“Keşke birileri bana söyleseymiş!” – Yazarlar kendi gençliklerine kitap öneriyor
12 Aralık 2017 Edebiyat Liste

“Keşke birileri bana söyleseymiş!” – Yazarlar kendi gençliklerine kitap öneriyor


Twitter'da Paylaş
0

Hepimiz bizi çok etkileyen kitaplarla ilgili niçin daha önce karşılaşmadık diye hayıflanırız. Özellikle bazı kitaplar, ne kadar erken yaşta okunursa kişilik üzerinde o kadar önemli etkiler bırakır. Bireyi aşk, doğa, cinsellik, siyaset, insan ilişkileri gibi birçok konuda aydınlatır. Yazar olmayı hayal eden bir çocuğu eğitebilir, ona yol gösterebilir. Gençliklerinde bu fırsatı kaçırmış olan yazarlar, hâlâ şansı olan okurlar için okuyabilecekleri kitapları sıraladı. İleride “Keşke birileri bana söyleseymiş!” dememek için listeye göz atmanızda fayda var.

1 Julian Barnes

Aslında gençken keşke şunu okusaymışım dediğim bir kitap yok. Aksine Huckleberry Finn ve Çavdar Tarlasında Çocuklar gibi kitapları kırklı yaşlarıma kadar keşfetmemiş olmanın keyfini sürüyorum. Mesela Küçük Prens’i de daha okumadım. Fakat başka konularda pişmanlıklarım var. Örneğin keşke on bir yaşında The Secret Sharer’ı okumasaymışım. Gençliğime önereceğim kitapların hepsi kurgusal olmayan kitaplar olurdu herhalde. Savaşın gerçek doğası, imparatorluklar, ırklar, siyaset ve ekonomi, sınıf-para-güç ilişkisiyle ilgili kitaplar. Bana doğayı anlatacak, toprağı, güneşi, ağacı, kuşları hissettirecek, cinselliği öğretecek kitapları okumuş olmayı isterdim.

2 Margaret Drabble

Daphne du Maurier tarafından yazılan The Parasites tam gençlik çağında okunacak kitap. Maalesef ben, yazar bir arkadaşımın önerisiyle ancak yetmişlerimde okuyabildim. Eğer on beşimde okusaydım büyük ihtimalle bu kitaba âşık olurdum. Pamela Brown’ın The Swish of the Curtain kitabı ise ergenlik çağındakilere göre bir kitap. İçine cinselliği de dahil ederek aşkın doğasını anlatıyor. Okuması çok keyifli ve şaşırtıcı. Bu kitap favorilerimden biri diyebilirim.

3 David Nicholls

Hangi kitapları seveceğim onları ne zaman okuduğuma göre belirleniyor. Örneğin 16-22 yaşlarım arasında okuduğum romanlar en sevdiklerim listesinde hâlâ ilk sırada yer alıyor. Gençliğimde bazı kitapları tekrar tekrar okudum çünkü o dönemki dersleri geçmek için bu kitaplardan sınav oluyorduk. Bu sebeple Dickens, Orwell, Scott Fitzgerald gibi yazarlarla epey boğuştum. Şimdi düşünüyorum da eğer bunlar gibi önemli isimleri gençliğimde değil de orta yaşlarımda okusaymışım, daha cömert ve affedici bir okur olabilirdim. Bunun aksine okumakta geciktiğim kitaplar da var. Örneğin Salinger’ın Franny ve Zooey kitabını yirmili yaşlarımın sonunda okudum, yani okumam gereken dönemden on yıl sonra. Yine de güzel bir kitaptı ama eğer daha erken bir dönemde okusaydım kişiliğimde daha güçlü etkiler bırakırdı.

4 William Boyd

Gençken kitap ayırt etmeyen, hevesli bir okurdum. Beni en çok etkileyen kitapların Madde 22 ve Couples olduğunu hatırlıyorum. Okuldaki bir ders için de Naboko’un Ada ya da Arzu kitabı üstüne bir ödev yazmıştım ama bu kitap bana göre çok ağırdı. O yaşımda okunabilecek en iyi kitap Nabokov’un başka bir kitabı olan King, Queen, Knave olabilirdi.

5 Tessa Hadley

Genç halimle konuşma şansım olsaydı ona ilk olarak bir öneride bulunurdum: Dikkatli ol, acele etme, her şeyin bir zamanı vardır, sadece bekle. Okuması için ona vereceğim kitap ise kesinlikle Elizabeth Bowen’ın The Death of the Heart kitabı olmazdı. Kitabın ana karakteri Portia da genç bir kız ama sürekli bir uğraş içinde, her şeyi riske atan, maceradan maceraya atlayan, sabırsız biri. Sakin ol Portia, biraz dur, bekle ve neler olacağını gör. O yaşlarda bana verilen bu önerileri dinlemezdim. Yine de o kitabı okur ve çok severdim. Kendimi Portia’yla özdeşleştirirdim. Ah, gençlik!

6 Aminatta Forna

Bundan birkaç yıl önce ABD’ye taşındığımda bir arkadaşım bana yazar Annie Dillard’ı önermişti. İlk olarak Pilgrim at Tinker Creek kitabıyla başladım. Bu kitap ilk yayımlandığında ben on yaşındaymışım. O zamanlar kendi küçük dünyamda Tanrı ve evrenle ilgili düşünüyordum, bir yaratıcı var mı diye merak ediyordum. Keşke bu kitabı o zamanlar okusaymışım.

7 John Banville

İlk kitabımı yayımladığımda yayıncım yetenekli olduğumu ama yanlış isimleri okuduğu söylemişti. Şimdi düşünüyorum da gerçekten haklıymış. Tüm ergenliğimi Dylan Thomas, Lawrence Durrell gibi isimleri okumakla geçirmişim. Ardından Hugo von Hofmannsthal tarafından yazılan Lord Chandos Letter kitabına denk geldim ve bu kitap neyi nasıl yazmak gerektiği konusundaki tüm düşüncelerimi değiştirdi. Âdeta ufkumu açtı.

8 Maggie O’Farrell

Keşke ben on altı yaşımdayken birileri bana Madde 22’yi verip okumamı söyleseymiş. Ergenlik çağındaki herkesin kaos döneminde sanatın nasıl bir işlevinin olabileceğini öğrenmesi lazım. Bunun için bu kitaptan daha iyi bir örnek var mı?

9 Philip Hensher

Her kitabın ayrı bir zamanı olduğuna inananlardanım. Otuzlarımdayken Tolstoy okumaya başladım ve bunun için geç kaldığımın farkındaydım. Bunun aksine Philip Roth, Elizabeth Taylor ya da Kingsley Amis gibi isimlerse gençlik dönemine uygun olmayan ama orta yaşlara çok yakışan yazarlar. Daha önce okumadığıma pişman olduğum iki önemli kitap var: Thackeray’in kitabı Pendennis ve Conrad’ın kitabı Chance.

10 Nicola Barker

Küçükken annemler bana büyüyünce ne olmak istediğimi sorarlardı, ben de onlara “dansçı ve rahibe” derdim. O zamanlar bu ikilide herhangi bir tezat görmezdim. Büyüyünce her şey değişti. Yine de ruhani şeylere ilgi duyuyorum. Önereceğim kitap ise Faustina Kowalska’nın günlüğü: Divine Mercy in My Soul.

11 Charlotte Mendelson

Genç bir kızın İvan Denisoviç'in Yaşamında Bir Gün kitabını okuması gerekir diye düşünüyorum. Bunun dışında Asi Kızlara Uykudan Önce Öyküler de çok güzel bir kitap.

12 Julie Myerson

Ne zaman neyi okumak gerekir tam olarak bilmiyorum ama Simone de Beauvoir’ın The Prime of Life kitabını tam zamanında okuduğumu düşünüyorum. On dokuz yaşındaydım, yurt dışında yaşıyordum, parasızdım ve yazar olmak için can atıyordum. Ne yapmam gerektiği hakkında da en ufak bir fikrim yoktu. Milano’nun ortasında bir parkta oturdum ve bu kitabı okumaya başladım. Bitirmeye yakın hava o kadar kararmıştı ki cümleleri zar zor seçiyordum. Yazarın zekâsı, anlatımı, gelecek kaygısı, özgürlükle ilgili düşünceleri beni o kadar etkilemişti ki. Bunu genç birine önerir miyim? Şöyle diyeyim, geçen gün elimdeki kopyasını kaybettiğimi sandım ve evde ararken kızımın yatak odasında olduğunu gördüm. Son zamanlarda en mutlu olduğum anlardan biriydi.

13 Blake Morrison

Keşke şimdi on yaşındaki Blake’in karşısına geçebilsem ve ona Sineklerin Tanrısı kitabını verebilsem. O yaşımdan bir yıl sonra karma eğitimi olmayan, on sekiz erkekten oluşan küçük bir köy okuluna kaydoldum. Zorbalık, zalimlik, rekabetle tanıştım. Eğer bu kitabı okumuş olsaydım bunlara hazırlıklı olurdum.

Çeviren: Deniz Saldıran

(The Guardian)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR