Antik Mısır Hakkında Bilmiyor Olabileceğiniz 10 Gerçek
22 Ekim 2019 Liste Tarih

Antik Mısır Hakkında Bilmiyor Olabileceğiniz 10 Gerçek


Twitter'da Paylaş
0

Mülkiyet alıp satabilir, jüri olabilir ve yasal sözleşmeler yapabilirlerdi. Genelde evde çalışıyorlardı, ancak dışarıda çalışanlar erkeklerle aynı maaşı alıyorlardı.

Antik Mısır M.Ö. 3100 yılında bir krallık altında birleşti. M.Ö. 332’de Makedonlar tarafından fethedildi. Bugün, bu eski uygarlık üzerinde çalışan arkeolog Mısırbilimciler, eski Mısır'ın hükümdarları, eserleri ve gelenekleri hakkında çok fazla bilgiye sahipler.  Sekiz ana döneme ayrılan Antik Mısır, istikrarsız sayılabilecek zamanlarını Orta Krallık döneminde, gelişmişlik olarak zirveye ulaştığı dönemlerini ise Yeni Krallık döneminde yaşadı. Daha sonrasında uzun sürecek bir gerileme dönemine girdi. Dünyada hâlâ en çok merak edilen uygarlıklardan biri olan Mısırlılarla ilgili ilginç bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

1 Kleopatra Mısırlı değildi

Kral Tutankhamun dışında hiç kimse Antik Mısır ile bu kadar özdeşleştirilmedi, tabii VII. Kleopatra hariç. Ancak İskenderiye’de doğan Kleopatra, Büyük İskender’in güvendiği teğmenlerinden biri olan I. Ptolemy’nin soyundan gelen Yunanlı Makedonlardandı. Ptolemaios Hanedanlığı Mısır’da M.Ö. 305 ile M.S. 30yılları arasında hüküm sürdü. Kültür ve duyarlılık açısından liderlerin büyük çoğunluğu Yunanlı özellikleri gösteriyorlardı. Aslında Kleopatra bu hanedanlıktan gelip de Mısır dilini konuşan ilk insanlardan biri olmasıyla ünlüydü.

2 Antik Mısırlılar masa oyunlarını severlerdi

Nil Nehri’nde çalışarak geçirdikleri saatlerinden ardından Mısırlılar rahatlamak için türlü masa oyunları oynarlardı. Oyun oynama kültürü M.Ö. 3500’lere kadar dayanıyor. “Mehen” ile “Köpekler ve Çakallar” adını verdikleri oyunlar bunların arasındaydı, ancak en popüleri “Sehet” diye bilinen bir şans oyunuydu. Tarihçiler, Senet’in kesin kurallarının ne olduğu konusunda hâlâ tartışıyorlar, ancak oyunun bir zamanlarki popülerliğinden şüphe etmiyorlar. Kraliçe Nefertari’yi bu tarz oyunları oynarken resmeden resimler olduğu gibi, Tutankhamun gibi firavunların da mezarlarında onlarla birlikte gömülmüş olan masa oyunları bulunuyor. 

3 Mısırlı kadınlar birçok hakka sahipti

Kamusal ve sosyal olarak erkeklerden daha aşağı olarak görülmüş olsalar da Mısırlı kadınlar çok fazla yasal ve finansal bağımsızlığa sahipti. Mülkiyet alıp satabilir, jüri olabilir ve yasal sözleşmeler yapabilirlerdi. Genelde evde çalışıyorlardı, ancak dışarıda çalışanlar erkeklerle aynı maaşı alıyorlardı. Kocalarının üzerlerinde çok fazla söz sahibi olduğu Yunanlı kadınların aksine, Mısırlı kadınların boşanma ve yeniden evlenme hakları vardı. Çift arasında yapılan sözleşmeler kadının evliliğe getirdiği bütün mallar ile serveti listelerdi ve boşanma durumunda kendisine tazminat ödeneceğini garanti ederdi.

4 Mısırlı işçiler yaptıkları protestolarla tanınırdı

Firavunu bir tür yaşayan tanrı olarak görseler de Mısırlı işçiler daha iyi çalışma koşullarını protesto etmekten korkmadılar. Bunun en ünlü örneği 12. yüzyılda, III. Ramses baştayken meydana geldi. Deir el-Medina'daki kraliyet mezarlığını inşa etmekle uğraşan işçiler her zamanki tahıl ödemelerini almadıklarında, tarihte kayda geçen ilk grevlerden birini düzenlediler. İşçiler yakındaki morg tapınaklarına girdi ve şikâyetlerini duyuruncaya kadar gitmeyi reddettiler. Eylem işe yaradı ve işçiler zamanında yapılmamış ödemeyi aldılar.

5 Firavunlar çoğunlukla şişmandı

Mısır sanatı firavunları genelde heykel gibi ve fazla düzgün tasvir eder, ancak durum böyle değildi. Bal, bira, şarap, ekmek gibi besinlerden oluşan beslenme alışkanlıkları firavunlara kilo aldırırdı. Mumya incelemeleri, birçok firavunun sağlıksız ve fazla kilolu olduğunu, hatta şeker hastalığından mustarip olduğunu gösterdi. Dikkat çekici bir örnek, M.Ö. 15. yüzyılda yaşamış olan efsanevi Kraliçe Hatshepsut'tur. Lahdi onu ince ve atletik olarak tasvir ederken, tarihçiler gerçekte obez ve saçsız olduğunu düşünüyorlar.

6 Piramitleri köleler inşa etmedi

Piramit ustasının işi hiç de kolay değildi. İşçilerin iskeletleri genellikle artrit ve diğer rahatsızlık belirtileri gösteriyor. Ancak kanıtlar, büyük mezarların köleler tarafından değil ücretli işçiler tarafından inşa edildiğini gösteriyor. Bu inşaat işçilerin içinde yetenekli zanaatkârlar bulunuyordu ve ortaya koyduğu sanatlarıyla gurur duyuyorlardı. Anıtların yakınında bulunan grafiti kendilerine “Menkaure Sarhoşları” ya da “Khufu'nun Dostları” gibi mizahi isimler verdiklerini gösteriyor. Piramitlerin yapımında kölelerin kullanılması fikri ilk olarak MÖ 5. yüzyılda Yunan tarihçi Herodot tarafından öne sürüldüğü iddia edilmekle birlikte, çoğu tarihçi bunun efsane olduğunu söylüyor. Antik Mısırlılar kölelerini tarımda ve evde çalıştırarak kullandılar.

7 Kral Tutankhamun’u bir su aygırı öldürmüş olabilir

Çocuk firavun Tutankamon'un hayatı hakkında şaşırtıcı derecede az şey biliniyor, ancak bazı tarihçiler nasıl öldüğünü bildiklerine inanıyorlar. Genç kralın vücut taramaları, kalbi veya göğüs duvarı olmadan mumyalandığını gösteriyor. Bu da ölümünden önce korkunç bir sakatlık yaşamış olabileceği anlamına geliyor. Bir grup Mısırbilimciye göre, bu yaranın en olası nedenlerinden biri, bir su aygırının onu ısırmış olması. Kanıtlar, Mısırlıların spor için hayvanları avladığını ve Kral Tut’un mezarı içerisinde bulunan heykellerin, onu zıpkın atarken betimlediğini gösteriyor. Eğer çocuk firavun gerçekten bu tarz tehlikeli oyunlar oynamışsa ölümü yanlış giden bir avdan kaynaklanmış olabilir.

National Geographic gibi kaynaklara göre Kral Tut'un ölüm nedeni gizemini koruyor. Sıtmaya mı yakalandı? Yoksa öldürüldü mü? Ölümü neyden kaynaklanıyor olursa olsun kralın apar topar gömüldüğü ve çok çabuk unutulduğu bir gerçek. 

8 Bazı Mısırlı doktorların uzmanlık alanları vardı

Eski uygarlıkların doktorlarının genelde her alanda bilgisi olsa da kanıtlar, Mısır'daki doktorların bazen insan vücudunun sadece bir kısmını iyileştirmeye odaklandıklarını gösteriyor. M.Ö. 450 yılında gezgin ve tarihçi Herodot yazdı: ““Her hekim bir hastalığı iyileştiriyor, bu kadar. Bir kısmı göz, bir kısmı diş, bir kısmı karın sorunlarını.” Dişçiler “diş doktorları” olarak biliniyordu, proktologlardan bahsetmek için kullanılan kelime ise “anüsün çobanı” anlamına geliyor.  

9 Mısırlıların birçok evcil hayvanı vardı

Mısırlılar hayvanları, tanrıların vücut bulmuş hâli olarak görüyorlardı ve Antik Mısır evcil hayvanları barındıran ilk medeniyetlerden biriydi. Mısırlılar özellikle tanrıça Bastet'le ilişkilendirilen kedilere düşkündü, ancak şahinler, ibisler (bir kuş türü), köpekler, aslanlar ve babunlara saygı duyuyorlardı. Bu hayvanların birçoğu evlerde özel bir yere sahiptiler ve öldükten sonra mumyalanıp sahipleri ile birlikte gömülüyorlardı. Bazı hayvanlar da özel insanlara yardımcı olmaları için eğitiliyorlardı. Örneğin Mısırlı polis memurlarının, devriyeler sırasında onlara yardım etmesi için köpekleri, hatta eğitimli maymunları kullandıkları biliniyordu.

10 Mısır’da herkes makyaj yapardı

Güzellik ve estetik algısı en az Mısır’ın kendisi kadar eski. Horus ve Ra’nın onları koruyacaklarını düşünen kadın ve erkekler kat kat makyaj yaparlardı. Ahşap, kemik ve fildişinden yapılmış kaplarda tuttukları boyaları göz çevresine bolca uygularlardı. Kadınlar yanaklarını kırmızı boyayıp ellerini ve tırnaklarını renklendirmek için kına kullanırlardı ve her iki cinsiyet de yağ, muş ve tarçından yapılmış parfümler kullandılar. Mısırlılar makyajlarının büyülü iyileştirici güçleri olduğuna inanıyorlardı ve bu, aslında tamamen yanlış sayılmazdı. Araştırmalar, sürülen kurşun bazlı kozmetik ürünlerinin göz enfeksiyonlarından kurtulmaya yardımcı olduğunu gösterdi.

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(History & National Geographic)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR