Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

6 Şubat 2025

Öykü

ârâfî

Tan Doğan

Paylaş

1

0


kendimi sıka sıka kırk beş yıl olmuş iş-ev arası hayatta! okullar, okumalar, okul: derslerin esîri olmuşum tam yirmi yıldır. tatiller de olmasa bizimkileri görmem güç. nefesiyle hemhâlım yalnızlığımın. insan zamanla alışıyor mu ne sesten, sözden öte, gölgesine? gün yorgunu, akşam tutkunu, gece vurgunu sanki bir benim. “kişi kendinden bilir işi” işte. e bunca yıl anlat dur edebiyat.. ne bekliyordum ki kendimden.. hiç! gençlerle hasbihâl de mesâî içre. “ey dostlarım! dünya'da dost yok” sözü kılıf olmuş rûhuma. bir kadın bir adama âşık olmaz mı.. olmazmış, kırk beş yılı ziyân-sebîl ederse!

anama göre çoktaaan evde kaldıydım da, ‘sen anana bakma kızım’ demese babam. babama bakıyor olsaydım, o da mutsuz dırdırını çekmekten karısının onca yıl. tanıdığım evliler de hep sıkıntılı: ‘iyi ki bekârsın.. kıymetini bil.’

ara tatil vakti üniversitede.. başım alıp gitmek var dağlara. ah ama bu da çâre değil derdime.. az susuşmadık dalla, kuşla, yaprakla! 

denizi severim, yüzmeyi değil; karda yürümek hoş da, kayağa falan merâk nerdeee? kaplıca paklar beni dedimdi bir defâsında, onda da mikrop kapmıştı oram-buram! “hijyen olmayan sulara girmeyin hocam, sonra vajinal hastalık...” deyince doktorum, gülesim tutmuştu da anlamamıştı! sanki önümü kullandığım var da, iltihâp-miltahap derdim!

bu dünya'da nefsine hâkim olan dişi ahrette dilediğiyle... ey nuri! bekle beni.. kendimi sana sakladım! 

“kızım biriyle birlikte olsan, hem örümcek bağlamaz önün hem de doktor doktor dolaşmazsın!” diyen ‘dost’ bir de, bin de dediydi ki, “iltihâp falan-fıstık.. az para da bayılmadın ha! karart gözünü ol biriyle.. sıka sıka kendini patlayacaksın!”

nuri bey, doktor hanım ve ‘dost!’ insan bu kadar da sıkıştırılmaz ki! ne yâni önüme ilk çıkanla aşta-fişte bile etmeden doooğru tumba yatak ha! siz beni orospu mu sandınız?!

nerden buldumsa çocukken okuduğum “sağlıklı cinsel ilişki şart!” diyen ‘kişisel gelişim kitabı’na eşek kadar kadın, şey kız olsam da hiç kulak asmadıydım, ta ki penceremin önünde çiftleşen kedileri görene dek. saat tutsam beş dakka falan! içgüdü-dürtü bu olsa gerek. fakat kulak asmadığım bir de bir belgesel vardı: “erkek aslan dişi aslanla birkaç saat içinde kırk-kırk beş kez şipşak!”

a kızım sana hiç bir bok ders olmuyor.. git edebiyat yap sen orda-burda! hadi kitaplardan olmadı, insan biraz kedigillerden hiç mi feyiz almaz! bak önün düşecek bugün-yarın.. mikrop-iltihâp falan, damsız kalırsın! bedeni binaysa kadına eğer, önü de damı değil mi? üstüne yağmur yağacak, kar düşecek ki, evi bilsin odun-kömür ne! yâni soğuk bedenden sıcak havaya dâvet. kış, güz neyse de, daha bahar var, yaz var.

edebiyat mı yapıyorum ne yine, şimdi tâtilde sevişmek varken! şimdi girmişim bir erkeğin koynuna, buz gibi tenim başlamış ısınmaya ufaktan; sarışa-karışa tutuşmak üzre ham dam odun-kömürle alev elev ateş ve köz ve duman, doktora da, 'dost'a da son verirken.

ne beynine ne bedenine bir hayrı varken, bir halta yaramazken yazdıkların, öykü düşle olur mu sen pencerenin önünde, elâlem kütür kütür tâtil yaparken! kızım sana kim diyor evlen.. beğen birini zorla da olsa tanış, konuş, dolaş, seviş işte! aklına takacağına taksın sana kafayı, belki de aşkı bulursun, he?!

he anam, he babam, he.. bu kadar kolaydı aşk! takmış herkes benim bekârlığıma, üstelik hoşnut değilken evliliklerinden. evlenmem şart değilmiş, birliktelik iyimiş: “takıl işte kafana göre kızım.. sıkıldın mı ya şutla ya vınnn! hem önün şenlenir hem rûhun. aptal olma şu üç günlük dünya'da!...”

rüyada da kan-ter içinde kalıyorum hep, ıssız bir yerde bir adamla karşılaşınca: gece oluyor çoğun zaman, karanlıkta sıkıştırıyor beni, çıkmazında kaçamıyorken sokağın. insan biraz sabreder öyle değil mi en azından elbisesi parçalansın diye! en fazlasından çırılçıplak soyulmuş, üzerine çıkılmış zorla, abanılmış ta dibine kadar, ne kadar suyu varsa fışkırmış, okyanusta guluk guluk.. nerdeee! bende kâbûstan kalma bir söz, bir ses hepi topu: ırzıma geçiyor biri.. imdaaat!

insan beyaz atlı prens falan görür işte, şatoya olmadı dağa kaldırılır handiyse; gündüz gözü bir çınarın altında meselâ, simli elbisesinin altından falan.. aman aman oh ne âlâ, şans bana da vurdu gibi!

of anam of! ne rüya ne kâbûs.. ölmüşüm de anlayanım yok!

anlayın ki ben kontrol manyağıyım: kalkanlarım, kılıçlarım, bıçaklarım var. üzerime bir erkek mi geliyor fenâââ! hemen atıma atlar dörtnala o an ordan topuklarım vınnn! bir el dokunacakmış, öpecekmiş yanağımdan ha! hasta mısınız siz.. hafif kadın, şey kız mıyım ben? öylesine sarılmak, sevişmek falan.. şeyimi keserim de aslâââ!

nefsine hâkim olan kutsanır mı, ne? âh günâhkâr olmayı pek isterdim de, huyum-suyum... korkağım ben, düpedüz korkak: aklım çıkıyor birini seveceğim diye! ya sevmezse bir zaman sonra beni, ya sıkılır ya terk eder ya aldatırsa? üç gün, üç ay, üç yıl sonra “boşanalım!” derse hani evlenmiş olduğum adam, canıma kıyarım diye korkuyorum. korkağım ben, düpedüz korkak: ya âşık olursam birine sırılsıklam, işi-gücü bırakırsam onun için, onun için silersem anamı-babamı; açlığı-susuzluğu,sefilliği göze alıp, çekip-gidersem yerimden-yurdumdan ve sonra güzel günler, sarışmalar, sevşimeler, “başka birine âşığım!” deyip, bıçak gibi keserse rûhumu dil, bedenimi hayat hiç durduk yerde diye de korkuyorum! korkağım ben, düpedüz korkan: birbirini seven iki kişi olarak yatsak bir yatağa bir vakit, uyuşmazsa tenlerimiz, kokularımız: kimya! fizik fizik sevemezse iki vücut birbirini! ilk ve son tecrübede soğursam erkeklerden, hayattan soğursam ve kendinden diye, bir de bunun için korkuyorum! korkağım ben, düpedüz korkak: ya evlenmeyi düşlediğim, düşündüğüm erkek evli çıkarsa diye, ya bırakamazsa çoluğunu-çocuğunu, ya boşanamazsa ya da boşanmazsa meselâ, meselâ “dost hayatı yaşayalım hep!” derse; stepne gibi görürse arabasına; zulada, el altında görürse beni, sevişmeden sevişmeye bir kadın  işte, ihtiyâca binâen yâni diye.. bunun için de korkuyorum! korkağım ben, düpedüz korkak: ya anam-babamla tanışıp, ya arkadaşlarımla falan, sonradan terk ettiğinde beni, rezîl-rüsvâ olurum diye de korkuyorum. tekrâr yalnız kalırım, tekrâr okulda-evde kös kös, tekrâr pencere önünde kedi kedi mırvav pisss... sıtkım sıyrılır diye kendimden, ömrümden, ölümümden korkuyorum.

oysa şimdi ne aşk ne meşk ne erkek hüsrânı, pencere önümü-tâtil mi ikilemi.. annemgillere mi gitsem, öykü mü yazsam falan.. kitap okusam, notlar çıkarsam.. ya da ders olmayan dersler, dersler…

aşksız aşım, ağrısız başım işte: ne nuri'ye ne huri’iye hâcet. çalışır, öderim doktor parasını, yeter ki tüketmesin önüm ömrümü!

sabah: kapı zili ve bir ses: “kargooo!” mavi gözlü, siyah saçlı bir yağız adam: “kitap sipârişiniz.. lütfen buyurun.” ah söz, ah zaman, ah hayat! tuttum yakasından çektim içeri.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

En güzel aşk romanları...Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Christine Estima

20 Eylül 2025

Kafka’nın İlk Çevirmeni: Milena Jesenská

“Henüz var olmayan bir şeyi, ancak ona tutkuyla inanırsak yaratabiliriz."1920’li yılların Viyana’sı günümüzün kozmopolit Viyana’sı gibi değildi. I. Dünya Savaşı sona ermiş, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu çökmüş,  bu acımasız savaşın yarım bıraktığı işi 191..

Devamı..

Sapanca’da Doğa Yürüyüşü Yapılabilecek..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024