Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

5 Ocak 2025

Öykü

kırık nefes

Tan Doğan

Paylaş

0

0


“kişi kötüyü kâbûl ettiği ve özümsediği an, kötünün artık inanılmaya ihtiyâcı kalmaz.”

"kâbûl görenden değil, doğru olandan başla." / franz kafka

kızın çığlığına tokat sesim karıştı otobüse binen adama aşk ettiğim! pandik attığı an fark ettim, sonra çektim aşağı ki, yerde deyyus;  tüküren tükürene al surata. derken karakol: gözaltında o,  ben serbest, öfkem sürerken. vardım ki eve, bir çığlık da annemden. yumruğunu kaptım havada itin ve sonra sokaktayız.

'uyma şu herife.. hapse düşersin.'

ama anne...

'aması-maması yok.. gidelim teyzene.'

teyzem dul; yattı-çıktı o da it kocası yüzünden. o da az dayak yemediydi de, canına tek ettiği bir gün, ekmek bıçağını...

"hayrola bacım?"

ekmek banıp yedik çorbaya, zar-zor. dertleştiler, boş bakarken ben tv'ye.

üç yıldır dikiş-nakış.. bir boğaz. az tâcîz eden yokmuş hâlâ, dul diye. annem yine 'uyma onlara' falan. görsem her birini tek tek...

sabahı sabah ettim.. uykusuz kâbûs.

hemen ayrılacaksın bu heriften.

'bi dur, celallenme.'

tez vakitte...

'para-pul?'

niye?

'avukat falan.'

işe girerim.

'okul?'

beraber.

'kolaydı!'

hâllederim ben.

bir gazete, ilânlar, telefonlar derken, yarı zamanlı...

tanrım! banka önünde bir yaşlı:

'üç aylığımı çaldııı!'

koştum, yakaladım, devirdim. karakol:

'dün de...'

...

'bi daha...'

...

'bak affetmem...'

 

sokaktayım.

'nerde kaldın oğlum?'

iş buldum.

"nerde?"

kafede.

'ne anlarsın sen?'

anlarız.

"ya okul?"

devâm.

'ama ikisi birden...'

sorunlar ve sorular: annem-teyzem üst üste!

ertesi gün iş tamam: okul çıkışı: ikindiden geceye bir kafede.

'hemen başla.'

tamam.

'parası düşük.'

tamam.

'vaktinde gel yarın.'

tamam.

teyzemlerdeyiz artık.

"avukatı buldum."

iyi.

"iyi de..."

yarın işteyim.

"yeter mi?"

yeter.

"ben de üç-beş..."

'öyle şey olmaz.'

"birikmişim var."

'zâten zar zor...'

alınca veririm.

"yok kuzum.. yâni durumum..."

dert etme teyzem.

 

okulun kantinine uğradım, çaycıyla konuştum, boş derslerimde... 'tamam' dedi o da, 'ama harçlığın kadar haaa.. yemek dâhil.' hâllederdi boşanmayı iki iş ve tok gidecektim eve üstelik, elim de boş olmadan da, bir oğlan bir kıza tokat atınca, koridoru çınladıydı fakültenin! gel dedi vukûât, bul dedi beni.. dâvete icâbet ve yine karakol!

"onun suçu yok komiser bey.. sevgilimde tamâmen kabahât.. hep şiddet!' demese kız, içeri alınmıştım.

'üçledin sen ve üç kez yırttın. bi daha bulaşırsan karışmam.. ona göre!'

akşam annem-teyzem mutluydu, iki iş ve okul bir arada diye. ve fakat duramadılar yine:

'nasıl dayanırsın oğlum? zor olacak!'

kolaaay, kolay.

"ya derslerin?"

hâllederiiim teyzem.

'güçten-kuvvetten kesilme de.'

merâklanmaaa.

"akıllıdır teyzesinin kuzusu."

hah şöyle işte.

'belâya bulaşma da...' deyince annem, oraya dek iyiydi de, bam telim gevşek!

 

ders, çaycı, ders, çaycı, ders, kafe, ev; ders, çaycı... bir ay vukûât yok. bir şey gördüm mü çaycıya, bir arkadaşa ya da kafede çalışan birine, olmadı bir müşteriye pas.. anneme-teyzeme söz vermiştim: bulaşmak yok. orda-şurda bir şey gördüm mü, "bi derin nefes al oğlum.. lâhzada geçer", demişti ya bir gün güzeller güzeli teyzem, hani şu deyyus kocasını öldürürken unuttuğu.. işte o nefesi alıyordum hatırlayıp onu, "mümkünse üç kez çek" sözünü ilâve ettiği!

otobüse ilk biniyor, arkaya geçiyor, yüzümü cama dayıyor; inince başım önde derin derin nefes alıp, âmâ-sağır-lâl bir hâlde varıyordum eve.

'nasıl geçti oğlum günün?'

şââhââne anne.

'bulaşmadın di mi kimseye?'

elbette.

"nefes jimnastiğin?"

enfes teyze.

"bak olmadı üç kez..."

hep aklımda.

"lâdes olma da!"

 

okulda da eğikti başım artık, aynen kafede olduğu gibi. hiç kimseyle göz temâsı kurmuyor, işimde-gücümde nefes alıyordum hep.

annem boşandı, teyzeme borç yok; son sınıfa geldim, eh param da var. insan zamanla alışırmış meğer hem uykusuz hem belâsız yaşamaya.

bir ay geçti gibi.. eve döndüydüm iş çıkışı.. teyzem "annen yattı" dediydi.. beklerdi beni, dediydim.. sabah olduydu.. cumanın ertesiydi.. kahvaltıda manzara: annem mosmor! delirdiydim, anlat dediydim, 'düştüm' dediydi, ki yalan! çözüldüydü nihâyet: market çıkışı, parkta sıkıştırmış herif: 'evi terk ettin ha!' deyip, saymış-dökmüş.. ne hâinliği kalmış  ne orospuluğu! kaçamamış elinden: ağzı-gözü, kolu-böğrü.. kan-revân gelmiş eve ennihâyet! "aman çocuğa deme!" diye tembîh teyzeme.

kalktıydım ki bir hışım masadan, 'ölümü gör'ler, 'yemin-billâh et'ler, 'bulaşma n'olur'lar gırla. fırladıydım evden ve bir solukta herife: aç ulan kapıyı.. erkeksen çık! çıt yok! kırıp pecereyi daldıydım içeri. elinde bıçak, beni bekliyor. boğuştuk: düştü üzerine, girdi kalbine.. işini kendi bitirdi. çıktım, döndüm eve.

öldü.

annem bayıldı, teyzem dellendi; teslîm olduydum polise. mahkeme vesâire: serbestim: nefs-i müdâfaa falan. annem-teyzem ve ben döndüydük eve.

 

bir ay sonra okul-çaycı-kafe-ev. hiçbir şey yaşanmamış gibi ve sâbıkam yok. en çok teyzem sevinirken buna, hop oturup hop kalkıyormuş annem, sağ-sâlim döneyim diye her gece eve. bir de az kaldı avukat çıkmama ve çoktaan belli  alacağım her dâvâ.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Dostoyevski İki Yüzlü Sözde Aktivizmi ..J. M. Charlton
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Ayzer Bilgiç

20 Şubat 2026

Bir Ölümsüzlük Meselesi

Yazarların özel hayatlarıyla pek ilgilenmem. Onları yazdıklarıyla tanımak, bilmek, yazım tekniklerini anlamaya çalışmak daha fazla ilgimi çekiyor.Georgi Gospodinov’u başucu yazarım ilan ettim. Şu aralar onun yazdıkları bana çok iyi geliyor. İlk olarak yaklaşık üç yıl önce Zama..

Devamı..

Minimal Takı Sevenlere Özel Hediye Fik..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024