2 Aralık 2018 Edebiyat

Art Arda Romanlar, Yazı Maratonları: Romancı Haruki Murakami’nin Üç Becerisi


Twitter'da Paylaş
0

Ele alınan herhangi uzun yaratıcı bir çalışma maraton koşmak için yapılan fiziksel hazırlığa benzer.

Japon romancı Haruki Murakami, kitap satışlarında büyük başarı elde etmiştir. Edebiyat dalında Nobel Ödülü’nün daimi adayı, bir o kadar da başarılı bir maraton koşucusu. Birkaç yıl önce, maraton koşmak ve roman yazmak arasındaki benzerlikleri inceleyen etkileyici bir deneme yazdı.

Koşmasaydım Yazamazdım (2007) adlı kitabında Murakami, ikinci romanını yazdıktan kısa bir süre sonra yazmanın tam zamanlı işi olmasına karar vermesi ile maraton koşmaya başlama kararının aynı zamana denk geldiğinden söz ediyor. Yaşam deneyiminin bir parçası olan bu yöntem, herhangi bir sanatçıda olduğu gibi işine yarıyor ama aşağıdaki gibi bazı öğeler bir eylemin girişiminde bulunmamıza yardım ediyor.

Yetenek

Yazar için yetenek, “gerekli nitelikten daha çok ön koşuldur. Yeterli benzinin yoksa en iyi araba bile çalışmaz”. Edebi yetenek yaradılışla gelir ve “çoğu durumda, ilgili kişi niceliğini ya da niteliğini kontrol edemez”. Peki, yeteneğimiz olduğunu nasıl bilebiliriz? Konsantrasyon yoluyla alıştırma yaparak.

murakami

Konsantrasyon

Bu çerçevede, konsantrasyon ”belirli yeteneklerini şu anda kritik olana yöneltebilme becerisidir”. Konsantrasyon sayesinde “dağınık yeteneği ya da onun eksikliğini telafi edebileceksiniz”. Murakami, tıpkı bir koşucunun ruh halinden bağımsız her gün antrenman yapması gibi, her sabah üç ya da dört saat yazmaya çalışıyor. Bu da bizi bir sonraki adıma götürüyor: azim.

Azim

Bu sırayı izlerken Murakami, “eğer günde üç veya dört saat yazmaya odaklanır ve bir hafta sonra yorgun hissederseniz, uzun soluklu bir çalışma yapamayacaksınız. Bir kurgu yazarında ihtiyaç duyulan –en azından bir roman yazmak isteyen– yarıyıl ya da bir yıl ya da iki yıl boyunca her gün odaklanacak enerjisinin olmasıdır” diyor.

Görüldüğü üzere, konsantrasyon ve azim çalışmayla geliştirilebilir becerilerdir. Yetenek ise, vücudumuz gibi, genlerden, her birimizin duygusal tarihinden gelmektedir ve yüzde 100 iradeye bağlı değildir.

Yaratıcı çalışma ve maratona hazırlanmak her ikisi de uygulamaya dayanmaktadır. Murakami bunu şöyle ifade ediyor:

Yazma hakkında bildiğim çoğu şey her gün koşarak öğrendiklerimdir. Bunlar nesnel ve pratik derslerdir. Kendimi ne kadar zorlayabilirim? Ne kadar dinlenmek uygundur ve ne kadar çok? Nereye kadar bir şeyi alıp yeterli ve tutarlı sürdürebilirim? Ne zaman dar görüşlü ve hoşgörüsüz olunur? Dışarıdaki dünyadan ne kadar haberdar olmalıyım ve iç dünyama ne kadar odaklanmalıyım? Yeteneklerime ne ölçüde güvenmeliyim ve ne zaman kendimden şüphe etmeye başlamalıyım? Bir romancı olduğumda uzun mesafeli bir koşucu olmasaydım, çalışmamın çok farklı olacağını biliyordum. Ne kadar farklı? Söylemesi zor. Ama bir şey kesinlikle farklı olurdu.

Çeviren: Bige Süslü

(Faena Aleph


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR