Yerli Turist, Yersiz Adam
15 Mayıs 2019 Kültür Sanat Sinema İnsan

Yerli Turist, Yersiz Adam


Twitter'da Paylaş
0

Hem dönemini, hem de günümüz mizah dünyasını etkilemiş olan Turist Ömer, Sadri Alışık’ın ustalıkla çizdiği unutulmaz bir karakter olarak sinema tarihindeki yerini alır.

Yerli turisttir. Ömer, yersiz vatandaştır. Hiçbir şehir planlamacısı İstanbul’un sokaklarını onun kadar iyi bilemez. Yedi sülalesi Karacaahmet’te yatar ama onun ölmeye hiç niyeti yoktur. İzmaritin kralını seçer asfaltta. Yollarda aylak aylak gezer ve para denen mereti hiç mi hiç sevmez. “Turistim!” der kendine; zamansız ve mekânsız, şimdisiz ve sonrasız turisttir o. İyi pişpirik çevirir, peşinde koşan kızların bini bir para, üstelik kral da oto yıkar. E daha ne olsun!

Yazları neyse de kış soğukları İstanbul’a geldi mi geceleri başını sokacağı tek yer Ruknettin’in (Vahi Öz) kulübesidir. Gerçi Ruknettin’in kat kravat gezdiğine aldanmamalı, o da beş parasızdır. Esasen kulübe, Ruknettin’in yavuklusu Bedia’nındır (Mualla Sürer).

Ruknettin’le Turist nasıl dost olmuştur, doğrusu şaşar insan. Ruknettin, kadına kıza düşkün, kumarbaz ve de yalancı herifin tekidir. Varlıklı bir kız kurusu olan Bedia’nın peşinden koşar, onun sayesinde giyinir kuşanır, caka satar elâleme. Kafasında hep uygulamaya koyacak bir planı vardır. Bitirimdir, tatlı dilli, ikna edicidir. Turist kadar sevimlidir ama Turist’in tam zıddıdır. Tüm yolları Bedia’ya çıkar. “Bedia!” der başka bir şey demez. Bizim Turist ise günahı kadar sevmez Bedia’yı. Daha ilk karşılaşmalarında başlar Turist’le Bedia’nın anlaşmazlığı: 

“Bedia: Yavaş ol delikanlı! Neredeyse kucağıma oturacaksın.
Turist Ömer: İyi ya, sen de torunum diye okşarsın, fena mı?
Bedia: Ağzını topla! Seni okşayacağıma sokaktaki itleri okşarım.
Turist Ömer: Sakın ha! Zavallılara kuduz aşılarsın, zehirlerler sonra.
Bedia: Terbiyesiz!”

Bedia’yı ne zaman görse Turist’in tadı kaçar; “Sıfata bak memleket değiştir!.. Meşini eskimiş hamam takunyası seni!” der. Bedia da Turist’ten nefret eder. Nasıl etmesin, işi gücü olmayan bir serseridir o. Biricik erkeği Ruknettin’i de kendisine benzeteceğinden korkar! Zira Bedia, eski bir İstanbul hanımıdır, bir diğer deyişle İstanbul aristokrasisinin son kalelerindendir. Dolayısıyla Turist gibi işi gücü olmayan avare birisinde sevilecek hiçbir yan bulamaz.

Ancak Turist sanıldığı kadar da aylak değildir hani.  

Arada bir benzincide çalışır, araba yıkayıp tekerleklere hava pompalar, günü kurtarır. Bazen kahvede çaycılık yapar. Bazen de sütçülük. Sütün hasını yaşlıya, fakire verir, su katılmış olanını da zabıta evine satar. Sonra da gider at yarışı oynar, tavla çevirir, akşamları ucuz şaraplarla kafayı çeker. Radyodan Fener’in maçını duydu mu kendinden geçer. Sağa sola saldırır. Sanki koca şehir bir stadyumdur, kendisi de bir futbolcu. Vur oğlum Turist, at golünü!

Sadri Alışık’ın yarattığı Turist Ömer karakteri, sinemamızda en iyi çizilmiş komedi karakterlerindendir.

Ayhan Işık’ın başrolde oynadığı Helâl Olsun Ali Abi (1963) adlı filmde Hulki Saner bir yan karakter olarak yer verir Turist Ömer’e. Karakter o kadar çok beğenilir ki ertesi yıl başrol olarak beyazperdeye tekrar taşınır. Yeşilçam’ın unutulmaz simalarından Ayşecik’in (Zeynep Değirmencioğlu) evsizliğini konu edinen üçüncü filmde yine bir yan karakter olarak yer alır. Fakat Turist Ömer’in mizacı, varoluş hikâyesi Ayşecik’ten daha baskındır. Sonra peş peşe filmler gelmeye başlar ve 60’lara damgasını vurur Turist Ömer. Beşinci film Turist Ömer Dümenciler Kralı (1965) ile birlikte karakterin altyapısı tamamen oturur ve Ömer sonraki filmlerinde ülkeleri, hatta gezegenleri gezmeye koyulur.

Turist Ömer’in temelde kültürel bir duruş sergilemesinden ötürü senaristler “Bir Türk Almanya’da olsa ne olurdu?” “Bir Türk uzayda olsa ne olurdu?” veya “Bir Türk yamyamlar arasında olsa ne olurdu?” gibi soruların peşine düşerler.

Agâh Özgüç’ün belirttiğine göre Sadri Alışık, Turist Ömer karakterini, askerlik arkadaşı Er Ahmet’ten esinlenerek yaratmış. Er Ahmet, sürekli dayak yiyen, umarsız, düzen bozucu bir mizaca sahipmiş. Hatta meşhur Turist Ömer selamı da bu kişinin yanlış asker selamı vermesinden ötürü doğmuş.

Turist Ömer’in kendi adını taşıyan yedi, yan karakter olarak aldığı üç, toplam on adet filmi mevcuttur. Bunlar; Helal Olsun Ali Abi (1963), Turist Ömer (1964), Ayşecik Çıtı Pıtı Kız (1964), Ayşecik Cimcime Hanım (1964), Turist Ömer Dümenciler Kralı (1965), Turist Ömer Almanya’da (1966), Turist Ömer Arabistan’da (1969), Turist Ömer Yamyamlar Arasında (1970), Turist Ömer Boğa Güreşçisi (1970) ve Turist Ömer Uzay Yolunda (1973). Hepsine de yönetmen olarak Hulki Saner imza atar.

Selim İleri de zaten böyle değerlendirir Turist’i, “Horlandıkça iyimserliği pekişen bir kesimin simgesidir, lümpenin çaresizliğidir,” der.

Turist’in yeri o bol arabalı, gürültülü caddelerdir. Sırtında eprimiş gömleği, göbeğine kadar çektiği bol pantolonu, başında ucu sivri şapkası avare avare gezer yollarda. Ona göre bu koca kent çok gülünç bir durumdadır. Evlere, dairelere, binalara tıkılanlara, bu keşmekeşi ciddiye alanlara güler. Ancak söylediği şarkıda, en büyük dalgayı kendisiyle geçtiğini açıkça görürüz:

Paralar cebindeymiş, izmaritin en kralını seçermiş, tüm kızlar peşindeymiş!

Kendi meteliksiz hâliyle alay eder aslında bu şarkıyla. Etmeyip de ne yapsın? Çaresizdir. Selim İleri de zaten böyle değerlendirir Turist’i, “Horlandıkça iyimserliği pekişen bir kesimin simgesidir, lümpenin çaresizliğidir,” der. Eğer öyleyse, Ruknettin tüccar kesimin, Bedia da aristokrasinin çaresizliğidir denebilir. Peki bu çaresizlikler bizi nereye götürür?

Turist ve Ruknettin ‘yersizlikten’ muzdarip iki kader ortağı olarak serinin ana çatısını oluştururlar. Onların tam tersine Bedia ise ‘yerli’ ve ‘Eski İstanbullu’dur. Fakat aidiyet meselesi, ‘ölü aristokrasi’ mensubu olan Bedia’nın da yakasını bırakmamıştır. O da sözde bir girişimciye, bir tüccara muhtaçtır. Yeni yeni kentleşmekte olan İstanbul’da yer arayan insanların birer özetidir aslında bu karakterler. Zaten Turist Ömer’in adındaki turistlik de buradan gelir. Yeri olmayan bir gezgindir o. Kâh Arabistan’dadır, kâh Almanya’da; bir İspanya’ya gider, bir uzayın en bilinmez köşesine. Üstelik ne pasaportu vardır, ne de kafakâğıdı. Onun için bu yolculuklar bir zorunluluk, bir çaresizliktir.

Hiçbir kıza sevdalandığı görülmemiştir Turist’in.

Flanör kelimesinin sinemamızda ilk kez bu karakter için kullanıldığının görürüz.Ev olarak kalabalık caddeleri benimseyen, herhangi bir yere ulaşma amacı gütmeyen, gezgin kişileri tanımlayan flanör deyimi Turist’e bire bir uyar. İstanbul’un yanı sıra Avrupa’nın kalabalık caddelerine, hatta başka gezegenlere de uzanır, aylaklığını oralarda da devam ettirir. Hiçbir kıza sevdalandığı görülmemiştir Turist’in.Yalnız adamdır o, ceketini sırtına vurup gider hep. Sesi güzel, kafası zehir gibidir. Yine de çalışmaz. Çalışamaz.

İstanbul’un kentleşme sürecinin başladığı yıllarda ortaya çıkarak ‘kent meselesini’ gündeme getirir.

Turist Ömer karakterinin 1960’larda ortaya çıkması aslında tesadüf değil. 68 Öğrenci Hareketleri’nin öncesindeki karmaşanın ve 50 Kuşağı yazarlarının ortak sıkıntısı olan ‘kent meselesi’nin içine doğar. Orhan Duru, Demir Özlü veya Ferit Edgü’nün öykülerinde değindikleri ‘aylak’ insan profiline oldukça uyar Turist. Özellikle Yusuf Atılgan’ın kente sıkışmış karakteri Bay C.’yi çokça çağrıştırır. Tıpkı onun gibi gizemli, yalnız ve aylaktır. Bay C. ‘sinemadan çıkmış adam’ olarak, Turist de ‘sinemanın içindeki adam’ olarak birbirlerini yansıtan iki karaktere dönüşürler adeta.

Yeşilçam’da daha önce Turist Ömer karakterinin bir benzerine rastlanmaz.

Ancak en yakınında duran kişi Cilalı İbo olsa gerektir. Feridun Karakaya’nın canlandırdığı karakter, aslında Turist Ömer’den daha eski tarihlidir. Toplamda on iki filmi bulunan Cilalı İbo’nun ilk kez seyirci karşısına çıkışı 1959’daki Cilalı İbo Casuslar Arasında adlı filmle olur. Cilalı İbo, absürt ve slapstick (vücut güldürüsü) komedi üslubuyla alt sınıfın bir parodisini sunar izleyiciye.

‘Boyacı Adam’ imajını mizahla harmanlarken dar gelirli, evsiz insanların da temsiline dönüşür. Hep ayakaltında olan, ayakkabı boyayan, sivri zekâlı, iyi niyetli ama bir o kadar da muzip olan bu adam, Turist’le birlikte İstanbul sokaklarını ve dünyanın diğer köşelerini paylaşır.

Aylaklık, Turist Ömer'i sinemamızda özgün ve ayrıksı bir konuma getirir.  

Öte yandan Öztürk Serengil’in bürokrasiye yönelik stilize mizahı, İnek Şaban’ın fars komedi stili Turist’inkinden oldukça uzaktır. Kemal Sunal’ın ‘İnak Şaban’ tiplemesinin haricindeki güldürülerinde Turist Ömer tadı yakalamak mümkündür belki; Sunal da hep halkın içinde, tutunamayan bir alt sınıfı temsil etmiştir. Ancak Turist’in ‘aylaklığınının’ vurgusuna sahip değildir hiçbirisi. Aylaklık, Turist’i sinemamızda özgün ve ayrıksı bir konuma getirir.

(Kaynak: Burak Acar, Türk Sinemasında 100 Unutulmaz Karakter, Edebi Şeyler, 2016)

Derleyen: M. Gizem Erkol

 


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR