Başınızı Döndürecek Resimler

Başınızı Döndürecek Resimler


Twitter'da Paylaş
0

Eğer resimle ilginiz yoksa, bu ressamların resimlerine bakarken başınız dönmüyorsa kitabı almayın, başka şeyler okuyun.
İlker Karakaş
İzmirliyseniz, operaya, baleye ilginiz varsa Mehmet Ergüven’i tanırsınız ya da resimle tutkuyla ilgileniyorsanız yolunuz onunla bir yerde mutlaka kesişir. Tanınıp tanınmamak yetmiş yaşındaki Ergüven’in çok da umurunda değil. Münih’te şan ve sahne yönetmenliği eğitimi görmüş, İzmir Devlet Opera ve Balesinde sahne yönetmenliği yapmıştır. Yazdığı denemelerle, kitaplarla Türk resmine önemli katkıları vardır. Ergüven cesur adamdır. Kurtuluşu yazmakta bulur. Yazmasaydım çıldırırdım, kendimi öldürürdüm dediği kitabı Pusudaki Ten, yayımlanmasından bir süre sonra yasaklanır, toplatılır, ardından uzun bir yargı süreciyle aklanır. Ergüven’in ölümden korkmasına gerek yok, pişman değil çünkü. Sonuna kadar değerlendirdi kendine verilen süreyi. Onun yaptıklarını yapmaya cesaret edemeyenler, onun yaşadığı yaşamı yaşayamayanlar kıskanabilir Ergüven’i. Mehmet Ergüven Notos Kitap’tan Şubat 2017’de yayımlanan Bakışlar kitabında dört önemli kadın ressamımız hakkında yazmış. Bu dört ressamın birer resminden yola çıkarak resimlerin ve ressamların öykülerinin anlatıldığı ilginç denemeler bunlar. Neş’e Erdok’un Otoportresi, Nevhiz Tanyeli’nin Kaç Kaç, Feriha Tuğran’ın Adem ile Havva, Emel Şahinkaya’nın Ateş isimli resimleri yazarın kaleminden bizi düşler dünyasına götürüyor. Elbette meraklısına. Eğer resimle ilginiz yoksa, bu ressamların resimlerine bakarken başınız dönmüyorsa kitabı almayın, başka şeyler okuyun. Ama bu ressamlar birazcık olsun ilginizi çekiyorsa bu kitap mutlaka kitaplığınızda olmalı. Neş’e Erdok yaşayan Türk ressamlarının kuşkusuz en önemli isimlerinden birisi. Forbes dergisinin her yıl Ocak ayında yayımladığı Türkiye Sanat Raporunda ismi hep ön sıralarda. Neş’e Erdok hatırlamak istemediği bir tarihte bir göğüs rahatsızlığı yaşar. Yaşamındaki bu kırılma noktasından sonra hızla birbirini izleyen oto portreler yapar. Kitapta anlatılan bu oto portrelerden birisinin öyküsüdür. Nevhiz Tanyeli yazarın deyimiyle hak ettiği ilgiyi görmeyen az anlaşılan sanatçılar arasında olmakla birlikte zaten anlaşılmayı da beklemeyerek bunun yerine oğlunu dünyaya getirdiği 1968 yılından başlayarak 12 Mart darbesiyle hesaplaşmış ve bireysel sıkıntısını kolektif kaygıya terk etmiştir. Tuvalini buruş buruş olup yamuluncaya kadar mıncıklayarak resim yapan Tanyeli’nin 2010 yılında önce suluboya sonra yağlıboya olarak yaptığı Kaç Kaç isimli resimlerinin kopyaları kitapta görülebilir. Feriha Tuğran. Elbette İzmir’in gururu... Giriş cümlesinde şöyle yazmış Ergüven: “Feriha Tuğran’ın resimleri cam kavanozda biriken bon bon benzeri renkli taşları çağrıştırır ama bir türlü kolye olmaz bunlardan. Çünkü çoğu kez hemen hepsi anlık bir esrimenin sonucudur… Beyin kimyası gereksindiği esini verme konusunda nasılsa asla zorda bırakmayacaktır onu.” Feriha Tuğran’ın sarhoş olmak için içmesine gerek yoktur. Sarhoşluktaki taşkınlık, coşku, dans etme isteği içmeden de içindedir zaten ve bu resim yapmasına da yansır. Resimlerine bakarken uyuşursunuz, kendinizden geçersiniz, bağımlı olursunuz. Her bünyede olmaz bazılarında olur, olmayanlar alınmasın. Merak ettiyseniz Feriha Tuğran’ı arayıp sormayın. Kendini bir yere kapatmış saklanıyordur. Resim yapmayı bıraktığına dair söylentiler dolaşır ortalıkta. Televizyon izliyordur güya. Yapmayacağım bir daha resim, diyordur, bitti o iş. Boşunadır resimden kurtulma çabası, endişelenmeyin, bırakamaz resim yapmayı Feriha. Günümüz Türk resminin kraliçesidir o. Başarılı ressam Emel Şahinkaya, eşi Mehmet Günsür’ün ölümünden sonra zor günler geçirir. Ateş isimli resmini tasarlarken kafası karışıktır. Televizyonda izlediği dans eden kırmızı gömlekli yakışıklı genç ilham verir. Kimdir bu adam? Mehmet mi, o sıralarda aşık olduğu kişi mi, yoksa kendisi mi? Son söz olarak kim bilir diyor Ergüven Ateş’i özetleyecek en iyi tanım belki de Ece Ayhan’dan ödünç alacağımız “Cehennet” sözcüğüdür. Evinin duvarlarındaki birbirinden güzel tabloların arasında rahat ve huzurlu oturmaman için hiçbir neden yok, bir anıt halini almış yetmiş yıllık yaşamın, dürüstlüğün, Türk resmi için harcadığın emekler ve ürettiklerinle saygıyı ve okunmayı hak ediyorsun Mehmet Ergüven. [caption id="attachment_28019" align="aligncenter" width="573"] Neş'e Erdok, Otoportre[/caption] [caption id="attachment_28020" align="aligncenter" width="580"] Nevhiz Tanyeli, Kaç Kaç[/caption] [caption id="attachment_28018" align="aligncenter" width="600"] Âdem ile Havva[/caption] [caption id="attachment_28015" align="aligncenter" width="580"] Emel Şahinkaya, Ateş[/caption] [caption id="attachment_28014" align="aligncenter" width="600"] Mehmet Ergüven[/caption]  

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR