Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

21 Mart 2022

Öykü

Arka Bahçe

Rukiye Özkaplan

Paylaş

1

0


Saim tavan arasını hole bağlayan merdiveni inerken uykulu gövdesini zorluyordu. Merdivene paralel konuşlanmış duvarın önemli bir kısmı tozlu çerçevelere sığınmış fotoğraflarla kaplıydı. Fotoğraflardan birine yaklaştı Saim, karısı taburede oturuyordu. Üzerindeki kırık beyaz gelinliğin etek kısmının hemen üzerine iliştirilmiş koca bir çiçek motifi vardı, elinde tuttuğu çantası küçücüktü ve sapları bir ipte toplanmıştı, karısı da bu ipe dolamıştı elini. Saim hemen arkasındaydı, sol eli karısının omzunda, yakasında beyaz bir mendil. Karısının kısık sesi yükseldi, Saim ayırdı gözlerini fotoğraftan, mutfağa yöneldi. Mutfağın dikdörtgen yapısını bozan bahçe kapısının içeriye açılan kanadının sebep olduğu türlü yeşil, mutfağa hâkim kasveti dağıtamıyordu ama içeri sızan rüzgar Saim’i kendine getirmeye yetti.

Aysel’in zümrüt yeşili elbisesi, biçimli yüzünü özenle saklayan siyah saçlarını gün yüzüne çıkartıyor, düşünceli ama anlamdan yoksun hali onun soğuk bedenini, mutfak masasını tezgâha bağlayan anlık mesafede yoruyordu. Aysel masa örtüsünü çekti kenara, üzerindeki vazo devrilmesin diye de özenle sakladı vazoyu örtünün içine, kahverengi yuvarlak masa tüm eskimişliğiyle mahremini saçmıştı ortalığa artık. Sandalyeye oturmasıyla neden olduğu mekâna hâkim durgun zamanı gıcırdatan sesle masa da yerini almış, Saim’in masada dalgın oturan halini irkiltmiş, Saim’i yoran, zihninin bir tarafına gayretsizce ittiği tüm o düşünceleri gün yüzüne çıkartmıştı. Devam etti sessizliği yarmaya; yıllarca birlikte diz dize aynı dikiş makinesi kullanarak dirsek çürütmüşlerdi Canan’la. Şimdi Canan’ın büyük kızının pekte büyük olmayan ama yoksulluğun dirençli hakimiyetin de etkili olan hastalığı artık onunda derin meselesi haline dönüşmüştü.

"Doktorlar da demiyormuş bir şey, bir görsen kızcağızın halini Saim." Karısının sesi ocakta kaynayan çaydanlığın gürültülü sesine karışıyordu. “Ev de kira, çok sıkıntı yaşıyorlarmış. İki tane de oğlan var, çalışmak şöyle dursun eve uğradıkları yok ki hiç.”

Saim şehirler arası taşımacılık yaptığı zamanlarda, yolunu düşürdüğü köylerden birinde tanışmıştı karısıyla, bir bakış yetmiş ve bütün ömrü aldanmıştı böylece. Yollarda yaşayan adamın evliliğinin ehemmiyeti olamayacağını yeterli sebep olarak gören babayı iknaya yeltenince de karısı durmuştu yanında, adını sevgi koydukları yakınlıkları otuz iki yılı devirmişti.

Karısının üzüntülü yakınmaları içinde yükselen sesi Saim’e pek ulaşamıyor, tüm dikkati arka bahçeye açılan kapının ardına kadar uzanıyor, bulduğu sedir ağacını yokluyordu. Saim’in bu ağaca konu olan tüm anıları da gün yüzüne çıkıyordu böylece. Karısının yakarışlarının anlam bulduğu zamanlarda da tekrar dâhil oluyordu evin gri sessiz yalnızlığına. Emekliliğinden önceki son ayında gitmişti Kastamonu’na. Bir dinlenme tesisinin bahçesinde Nejat’la yudumladıkları çayın tadı geldi aklına. Bahçede bu büyüklükte bir çam ağacı vardı diye düşündü Saim. Nejat çam ağaçlarının uzun ömürlü olduğundan bahsetmişti. “Zamanla içleri çürüyüp boşaldıkları halde yaşamaya devam ederler.” Sonra dudakları genişçe yayılmıştı yüzüne, gülümsemesinin ardından eklemişti “Ne dersin Saim, bizde yaşlanır mıyız çınar ağaçları gibi.” Yollarda geçen ömründe bir kuş kadar özgürdü Saim. Yol öğretirdi, zihin açardı. Oysa bir köşe yastığından farksızdı şimdi.

“Kemal efendiyi hatırlarsın belki, yeni işini değiştirdi, bilmezsin. Rahat işmiş öyle diyorlar, bekçi olmuş galiba.” Konuşmasına ara verdi Aysel. Söylediklerinin etkisini ölçmeye çalışıyor gibiydi. “Ayakkabı ustasıydı, zanaatkardı adam ama bir yaştan sonra makine başında zor oluyor demek ki. Canan’ın yüzü kocasından yana güler belki.” Aysel hararetli konuşuyordu. Saim ise gözlerinin, karısının bakışlarına takıldığı her an, başını belli bir düzende sallayarak onaylıyordu onu, ısrarlı konuşmanın da bir süreliğine sonunu getirebiliyordu böylece.

“Bir ziyarete mi gitsek, sen bırakıversen beni, zor olur şimdi otobüslerle."

Kısa bir sessizlik oldu. Aysel ne diyeceğini bilemiyordu. Saim ise dalgın gözleri bahçe kapısına bakıyordu.

“Aman Saim, sana diyorum.”

“Olur, gidelim madem.”

Aysel hızlıca kalkmak istedi masadan ama belindeki fıtık izin vermiyordu buna. Bahçe kapısının içeri açılan kanadını dışarı doğru itti, iki adımda vardı bahçeye, rüzgarda savrulan çamaşırları topladı, yağmur yakındı. Bir taraftan Saim’i düşünüyordu, son zamanlar da uzaklaşıyordu durmadan, eskisi gibi mutlu değildi artık. Sonra Canan düştü aklına, ‘her insanın yükü gücüne göredir’ dedi kendi kendine. Kucağındaki çamaşırları topladı sonra, mutfağa vardı tekrar.

Saim bakakalmıştı Aysel’in arkasından. Hayatın olağan akışına Aysel gibi dahil olamıyordu çünkü. Ama yollara geri dönebilme ihtimali hep diri, onu hayatta, zinde tutan yegâne şeydi.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Ahmet Ümit Yalnız DeğildirT. Erbarıştıran
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

7 Mart 2025

Osmanlı Mutfağından Ramazan Şerbeti Ta..

Ramazan ayının en özel lezzetlerinden biri olan ramazan şerbeti, Osmanlı mutfağının mirası olan ferahlatıcı ve sağlıklı bir içecektir. Gün boyu susuz kalan vücudun sıvısını dengelemek ve iftar sofralarına lezzet katmak için tercih edilen bu içecek hem besley..

Devamı..

Antalya’nın Meşhur Yemekleri

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024