Conrad’ın Narcissus’un Zencisi Üstüne
18 Eylül 2019 Edebiyat

Conrad’ın Narcissus’un Zencisi Üstüne


Twitter'da Paylaş
0

Gemideki tek kara derili Jimmy olduğuna göre anlatıcı da bir beyaz olmalı.

“Hiç kuşku yok, ölmüştü Jimmy! Ellerini göğsünün üzerinde birleştirmiş, taş bir tabutun kapağına oyulmuş bir kabartma kadar kıpırtısız sırtüstü yatıyordu. Hırsla parladı gözleri. O zaman Jimmy vücudunu kıpırdatmadan gözlerini kırpıştırdı ve Donkin yine yıldırım çarpmışa döndü. Korkunçtu bu gözler. Arkasındaki kapıyı, üzerine titrercesine özenle kapadı. Dünyayı yerinden oynatacak önemde bir gizi söylemek için canını tehlikeye atarak gelmişçesine bir dikkatle James Wait’e bakıyordu. Jimmy kıpırdamadı, ama gözlerinin ucuyla baygın baygın baktı. ‘Durgun mu?’ diye sordu. ‘Evet,’ dedi Donkin. Çok kötü düş kırıklığına uğramıştı. Sandığın üzerine oturdu.”  

Narcissus’un Zencisi Joseph Conrad kırk yaşlarındayken yayımlanıyor. Ondan önce yayımlanmış kitapları elbette var. Narcissus’un Zencisi Conrad’ın büyük yapıtlar kuşağından olmasına karşın, bazı yerlerde görünür kusurları olduğunu söylemeliyim. Yukarda alıntıladığım bölüm gibi. Açgözlü çulsuz Donkin, James Wait ya da çoğu defa çağrıldığı gibi Jimmy’nin kamarasına indiğinde onlardan başka kimse yoktur. Aralarındaki diyaloglar sürdükçe sürer, Conrad buraları sayfalarca anlatır. Oysa yapıttan anladığımız kadarıyla anlatıcının tam olarak adının ya da kim olduğu açıklanmamakla birlikte gemideki tayfalardan biri, hele yapıtın sonlarına doğru araya karışan bu ses iyice ete kemiğe bürünüp somutlaşır. Tayfalardan birinin Mr. Baker’in “Hanfendi ki ne hanfendi!” iç sesini ve daha başka iç seslerini ya da zihninden neyi geçireceğini bilmeyeceği gibi. 

Narcissus’un Zencisi bu ve buna benzer kusurları barındırıyor olsa da yine de Conrad’ın yapıtları içinde önemli bir yere sahip olduğu gerçeği yadsınamaz. İnsanın ilkel, karmaşık ve gelgitli ruhuna ayna tutan bir yapıt. Güçlü görünümüyle ve iki metrenin üstündeki uzunluğuyla kara derili James Wait ya da çoğu defa çağrıldığı gibi Jimmy aralarında olacağı grubun iş yükünü azaltacağı sanılır ilk başlarda. Ancak bu içten hesaplı ve egoist adam hastalığını bahane ederek her türlü sorumluluktan kaçınmaya çalışır. Anlatıcımızın da dillendirdiği gibi: “Onun kadar nefret ettiğimiz bir şey daha yoktu yeryüzünde.” Bu durum doğal olarak birçok arızayı beraberinde getirir. Jimmy öbür tayfaları kendine bir tür bağımlı hale sokar ya da hastalığını ölüm düşüncesiyle besleyerek kendine tanrılar katında bir tür taht kurar: “Geminin üstüne bir gölge gibi çökmüştü. Kısa zamanda öleceği andının zırhı altında, kendimize olan saygımızı ayaklar altında çiğniyor, yüreksizliğimizi her gün yüzümüze vuruyordu. Hayatlarımızı lekeliyordu. Korku ve umutla kirletilmemiş, kötü niyetli ve sefil bir ölümsüzler çetesi olsaydık, yüce ayrıcalığının boyunduruğu altına böylesine sokamazdı bizi.”

Jimmy’nin hasta olup olmadığı başka bir konu, ancak bu egoist adam (Jimmy, insanın yaşamak ya da hayatta kalmak için girebileceği her türlü kılığa mükemmel bir örnek) geminin kaptanı ya da gemide iktidarı elinde bulunduran sistem tarafından cezalandırma tehdidiyle ya da cezalandırılmayla karşı karşıya kaldığında tayfalar tarafından hiç beklenmedik bir dayanışmaya maruz kalır. Tayfalar sık sık onu ziyaret eder, bir tür gizli dayanışmayla adeta iktidarın tavrına karşı ayakta durmaya çalışırlar. Elbette ki bu hoşgörünün altında vicdanlarını temize çekme içgüdüsü olmadığını iddia edemem, zaten Conrad ya da anlatıcı tam da böyle olduğunu söyler, yine de okur olarak bu tür durumların içine birebir dâhil olmadan tanıklık etmek edebiyatın okura kazanımları bakımından son derece önemli, elbette bu da tartışmaya açık bir konudur. 

Aslında okur olarak yapıt boyunca Jimmy’ye antipatiyle bakarız. Gemideki tek kara derili Jimmy olduğuna göre anlatıcı da bir beyaz olmalı (bir beyazın bir kara deriliye zenci dediği bir çağdan, bir bakıştan okuyoruz sonuçta, bu durum anlatıcının bakışını etkiler mi ya da etkilemez mi, bu kararı da size bırakıyorum). Hatta zalim yüreklerimiz onun ölümüne o kadar da üzülmez, gemidekiler ondan ve cesedinden kurtulduğunda geriye kalan tayfalarınkine benzer bir rahatlama bile hissederiz, tabii ki bu durum edebiyatın okur üstündeki başka bir etkisi. Sonuçta Jimmy varlığıyla herkesi bir tür tutsağa çevirmişti. 

Gelelim sona. Öteki, iktidar, hak arama, kendi yüzüne âşık Narcissus, insanın en büyük felaketlere karşı duruşu ve dayanışma dediğimiz kavramların yanında Conrad şunu da sorar: Bencil vicdanlarımızı rahatlatmaya çalışırken bile tek amacımız ölüm korkumuzun üstesinden gelmek değil midir?                            


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR