Akbelen Direnişi artık bir simgedir. Bu ülkeyi geri almak için verilecek mücadelenin ne kadar uzun soluklu olacağı artık biliniyor. Demek ki duramayız.
Akbelen’de İkizköylülerin ve ormanı korumak için onlarla dayanışmaya gelenlerin direnişi artık yeni bir aşamada. Şirket ormanın önemli bir bölgesini kömür madenine açmak için hayasızca ağaç kesimine başladı.
Hangi şirket? Limak Holding ve IC Holding ortak iştiraki YK Enerji. Beşli çetenin asli unsurları. Ne yapıyor? Akbelen Ormanı'nda YK Enerji'nin maden sahasını genişletmek için ağaç kesimi yapıyor. Bunun için çok uğraştı, direniş izin vermedi ama sonunda zor kullanarak, devletin polisini ve jandarmasını şirket için seferber ederek kesime başladı.
Devlet başka hangi ülkede şirket için güvenlik örgütlerini bu kadar pervasızca seferber eder. Devlettir, her yerde yapar ama buradaki kadar utanmazca değildir herhalde.
Çam ve zeytin ağaçlarının bulunduğu Akbelen Ormanı’nda kesim için arsızca bekleyen şirkete köylülerin direnişi iki yıldır engel oldu. Sonunda dün jandarma ve polis zoruyla kesim başladı ama direniş bitmedi.

Hukuki Süreç…
Akbelen Ormanı'nda açılmak istenen kömür madenine karşı köylülerin direnişi 2019'da başladı. İkizköylülerin Orman Genel Müdürlüğü'ne karşı Muğla 1'inci İdare Mahkemesi'nde açtığı yürütmeyi durdurma davası sürüyor.
Peki dava sürüyorsa şirket nasıl kesime başlıyor?
Akbelen Ormanı'nda Temmuz 2021'de 100'den fazla ağaç kesilmişti. Ancak ağaç kesimi, İkizköylülerin ve çevre aktivistlerinin bölgedeki kararlılıkları üzerine durmuştu. Ardından da İkizköylüler ormanda çadır kurarak nöbet tutmaya başladı. Köylülerin bu direnişi iki yılı aşkın süreden beri ormanda ağaç kesilmesinin önüne geçiyordu.
Akbelen Ormanı, Yeniköy Kemerköy Termik Santrali'ne yakıt kaynağı sağlanabilmesi için Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.'ye (YK Enerji) satılmış ve 740 dönümlük bu ormanda Tarım ve Orman Bakanlığı onayıyla linyit madeni işletmesi açılmasına izin verilmişti.
Düşünün, linyit madeni. Artık hayatımızda ve enerji üretiminde kullanılmaması gereken linyit. Termik santrallerin varlığı dünyada tartışmalı ve Avrupa’da çeşitli ülkeler temik santralleri kapatıyor. Bizdeki edepsiz rantçılar kömür madeninden bin kere daha değerli olan ormanı yok ederek maden peşinde koşuyor.

İkizköylüler, projenin iptali için açtıkları davadan başlangıçta sonuç alamadı. İkizköylüler'in Muğla 1'inci İdare Mahkemesi'nin Ağustos 2021'de verdiği yürütmeyi durdurma kararını kaldırmasına yönelik itirazı, bu kez de İzmir Bölge İdare Mahkemesi (BİM) 7'nci Dava Dairesi tarafından Aralık 2022'de reddedildi.
Projenin durdurulması için İkizköy, Karacahisar ve Çamköy sakinlerinin açtığı davalar hâlâ sürüyor.
Bu arada İkizköylüler pek çok kere gözaltına alındı, haklarında dava açılan köylülerden birkaçı altı ayı geçen cezalar aldı, cezaları paraya çevrildi.
Twitter'daki "Akbelen Yuvamız Vermeyeceğiz" hesabından yapılan paylaşımda, ağaçların kesilmemesi için 117 binden fazla imza toplandı ve Akbelen gönüllüleri 117 bin imzalı dilekçeyi Tarım ve Orman Bakanlığına teslim etti.
Ağaç kesimine karşı 7/24 nöbet tutmaya devam edeceklerini söyleyen köylüler, "doğayı ve yurdunu seven" bütün yurttaşları dayanışmaya davet ediyor. Artık Akbelen, Karacahisar ve Çamköylülerle birlikte termik santrallere karşı üç köy birleşmiş durumda.

Ne yapılmalı?
Demek ki Akbelen Ormanı’nı kömür madenine karşı korumak, bu ülkenin bütün namuslu insanlarının, ülkenin en önemli zenginliği olan ormanları korumayı önemli bir görev gören herkesin, sivil toplum kuruluşlarının, siyasal partilerin ve en başta ülkenin sol ve sosyalist güçlerinin görevi. Ekoloji mücadelesi antikapitalist mücadeledir. Ekolojik çevreyi korumak hayatı korumaktır. Hayatı korumaksa sosyalistlerin asıl görevi.
Akbelen Direnişi’nde İkizköylülere destek için orada sürekli bulunanlar elbette en başta sosyalistler. Öteki muhalefet partileri açıklamalarıyla, Meclis’teki soru önergeleriyle desteklerini gösterdiler. Ama bizim Akbelen Omanı’ndaki varlığımız ve desteğimiz orada var olarak yapılabilir. Biz desteğimizi göstermek için oraya gitmiyoruz. Oradaki yaşamsal sorunumuza sahip çıkmak, onu korumak için oradayız.
Ekolojik çevreyi korumak için verdiğimiz mücadele, özellikle Muğla’da yoğunlaşıyor. Buna dikkat çekelim. Çünkü Muğla hem Doğu Karadeniz’den sonraki en önemli orman bölgesi, yani ülkenin akciğerlerinden biri hem de turizmden madenlere, inşaat alanlarına rantı en yüksek bölge. Bu nedenle Muğla’daki ekoloji mücadelesi bütün ülkenin sorunu olarak görülmeli. Biz öyle görüyoruz.
Peki yapılanlar yeterli mi? Elbette hayır. Emek ve Ögürlük İttifakı seçimi kazansak da kaybetsek de ana muhalefet olmayacak mıydı? Oysa bugün neredeyse atalet içinde kaldı. Özellikle İttifak’ın temel gücü olan HDP-YSP’nin seçim sonuçları yüzünden kendi içine fazla kapandığı görülüyor. HDP’nin silkinmesini beklemek hakkımız. Emek ve Özgürlük İttifakı seçim ittifakı olmaktan çok daha fazla, bir mücadele ittifakıydı. Onun asıl varlık nedeni süresiz bir mücadele ittifakı olmasıdır. Demek ki EÖİ artık kendi içindeki bileşenleriyle uğraşmayı, vıdı vıdıları, iç sorunları bırakıp hayata dönmek zorundadır. Bu durum herhalde Sosyalist Güç Birliği için de geçerli olmalı.
Demek ki kendimize gelmeliyiz, ayağa kalkmalıyız. Akbelen Direnişi artık bir simgedir. Onun çevresinde birleşmek, mücadelemizi güçlü mevziler kazanarak adım adım tahkim etmek, her tahkimattan sonra bir adım ileri gitmek. Bu ülkeyi geri almak için verilecek mücadelenin ne kadar uzun soluklu olacağı artık biliniyor. Demek ki duramayız.






