Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

21 Aralık 2022

Hayat

Yüzlerce Çocuğun Duyulmayan Sesi Yerine H.K.G.

Vildan Çetin

Paylaş

1

0


Nasıl olmuştu da bu hassas kadınların biri en hassas noktasından vurmuştu koskoca cemaati ve Türkiye’yi sallanmıştı.

H.K.G kim artık hepimiz biliyoruz. İfadesinin tümünü okumaya karar verdiğimde yangın yerinin ortasına düşmeye hazırım sanıyordum. Dedim ki kendi kendime, okumadığın konu hakkında fikir sahibi olamazsın. Yıllardır bu düstur üstünden hayatını sürdürmedin mi? İfadeyi okuyacaksın. Lakin mümkün mü? Ağlamadan, içim yanmadan, kafayı yemeden… Allah’ım yapamıyor, okuyamıyordum. "Ben çok ağladım, çok canım yandı, karnım ağrıdı.’’  Yazan yere gelmiştim. Ancak devam edemiyordum. ‘’Sonra ben büzüşerek yattım. O tekrar bana kızdı. Bana 'ne halin varsa gör' dedi. 7-8 yaşlarındaydım.’’ Yazıyordu ifade metninde. Kafamda aynı kelimeler çın çın çın. Sarmal halinde içe doğru çöküyordum. Karanlık bir içe dönüşüyordum. Ben ben değilim.

Yüzlerce çocuğun duyulmayan sesi yerine, kendini yangın yerinin ortasına çırılçıplak bırakmaya cesaret eden H.K.G.’nin ifadelerini okumaya tahammül edemiyorken; Nasıl dayandı, diye soruyorum kendime. Nasıl? Tek başına. Bir başına. Annesi dahil, derdini anlatacak, sığınacak bir Allah’ın kulu yokken çevresinde. Daha minicik. 6 yaşında. H.K.G yaşatılanların milyonda birini yaşasam, şu an yoktum. Ya intihar etmiştim bileklerimi parça pincik ederek ya da ruhumu bırakmıştım ne hali varsa görsün diyerek.

Bu trajedi ile nasıl baş edilir. Nasıl, nasıl:  ‘Din, şeriat, emir, hadis, cehennem’ nakaratları ile çıkarlarına yarayacak şekilde tüm bilgileri manipüle ederek kirleten bu yapılanmaları, 7 başlı ejderha gibi büyüyen siyasetler üstü bir cemaati tek başına karşına alır insan. Bu nasıl bir cesarettir? Hem de ilkinde başarısız olmuşken, ikincisine nasıl cesaret eder?

Hassas! Ne İlginç Bir Kelime

Kardeşleri verdikleri röportajda sürekli annelerinin ne denli hassas ruhlu olduğundan bahsediyordu. Ablaları da hassas biriydi. Nasıl olmuştu da bu hassas kadınların biri en hassas noktasından vurmuştu koskoca cemaati ve Türkiye’yi sallanmıştı. Hassas! Ne ilginç bir kelimeydi. Sözü geçen anneye doğru bakınca, kelimenin anlamı bozuluyor, vahşi ve kendine Müslüman bir ötekini hiç saymaya dönüşüyordu. Bir anne hayal edin: Kızı 6 yaşında, 26 altı yaşındaki bir pedofile teslim edilirken sadece ağlamakla yetinen, 14 yaşında nikahı kıyılan kızına 'düğünde sakın ağlama, ağladığını görmeyeceğim' diye ayar çeken, güya hassas ruhlu bu anne, olay duyulduktan sonra yemelerden içmelerden kesilmişmiş . Bunu yine kardeşler videosundan öğreniyoruz. Bu üzüntünün kaynağı ne? El alem duyacak üzüntüsü mü bu? Siyasal İslam’ın, kapalı kapılar ardında olan ne varsa, duyulmadıkça mubahtır kuralı çiğnendiği için mi? Kardeşlere de şunu soruyorum. Ablanız tüm gemileri yakarak; yok olma ve dahi öldürülme riski alarak böyle bir itirafta bulunurken onu koruyup kollayacağınıza, yaşadıklarından telafisi olmayan bir elem duyacağınız yere ‘hassas anneniz’ için neredeyse kendinizi telef edercesine ağlaşmanız? Bunlara kalbiniz nasıl dayanıyor? Bu nasıl bir inanç kirliliği?

Bizim Mahalleden Diye İnsan Kayırmanın En Pespaye ve Korkunç Hallerinde Biri Pedofiliye Sessiz Kalmaktır

Pedofiliye özendiren o kitap* toplatıldığında hepimiz el birliği ile destek verdik. Daha dişleri çıkmamış bir bebeğin ağzına boşalmayı direkt, olağanca düzlüğü ile yazabilen bir kafanın yaptığı ne edebiyat ne de sanat olabilirdi çünkü.

Ancak bir grup insanın, çıkarlarına mini bir zarar gelecek korkusu ile gerçeklikle tendon bağları öyle kopmuş ki, Birgün Gazetesi’nden Timur Soykan’ı savcının iddianamesinden yola çıkarak yaptığı haber yüzünden linç edebiliyor, cezalandırılması gerektiğini savunabiliyorlar. Bu savunucular ve destekçileri arasında Cağaloğlu Anadolu Lisesi gibi son derece önemli eğitim kurumlarından birinde yöneticilik yapanlar dahi var. Burada, savcının yazdığı iddianamede açık kanıt ve delilleri, hatta ses kayıtları olan bir suçlamadan bahsediyoruz. Ki sonradan nereden geldiyse emir bilemiyoruz tabi, fikrinden tornistan edenleri de görüyoruz.

Pedofiliyi Din Kisvesi Altında Normalleştirmiş Bir Kitle Var

Milli Gazete yazarı ve Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nurettin Yıldız gibi sıfır çekince ile ekrana geçip  ‘şeriatımız islamın yaş haddi yoktur. Bu ne demek: Bulûğ çağından önce de bir çocuk evlenebilir. Çocuklar arası nikah yapılabilir. Büyük küçük nikahı da yapılabilir. Mesela 7 yaşındaki bir kız çocuğu 25 yaşında bir erkek, mesela 7 yaşındaki bir erkek çocuğu 25 yaşında bir kaç z evlenebilirler mi? Diyelim, nikah evlilikten daha hassas bir ifade. Evet nikahlanmalarında bir sakınca yoktur.’’* diye konuşabiliyor. Ve 2017 tarihli bu konuşmaya; ‘düşünce ve kanaat özgürlüğü, düşünceyi açıklama, yayma kapsamında kaldığı’ gerekçesiyle ‘kovuşturmaya yer yoktur” kararı veriliyor. Şimdi sıkı durun; videoyu haber yapan Barış Terkoğlu’na, savcı Ramazan Öksüz ‘hakaret’ suçlamasıyla iddianame düzenliyor.

Yanmaz kefen sahibi Cübbeli Ahmet Hoca denen zat ise ‘Çocuk yaşta (yani bulûğdan önce 6-7-8) evlilik caizdir, zifaf yani duhul yani cinsel ilişki için ise bulûğ çağı ( 10- 12 yaş) yeterlidir’, sözlerini ana akım medya haber kanallarından HaberTürk’te *** rahatça sarf edebiliyor. Adaletin pek hassas terazisi, bu konuşmalara ifade özgürlüğü cübbesini giydirip görmezden geliyor maalesef.

Pedofiliyi din kisvesi altında normalleştirmiş bir kitle halihazırda cemaatlerin gizli yuvalarında çöreklenmiş iken, soruyorum şimdi size, bir yazar olarak ‘kirli gerçekçilik’ akımına uydum diyerek bu tarz hastalıklı karakterlerin olduğu bir kitap yazsam, sapıklıkla suçlanır mıyım? Gerçek hayatta var olan bu karakterleri bir sanat eseri aracılığı ile ortaya koyan sanatçı ve eserini geçtim, yaptığı münasebetsiz bir şaka yüzünden, ilgili/ilgisiz makam ve bir kısım hassas halk tarafından bir şarkıcı aforoz edilirken, gerçek hayatta aleni şekilde ne yaptıklarını söylemekten çekinmeyenlerin koruma altına alınması, bu çürümüşlük sizin de midenizi bulandırmıyorsa eğer, biz neyiz?

O meşhur cümlede ‘Coğrafya kaderdir’ der ya hani, bence coğrafyadan çok aile kaderini belirliyor insanın. Annem ailesi ile 16 yaşında iken Makedonya’dan Türkiye’ye gelmiş. Tam da o sıralarda, yani göç yoluna düşecekleri zamanın yakınlarında,  annemi sokakta gören bir kadın, kıymetini şimdilerde daha iyi anladığım anneannemin kapısına dayanmış, kızınızı oğluma istiyorum, diye. Bu teklif karşısında çıldıran anneannem, benim kızım daha çocuk, çık bak sokakta oyun oynuyor hala diyerek kadını derdest edip evden atmış. Kadın muhtemelen, kemikli yapısı ve yaşıtlarına göre uzun olan boyuna, gösterişli duruşuna aldanıp bu işe kalkışmıştı.  Ancak ne mutlu ki annemin ailesi bu konuda hassas çıkmış ve evlatlarını korumuştu. Demem o ki, fiziksel özelliklerine bakıp da bir çocuğu psikolojik olarak hazır olmadığı bir eyleme zorlamak insanlık dışıdır. Vahşettir.

Bazı kız çocukları erken olgunlaşıyor, 15 yaşında herkes aynı görünmüyor  diye fetva niyetiyle ahkam kesen zat! Sen zaten bunları okumayacaksın. Olsun. Ben yine de yazacağım.

Çalıp Çırpmak Savaş Ganimeti

Haberci bir dostum anlatmıştı. Bağcılar’da çöreklenen bir cemaatin bağımsız cumhuriyet gibi yaşadığı, dokunulmaz binasına araya bin bir insan sokarak girebilmişti. Ortada dedi, son derece zevksiz olsa da müthiş bir zenginlik vardı. Çünkü çalıp çırpmayı savaş ganimeti olarak görüyordu cemaatin lideri. Pekiyi kiminle savaşıyorlarmış, diye sorunca, sen de pek safsın canım bakışı atarak: Türkiye Cumhuriyeti elbette dedi. Bu yüzden kız/erkek hiçbir çocuğu okula göndermiyorlar. Kız çocukları, kendilerince yorumladıkları tarzda  dini eğitim dışında asla eğitilmiyor. Erkeklere de gereken şekilde eğitimler veriliyor. Yani, militan yetiştiriyorlar demek istiyorsun, dediğimde, sustu. Çekim yapmasına izin vermediklerinden o haberi de yapamamıştı. Bu tip haberler için ihtiyacımız olan: H.K.G gibi cesur yürekler. Mezbeleliğin, çamurun içinden çıkan pırlanta ruhlar. Ve onlardan gelen bilgileri bize ulaştıracak gözü pek ve dürüst haberciler.

* Zümrüt Apartmanı, Abdullah Şevki, Kurgu Kültür Merkezi Yayınları,

** https://twitter.com/saliimsen/status/1601473313628639232?s=46&t=FFxImvK9FkaGX6tYsYoNTg

*** https://twitter.com/m_cemilkilic/status/1601456601210138625?s=46&t=FFxImvK9FkaGX6tYsYoNTg

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Eleştiri Ne Âlemde?Maurice Blanchot
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tuba Karamuklu

31 Ağustos 2025

Annelik, Bağ ve Yüzleşme Üzerine Bir R..

Her Şey Bir Kırmızı Paltoyla Başlıyor...İnsan bazen bir hikâyeyi olay örgüsünde değil, kelimelerin titreşiminde, satır aralarındaki boşluklarda, sessizlikte hisseder. Kırmızı Paltolular, işte tam da böyle bir roman. Luigi Ballerini, ON8 K..

Devamı..

Rusya Svalbard'a Dönüyor

Elisabeth Braw

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024