilir. Ancak Koçlar ön saflarda savaşan savaşçılar olmalarına karşın Akrepler daha gizlilerdir. Casus özellikleri gösterirler. 

9 Yay: Joan Didion

Jüpiter’in yönettiği Yay burcu sürekli daha fazlasını ister. Gökyüzüne bakıp ailesinin evinden ne zaman taşınıp oraya yerleşebileceğinin hayalini kuran çocuk gibidir. Özgürlüğüne düşkündür, seyahat etmeyi sever. Bu burcun mensupları kendilerini, dünyayı ve sunduğu her şeyi deneyimleyerek anlarlar. Burçların filozofu Yay ev ve mekân konularında sık sık düşünür. Örneğin Joan Didion New York’ta yaşıyor, ama makalelerinden bir tanesinde özgür hissetmek için oradan ayrılma ihtiyacını duyduğuna değiniyor. Yay bizi hayalini dahi kuramadığımız şehirlere götürür. Didion insan ruhunun en rahatsız edici köşelerini ziyaret eder ve bunun üzerine yazar. Yay burçları İkizler gibi şair değillerdir. Bu şair olamayacakları anlamına gelmez, ancak elementleri ateş olduğundan konunun köküne inmek için vakit kaybetmezler. Sürekli arayış içindedirler, doğru olanı bulmaya çalışıp dururlar. 

10 Oğlak: Lin-Manuel Miranda

Oğlak mevsimi kış gündönümü, yani yılın en uzun gecesi ile başlar. Oğlaklar toprak burçlarının liderleridir ve diğer toprak burçlarının aksine başladıkları işin devamını getirmeyi kavramışlardır. Oğlakların iş ahlakı efsanevidir. Lin-Manuel’in Tony ve Pulitzer ödüllü müzikali Hamilton şu soruyu sorar: “Niçin zamanın tükeniyormuşçasına yazıyorsun?”

Miranda bir Oğlak ve kendini sürekli özdeşleştirdiği Alexander Hamilton da öyle. Oğlaklar yalnızca çok çalışmalarıyla tanınmazlar, onların asıl endişesi arkalarında onları hatırlatacak bir şey bırakmaktır. Herkesten daha iyi anladıkları bir gerçek varsa zamanımızın bir gün tükeneceğidir. Oğlaklar çocukken bilge ruhlara sahiplermiş gibi davranırlar, yetişkin olduklarında rahatlayıp hayatın tadını çıkartmaya başlarlar. Bu burcun gezegeni Satürn’dür, yani zamanın babası. Oğlaklar gelenek, tarih, aile, soy gibi kavramlara takıntılıdırlar. 

Bunu anlamak için Miranda’nın eserlerine göz gezdirmek yeterli. Bütün yapıtları aile, gelenek, zamanın işleyişi gibi konulara odaklanır. Sürekli göç etmiş olan Porto Rikolu ebeveynlerinden bahseder. Oğlaklar geçmişi daha güçlü bir gelecek yaratmak için kullanırlar.

11 Kova: Toni Morrison

Her zaman içinde bulundukları topluluktan farklı olduklarını hissetseler de Kovalar farklı kişilerin bakış açılarını anlamada çok iyidirler. Onlarla ilgili şöyle bir ikilem vardır: İnsanlar tarafından fark edilmek istemelerine rağmen insanlarla aralarına her zaman bir mesafe koyarlar. Bu burcun yönetici gezegeni Uranüs keşfedilmeden önce sorumlulukların gezegeni olan Satürn’dü. Bu durum sanatçı ruha sahip olan Kova burcunun hayatındaki gerilimi yaratıyor. Uranüs onu yeniliklere iterken Satürn sorumluluklarını hatırlatıyor.

Birçok yazarın Kova burcu olması hiç de şaşırtıcı değil, ancak bu burcun en güçlü temsilcisi Toni Morrison’dır. Başlangıçta Random House’un editörlüğünü yapan Morrison kendini genç siyahi yazarları geliştirmeye adamıştı. İlk romanı En Mavi Göz’ü otuz dokuz yaşına kadar yayımlamadı. İkinci romanı Sula, Uluslararası Kitap Ödülü’ne aday gösterilirken beşinci romanı Sevilen, Pulitzer’ı kazandı. Morrison zamanla editörlüğü bıraktı, ancak yeni kuşakları eğitmeye devam etti. Eserleri yirminci ve yirmi birinci yüzyıl Amerikan edebiyatı klasikleri arasında yer aldı. Kovalara özgü bağlılığını, kendini halkı, daha doğrusu siyahi yazarları geliştirmeye adamasında görebiliriz. Söz konusu Kovalar olunca “insancıl” ve “grup odaklı” kelimelerini sık sık duyarız. Onlar bir sonraki adımı düşünen, duyarlı insanlardır.

12 Balık: Gabriel Garcia Marquez

Balık burcu listedeki son isim. Balık, su burçları arasındaki en akışkan ve esnek burçtur. “Hepimiz biriz,” deyip bizi denizlere sürüklerler. Spiritüel yönü çok gelişmiştir, maneviyata önem verir. Bu yüzden insanlarla kurduğu bağlara ve bağlılığa herkesten daha çok önem verirler. Burçlar “benci” olan Koçlar ile başlayıp “biz”in ötesine odaklanan Balıklarla sona erer. İki balık tarafından temsil edilen bu burcun ilgisini gizem ve bilmediği şeyler çeker.

Nobel Ödülü’nü kazanan Gabriel García Márquez büyülü gerçekçiliğin kurucusu olarak bilinir. Latin Amerika edebiyatı ile ilişkilendirilen büyülü gerçekçilik, tanımlanabilir çağdaş ya da tarihsel bir ortamda, büyülü ya da fantastik unsurlarla örülmüş hikâyelere sahiptir. Örneğin, Yüz Yıllık Yalnızlık'ta bir kız çamaşırlarını yıkarken cennete yükselir. Bu bir hayal ya da bilimkurgu değildir. Doğaüstü ile doğal arasındaki sınırı bulanıklaştıran bir dünya hayal etmekten doğan bir hikâyedir.

Diğerlerinin duygularına ve bulunduğu ortamdaki enerjiye duyarlı olan Balık, her şeyi (başkalarının bilmek istemediği şeyler dahil olmak üzere) bilinmeyeni öğrenme ve sınırları bulanıklaştırma konularında çok iyidir. Balık burçları Neptün tarafından yönetildiğinden duygusallığı uç noktalarda yaşayabilirler, ancak bunu kontrol etmeyi başardıklarında durdurulamaz hale gelirler. Márquez’in dediği üzere, “İnsanlar hayal kurmayı yaşlandıkları için bırakmazlar, hayal kurmayı bıraktıkları için yaşlanırlar.”

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(Electric Literature)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR