Edebiyat içerisinde anlatmak istediği hikâyeyi son derece gizemli anlatabilmeyi başaran Herve Le Tellier uçsuz bucaksız edebiyatı çağının ona verdiği tüm malzemeyi de –postmodernizim, siberpunk, bilim kurgu vb.- kullanarak anlatmayı başarıyor.
Yunancada “A” eki, başına geldiği kelimelere olumsuzluk katar. Bu yüzden “Anomali” sadece normalin dışındaki demektir. Kelimenin başka anlamlarını bulursanız itibar etmeyin zira, Herve Le Tellier imzalı Anomali çok karakterli, çok olaylı, çok hareketli, çok parçalı yapısıyla Anomali -kelime anlamında gibi türlü çeşit tanımlanacak/yorumlanacak olsa da- romanı 2020’de Fransa’nın prestijli edebiyat ödülü olan Goncourt Akademi ödülünü alarak rüştünü ispatlamış şekilde okuyucusuyla buluştu. Herve Le Tellier edebiyatı ile ilk tanışmamız değil bu. Bar Sonatları ve Aşktan Bu Kadar kitapları ile tanıdığımız yazar Anomali ile merkeze aldığı konular itibariyle hacmi daha kapsamlı bir roman sunuyor bize. Bu bir tesadüf değil çünkü Tellier matematik ve dilbilim eğitimini de arkasına alarak edebiyatta kısıtlamalara karşı başlatılan Oulipian topluluğunun üyesi olmuş yakın zaman çağdaş edebiyat akımı içerisinde “e” harfi olmadan yazmak hareketini başlatan yazarlar arasında. Anomali de edebiyatta hiçbir konuda kısıtlama olmayacağına işaret eden Oulipian türü romandır. Bu sebepten roman dünyanın gerçekliği ile kurgu arasında birçok soru sordurması sebebi ile yayınlanır yayınlanmaz dikkat çekici romanlar arasında yerini aldı.
Anomali; Mutsuzluğun Bekleme Odası
“Gerçek bir karamsar, karamsar olmak için çok geç olduğunu bilir.” Bu sözü yazan Viktor Miesel romanın en önemli karakteri ve bir yazar. O’nu tanımlarken baş karakter ya da kahraman demiyorum çünkü romanın çok karakterli yapısında her bir karakter kendi hikâyesiyle bir baş karakter olarak karşımıza çıkıyor. Çok karakter, dolayısıyla çok olay, bunun sonucu olarak çokça hareket, gerilim, psikoloji, yer yer bilim kurgusal ögeler, bağlantı noktaları ve kesişimler var. Fakat her biri birbirinden bağımsız hareket ediyor gibi gözüken bu yapı son derece dengeli. Viktor Miesel’in bitirdiği fakat intihar ettiği için göremediği yayınlandıktan sonra kült bir eser olan romanı Anomali gökyüzü kadar kara bir eser olarak yer alıyor romanın içinde. Ki zaten birbirinden habersiz tüm karakterlerin toplandığı ve acil iniş emri verilen bir uçak mevzu bahis. Bu uçağın gerçek zamanlı haberi bir The New York Times kupürü olarak romanın içinde yer almakta. Hikâyenin hareketliliği neredeyse hiçbir paragrafta düşmüyor ve üç bölümden oluşan roman postmodern bir bilim kurgu olan siberpunktan da ilham alıyor.
“Umut mutluluğun sahanlığında sabretmemizi sağlar. Umduğumuzu aldığımızda mutsuzluğun bekleme odasına geçeriz.”
Romanda yaratılan ortam, atmosfer 21. yüzyılı çok iyi anlatır derecede mutsuzluğun bekleme odası gibi. Herve Le Tellier bu yüzyıla dair tüm gerilimli unsurları; hastalık, izlenme hissi, sorgu, istihbarat, siyasi oyunlar, çekişmeler, şüphe, göçmenlik, cinsel tercihler, psikolojik operasyonlar, çevre ve bu çağda çocuk olma meselesini de eklersek çok hacimli bir roman oluşturmakta ustalığını gösteriyor diyebiliriz. Bu anlamda romanın önemli birkaç karakterinden daha örnek verecek olursam; Fransız film editörü Lucie Bogaert, Amerikan hava yolu pilotu David Markle, Afganistan ve İran’da görev yapan Amerikan askerinin yedi yaşındaki kızı Sofya, siyahi Amerikalı avukat Joanna ve eşcinsel Nijeryalı şarkıcı Le Tellier’in sadece Fransa değil dünya penceresine açılan bir yapıyı önümüze koymak istediğini gösteriyor. Dünyadaki her yerin ve dünyadaki herkesin birbiriyle bağlantılı olduğu bir hat yaratılıyor. Bu gerilimli, gizemli, çok bilinmeyenli ama dengeli hat romanın son satırına kadar bırakmıyor bizi.
Romanın Son Gizemi
Romanın son cümlesi geleceğe doğru bir hat şeklinde oluşuyor, evet ve bu son cümle romanın kurgusu ile ilgili okuyucuya bazı yorumlama seçenekleri sunuyor. Geniş aralıklar bırakarak artan sayıda harflerin sayfanın sonuna doğru uzandığı bir ‘hat cümle’ oluşturuluyor geleceğe doğru. Eksik bir metin tamamlanıyor sanki bu şekilde (Özellikle de nesnelerle; Viktor Miesel’in kırmızı kahve kupası mesela) fakat her okuyan için kendi hikâyesiyle özdeş olabilecek bir tamamlanma da olabilir bu. Edebiyat içerisinde anlatmak istediği hikâyeyi son derece gizemli anlatabilmeyi başaran Herve Le Tellier uçsuz bucaksız edebiyatı çağının ona verdiği tüm malzemeyi de –postmodernizim, siberpunk, bilim kurgu vb.- kullanarak anlatmayı başarıyor.
Çevirmen Albina Ulutaşlı’ya nitelikli çevirisi için ve ardı arkasına dünya edebiyatı içerisinde önemli yazarları bizlerle buluşturduğu için Düşbaz Yayınları’na teşekkür ederim. Düşünerek ve düşleyerek yaşayanlar ve bir de üstüne kitap okumayı sevenler Anomali’yi okumanız dileğiyle.






