Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

24 Ekim 2022

Plastik Sanatlar

"Anne" Resmi

Tufan Erbarıştıran

Paylaş

0

0


Resmin sol tarafı biraz boştur ve burayı sadece siyah rengin hâkim olduğu bir perde kaplamaktadır. Resmi büyütüp perdeyi yakınlaştırdığımızda ne olduğunu pek anlayamadığımız bir görüntü beliriyor. Meraklı okurlarımız bu konuda bakalım neler söyleyecekler?  

 

Whistler’s Mother (Whistler’ın Annesi), 1871, Musée d’Orsay, Paris, Orijinal Boyut: 142 x 160 cm, James Abbott Mcneill Whistler (11 Temmuz 1834 – 17 Temmuz 1903) – ABD

Whistler’in sanat kariyeri iniş çıkışlarla doludur ve resme ilgisi olduğunu anlayınca askerliği bırakmıştır. Paris’te uzun süre kalan sanatçı burada Japon tarzında yapılmış tabloların taklitlerini yapmıştır.

Belirli bir tanınmışlığa erişince, daha sonra Londra’ya yerleşti. Resimlerinde an’ı üzerine yaptığı kompozisyonlar büyük ilgi gördü. Bu konuda zamanla kendi tarzını yarattı. Geçmişi anlattığı resimlerinde harmoni kompozisyonlarla kullandığı tonlamalarıyla kendi tarzını yakalamayı başardı. Resimlerinde duygu ve ahlak, ayrıca an’ı ağırlıklı konuları kendisinden sonraki birçok İngiliz ressamı etkilemiştir. Söz konusu ahlak, anı gibi konuları doğrudan yansıtmak yerine bunları içerik olarak başkalaştıran özgün bir tarzı vardır.

Whistler’in kişisel yaşamı da hayli çalkantılı olmuştur. Birçok sanatçı gibi gece yaşamı, bohem tavırları, söz dinlemeyen kişiliği ile her zaman ilgi odağı olmuştur. Hem sanat çevresinden hem de edebiyat çevresinden birçok dostu vardır. Onlarla olan arkadaşlıkları nedeniyle resimlerinde tarz ve konu seçimi bu doğrultuda kendini göstermiştir. Hayli cesur ve radikal teknikleri dönemin sanat dünyasında çoğu kez anlaşılamamış ve bazen tepki de almıştır. Onun askerlik döneminde de yaptığı isyankâr tavırlar nedeniyle sürekli ceza almış ve sonunda istifa etmiştir.  

Whistler her zaman aykırı bir kişilik sergilemiştir. Onun sanat anlayışı biraz bohem olmakla birlikte, sanatın dogmalarını yıkmaya ya da değiştirmeye yöneliktir. Sanatıyla ilgili sorulara şöyle bir yanıt vermiştir:

“Sanat tutku, acıma, sevgi ve vatanseverlik gibi duygulardan bağımsız olmalı. İşte bu yüzden eserlerime aranjmanlar, armoniler gibi isimler koyuyorum.”

Sanatçının “Whistler’ın Annesi” adlı eseri sergilendiğinde, eleştirmenler ve sanat tarihçileri çok sert yorumlarda bulundular. Bir sanatçı kendi annesini nasıl olur da bu kadar sert, kibirli, duygusuz çizebilirdi. Annesi kendisine doğru değil de başka bir yöne baktığından, onunla annesi arasında duygusal bir bağ olmadığı kanaatine varıldı. Üstelik kadın öylesine sevimsiz ve itici çizilmişti ki, sanki bir karikatür gibi resmedilmişti.

Resimdeki kadının yüz ifadesindeki dinginlik dikkat çekicidir. Son derece sakin, kendinden emin, vakur hatta kibirli bir görüntüsü vardır. Ancak bu duyguları biraz da zorlamayla yansıtıyor gibidir. Ahşap sandalyede dik oturuşu, anatomik olarak kemikli yapısı, ortanın biraz üzerindeki boyu, beyaz teni ilk başta hemen dikkat çekmektedir. Ayaklarını küçük bir tahtanın üzerinde sıkıca birleştirmiştir. Kadının hiçbir dişilik görüntüsü yoktur. Yaşlı olsa bile kadınsı bir yönünün olmaması da resmi izleyenleri etkilemektedir. Profilden görüntüsünde fiziksel yapısı çok net belirgin değildir. Ancak gözlerindeki yorgunluk hemen belli olmaktadır. Yılların getirdiği bir yorgunluk, yılgınlık vardır. İki elini de beyaz bir mendilin üzerinde birleştirmiştir. Sakin görüntüsü ile ellerin birleşmesi uyumludur.

Ayakkabıları sade ve siyahtır. Giysisi ise yine sade, siyah ve yaşına uygundur. Giyim biçimi, Wiktorya dönemini yansıtmaktadır. Kadının, siyah ve beyaz renklerle çizilmesi zıtlığı sembolize etmektedir. Giysinin resme bakana doğru bollaşması ya da esnemesi ise ressam tarafından ustalıkla kurgulanmıştır. Sanki giysisinin bir ucu (ki resimde de kayboluyor) tablonun dışına çıkacakmış izlenimi vermektedir. Resimde görünmeyen küçük bir çocuğun oyun oynamak için kadının giysisini çekiştirmiş gibidir. Bu küçük ayrıntı sanatçının muziplik anlayışını çağrıştırmaktadır. 

Kadının nereye baktığı belli değildir. Karşısında bir pencere olsaydı mutlaka bir ışık huzmesi sızabilirdi ve ortalık az da olsa aydınlanabilirdi. Pencere varsa bile kalın perde sıkıca çekilmiş ve pencereyi tamamen kapatmıştır. Belki de bu uzun ve siyah rengin hâkim olduğu perde bir odayı ya da görülmesi istenmeyen bir yeri kapatıyor olabilir. Perde ve kadının giysisi oynamıyor. Demek ki bir esinti yoktur. Resmin ortalama olarak üçte birini perde kaplamaktadır. Bu durum Altın Oran’ı (Bir doğru çizgi öyle bir noktadan bölünmelidir ki, küçük parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın bütün doğruya oranına eşit olmalıdır. Sonuç: 1,618…) anımsatmaktadır. Sanatçının böyle bir matematiksel birikimi olabilir mi? Bunu bilemiyoruz.

Sanatçının bu tablosunda renk geçişleri, ustaca fırça darbeleri dikkat çekicidir. Baskın renkler olarak siyah, beyaz ve gri renklerin tonları bilinçli bir ayrıştırma ve geçiş tekniği ile kullanılmıştır. Kadının sıkı toplanmış saçları, beyaz bonesi, kol dantelleri, beyaz mendili ile onun tutucu bir dindar kadın olduğu izlenimi vermektedir. Genç yaşta kocasını kaybetmiş ve 3 çocuğuyla birlikte birçok ülkede yaşamaya çalışmıştır. Ekonomik zorluklar kadar yabancı ülkelerde çalışmanın da yarattığı sorunlar düşünüldüğünde yüzündeki duygusuz ifade olağan gibi geliyor. Ayrıca gençlik yıllarında, Amerikan İç Savaşı’nı görmüştür. Tüm bunlar birleştiğinde kolay bir yaşamı olmadığı bellidir. Kadının siyah rengi tercih etmesi sadece döneme uygun sosyal bir giyim olayı değildir. Onun tüm yaşamı boyunca çektiği sayısız çilenin sonucunda beliren bir renktir...

Resmin ortasındaki tablo ise sanatçıya (Whistler’e) aittir. Tablo görüş alanımızda olmasına rağmen, onunla ilgili çok fazla bir bilgi edinemiyoruz. Sadece açık bir alanda ve tek bir figürle çizilen bir resim izlenimi veriyor. Tablodaki açık alan ile annesinin resmini yaptığı resim arasında doğrudan bir zıtlık vardır. Açık alan ve kapalı alan çatışkısı belli olmaktadır. Bu karşıtlık bir rastlantı mı yoksa bilinçli bir seçim midir? Açık ve kapalı alan anlayışı teknik olarak olmasa bile, sonuçta bir karşıtlıklar dizgesi yaratmaktadır. Söz konusu duvardaki tabloda kıyıda ya da bir kenarda oturan bir figür vardır. Bu figür yalnızdır ve karşıya doğru bakmaktadır.  

Perdenin sağ alt tarafında nakış gibi işlenmiş çiçekler görülmektedir. Sanatçı bu desenleri resme biraz görsellik katmak için çizmiştir. Böylelikle perdenin odanın önemli bir bölümünü kaplamasına karşın bir zıtlık dürtüsü yine karşımızdadır.

Resmin en sağ üst köşesinde çok az bir kısmı görülen bir tablo daha vardır. Bu da olasılıkla sanatçının bir başka eseridir. Öngörü olarak sanatçının yine siyah, beyaz ve gri tonları kullanıldığını düşünebiliriz.  

Kadının yanaklarındaki sarkmalar belli olmaktadır. Demek ki ilerlemiş bir yaşı vardır. Ayakkabıları zarif ve uzun burunludur. Giysisi ise yine sade, siyah ve yaşına uygundur. Kadının, siyah ve beyaz renklerle çizilmesi zıtlığı sembolize etmektedir. Renk geçişleri sayesinde bu zıtlıklar resme ayrı bir görsellik katmaktadır. Ayrıca kadının giysisi biraz dikkatle incelendiğinde, siyah rengin bir şelale gibi aktığını görebiliriz. Siyah renk dikey kıvrımlarla küçük bir tepeden sağa sola yayılarak akmaktadır. Bu renk akışkanlığı belli belirsiz bir görüntü verse bile, kadının sabitliği ile bir başka zıtlık söz konusudur.   

Resimdeki şekil ve renkler uyumlu geçişlerle soyut bir renk armonisine dönüşmektedir. Resim son derece yalın, mütevazı, minimal bir görüntü içermektedir. Resimde çok fazla eşya, giysi, nesne, biblo yoktur. Sanatçının bunu yapmasındaki amacı, tabloda sadece annesini öne çıkarmak isteğinden kaynaklanmış olmalıdır. Ayaklarını küçük bir tahtanın üzerindeki sarı renkli bir şilteye dayamıştır.

Resmin sol tarafı biraz boştur ve burayı sadece siyah rengin hâkim olduğu bir perde kaplamaktadır. Resmi büyütüp perdeyi yakınlaştırdığımızda ne olduğunu pek anlayamadığımız bir görüntü beliriyor. Meraklı okurlarımız bu konuda bakalım neler söyleyecekler?  

Whistler’in Tonalizm tekniğini andıran bir atmosfer yarattığını da söylemeliyiz. Ancak bu kez görüntüler sisin önündedir ve arka plan daha donuk bir görüntü içermektedir. Şimdi resme bir kez daha dikkatlice bakalım. Sanatçı bu resimde annesini öyle güzel çizmiştir ki, annesi resmin hem içindedir hem de resmin içinde özerk bir yer tutmaktadır. Kadın, odanın içinde hiçbir eşya ile yakın değildir. Bize önce bir oda çizilmiş sonra da sanki annesi bu resmin içine konulmuş gibi gerçeküstü bir görüntü yansıtmaktadır. Bir saniye sonra yaşlı kadın sandalyeden kalkacak ve işine geri dönecektir. Onun açısından kendi oğlu bile olsa bir ressama poz vermek çok da istediği bir şey değildir. Görebildiğimiz kadarıyla sol kulağında bir küpe yoktur. Boynunda ise bir kolye ya da sarkan bir haç da yoktur. Bu sadelik kadının özel yaşantısına da yansımış olmalıdır.

Sanatçı, birçok resminde Tonalizm tekniğini kullanmıştır. Bu tekniğin özünde resimlerin belirgin bir sisin arka planında peyzaj görüntüleri çizilmesiyle ilgilidir. Kullanılan renkler genellikle mavi, siyah, kahverengi, gri ve bunların farklı tonları hâkimdir. Bu sanat akımının en önemli öncülerinden biri de Whisther olmuştur. Tonalizm ekolünde renklerin önemi büyüktür. Bu tür resimler izleyen üzerinde yoğun bir duygusu baskısı yaratır.

Sanatçı, Londra’da yaşadığı dönemde, Claude Monet ve Camille Pissaro gibi tanınmış ressamların sayesinde İzlenimcilik (Empresyonizm) konusunda ayrıntılı teknik bilgilere sahip oldu.

Whistler iki kez evlendi, her iki eşini de hastalıktan kaybetti. Kendisi ise 69 yaşında Londra’dayken vefat etti.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Hayat ve EdebiyatHasan Parlak
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Christine Estima

20 Eylül 2025

Kafka’nın İlk Çevirmeni: Milena Jesenská

“Henüz var olmayan bir şeyi, ancak ona tutkuyla inanırsak yaratabiliriz."1920’li yılların Viyana’sı günümüzün kozmopolit Viyana’sı gibi değildi. I. Dünya Savaşı sona ermiş, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu çökmüş,  bu acımasız savaşın yarım bıraktığı işi 191..

Devamı..

Sapanca’da Doğa Yürüyüşü Yapılabilecek..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024