Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

6 Ocak 2025

Edebiyat

Rakamlar, Şekiller ve Çocuklar: Venezuelalı Yazar Edgar Borges Türkiye’deydi

Barış Yıldırım

Paylaş

1

0


Umarım Edgar Borges’in çalışmalarını yakında Türkçede de görebileceğiz.

8. İzmir Uluslararası Edebiyat Festivali, 24 Kasım 2024 günü, Madrid’de yaşayan Venezuelalı yazar Edgar Borges’i konuk etti.1 Türkçe, İngilizce ve İspanyolca gerçekleşen söyleşinin aynı anda hem moderatörlüğünü hem çevirmenliğini yapmak için yazarın 2023’te İspanya’da yayımlanan romanı Figuras’ını (Rakamlar)2 okumaya başladığımda estetik bakımdan karışık duygular içinde kaldım. Pek öyle muhibbi olmadığım absürt tiyatronun roman janrındaki reenkarnasyonunu okuyor gibiydim ancak sayfalar ilerledikçe metni sevmeye başladığımı hissettim. Okuma yolculuğumun geri kalanına bu duygu değişiminin nedenini keşfetme merakı eşlik etti. 

1966’da Caracas’ta doğan Edgar Borges, 2007 yılından bu yana Madrid’de yaşıyor. 2005’te Don Kişot’un dört yüzüncü yıl kutlamaları çerçevesinde İspanyol radyosunda yayımlanan Don Kişot’un Kaçışı isimli radyo oyununun kazandığı başarının ardından adı giderek duyulmaya başlayan yazar romanlarıyla İspanyolca konuşan dünyada artarda ödüller kazandı. Öyküler, kısa romanlar, romanlar, radyo oyunları gibi farklı türlerde kalem oynatmakla kalmadı çeşitli anlatı türlerinde antolojiler de yayımladı. Kendisini postmodern bir romancı olarak görmese de çalışmalarında metinlerarasılık önemli bir yer işgal ediyor. Cervantes’ten Rubén Blades’e ve Barcelona’da bir ikâmet bursuyla eserleri üzerine çalıştığı ve hakkında bir de roman, günlük ve söyleşi formlarını bir arada kullandığı bir metin yazdığı (El hombre no mediático que leía a Peter Handke) Peter Handke’ye kadar isimler onun çalışmalarında doğrudan izi görülen sanatçılardan yalnızca bazısı. Figuras’ı tartışırken başka isimlerin eklendiğini göreceğiz. Yazarın son romanı Los Expulsados’tan (Sürgün Edilenler) da kısaca bahsedeceğiz.

  • Rakamlar: Felsefi bir roman

  • Türkçe “figür” sözcüğünden bildiğimiz gibi, kitaba adını veren Latince kökenli “figura” sözcüğünün ilk anlamı “şekil, biçim.” Ne var ki Avrupa dillerinin hemen hepsinde sözcüğün “rakam” anlamı da en az bu ilk anlam kadar oturmuş. Zaten kitabı açınca ilk dikkatimizi çeken şey de birkaç sayfada bir karşımıza çıkan şekiller veya çizimler. Siyah fon üzerine beyaz çizgilerle oluşturulmuş, çoğunlukla geometrik şekiller bu renk seçimiyle uzay sözcüğünün yalnızca bu romanda çok önemli bir tartışma konusu olan “uzam” anlamını değil dış uzay anlamını da çağrıştırıyor. Numaralandırılmış, çoğunlukla isim veya isim tamlamalarıyla (“İlk ziyaret”, “Perspektif krizi", “Yıkım”, “Yetiler” vb.) başlıklandırılmış görece kısa 29 bölümden oluşan roman ilk dikkati tasarımına çekiyor. Roman gibi muhafazakâr diyebileceğimiz bir türde okumayı ketleyebileceği akla gelen bu tasarım yenilikleri, birkaç sayfa okuduktan sonra ilginç olaylar dizisinin ve karakterlerin gölgesine çekilerek fakat bunları desteklemeye devam ederek akıcı bir okumanın önünü açıyor. 

    Roman, bir yolla bir köye bağlanan bir tımarhanede geçiyor (zaman zaman “sağlık merkezi” de deniyor). Buranın duvarları bir düzeliyor bir kayboluyor, yolu bir dikey oluyor bir yatay oluyor. Yol üzerindeki numaralandırılmış karolarda/kutularda, kuralları pervasızca çiğner duruma düşmemek için belli rakamsal örüntülerle sıçramak gerekiyor. 

  • Kahramanımız, 60 yaşındaki komşusunun tımarhanedeki kız arkadaşı Federica’ya mektup göndermek için tutulmuş gayriresmî postacı Enrico. Hızı ve haberciliğiyle mitolojinin Hermes’ini, hoplayıp sıçrayan tavırlarıyla Commedia dell’Arte’nin Arlekino’sunu andıran bir kahraman.
  • Bu tımarhanede birçok kural var ve karoların üzerinde koşmamak da bunlardan biri. Enrico koşmuyor ama sıçrıyor, bu durum başat karşı kahraman olan “Mekânların Koruyucusu” ünvanlı gardiyanı tedirgin etse de kuralı ihlal etmeyen gri bölgede kalan bir jest ki bunu Enrico da sonradan fark edecek ve bu yürüyüşle otoriteyi ihlal etmek şurada dursun ihya ettiğini anlayacak.

    Böylesi bir mekân seçimi elbette kapatılmanın büyük arkeoloğu Foucault’yu çağrıştırıyor. Giderek karanlık bir masal atmosferine bürünen anlatıda mekânı saran duvarların aslında yalnızca kapatılanların zihninde olduğu anlatıldığı zaman karşımızda Bentham’ın panoptikonunun bir başka versiyonunun olduğunu anlıyoruz. Doğrudan bir panoptikon değilse bile geometrik şekli, şekilsizliği ve belirsizliğiyle otoriteyi kuran, duvarları olmasa bile duvar varmış gibi hissettiren bir hastane. Öykü ilerledikçe Enrico ile Federica arasında aşk bu uzamda gelişecek ve bu durum, Federica’yı istismar eden gardiyanla Enrico arasında çatışmaya neden olacak. 

    • Ne var ki romanın temelinde bence en az aşk kadar iktidar tartışması da yer alıyor. Federica’nın son tahlilde bir çeşit Stockholm sendromuyla, her gün birilerinin “kazaen” öldüğü tımarhaneden ayrılmamayı seçmesi, tiranı öldürmeden kurtuluşun mümkün olup olmadığı sorgusu, iktidarın kaprislerini kabullenen tutsakların (artık hastalara bu isimle seslenebiliriz) başkalarını da kabule zorlaması, Enrico’nun bütün “norm” dışılığına, Arlekino misali hoplayıp sıçramalarına rağmen iktidarla son tahlilde uyum içinde kaldığını fark etmesi gibi izlekler bu tartışmaya işaret ediyor. 

      Genellikle neşeli ve barışsever olan Enrico’nun en öfkelendiği an ise psikiyatrların kendisine hınç “teşhisi” koyduğu an oluyor. Anlatının bir noktasında Federica’dan sıçramayı aşarak uçmayı öğrenen Enrico, Federica’yı kıskanan gardiyandan ölüm tehdidi aldıktan sonra hem sıçrama hem de çizim yapma yeteneğini kaybettiği için yardım istemişti onlardan aslında. Nietzsche’nin özgecilik, merhamet gibi “kölece” değerlerin kökünün uzandığı yer olarak tarif ettiği hınç’tan Canetti’nin emir alanın yaşadığı sızı’sına uzanan bir hatta yaklaşabileceğimiz aşağılanmanın yarattığı komplikasyonlar, Enrico’nun da benliğinin parçası olan işlevleri yerine getirmesini engellemektedir belli ki ve bunun doğru bir biçimde işaret edilmesi onu çileden çıkarmıştır.

    • Rakamlar’daki Düşünsel İzlekler

    • Emrah Zıraman’ın Aşağılama İlişkileri Üzerine Tezler’indeki tanıma başvuracak olursak, “Aşağılama ilişkileri, hemen her tür insan ilişkisinde hor görme eyleminden yok etmeye kadar çeşitli biçimlerde var olabilen ve temel amacı karşısındakinin her türlü değerini küçültme olan, her türlü etkinliktir.” Bu etkinlikler her durumda “aşağılanın nesneleşmesi, aşağılayanın özneleşmesi üzerine kurulur.”3 Gardiyanın saldırısıyla özneliğinden yoksun bırakılmak Enrico’yu özneliğini kuran işlevlere de yabancılaştırmıştır.

      Kitabın bende ilk uyandırdığı izlenimin absürd tiyatroyu hatırlattığını söylemiştim. Festival çerçevesindeki söyleşide, romanla edebiyat ve düşünce hatları arasında kurduğum bağlantıları Borges’le tartışma fırsatı da buldum ve büyük ölçüde hemfikir olduk. Absürd geleneği içinde Beckett’tan önce Pinter’ı çağırıyor metin. Harold Pinter’ın Git Gel Dolap, İnce Sızı, Oda gibi birçok oyununda gördüğümüz içerisi ve dışarısı ayrımı özellikle romanın başında tımarhaneye girmeye çalışan Enrico üzerinden kurulur ve bu ayrım romanın sonuna kadar önemli bir rol oynar. Samuel Beckett’in Godot’yu Beklerken’i başta olmak üzere birçok metninde gördüğümüz, bir yere varmayan diyaloglar ve eylemleri ketlenen bireylerle tezahür eden sözün ve eylemin sonuçsuzluğu izleği, Figuras’ta da baştan sona kendini hissettirir. Ancak Borges’in romanını absürdün kısırlığından uzak tutan şeyin içerdiği siyasi ve felsefi tartışmalar ile olaylar dizisinin döngüsel değil ilerlemeli niteliği olduğunu söyleyebiliriz. Elbette bu göndergelere mekânına ve mekanizmasına nüfuz etmesi zor sistemlerin epik anlatıcısı Kafka’yı da eklemeliyiz; tımarhane, çıkması değilse de girmesi zor bir “şato” gibidir, orada kalanlara dönük “terapötik” yaklaşımdan ise Dava’daki “hukuki” yaklaşım kadar kuşku duymak için yeterli nedenimiz vardır. Romandaki bu Kafkaesk, Nietzche’ci, Pinteresk, Beckett'yen ve Foucault'yen katmanları konuştuğumuzda, Borges bunlara mutlaka Handke’yi de eklemek gerektiğini belirtti.

  • Sürgün Edilenler veya Çocuklar Hakkında

  • Edgar Borges’le henüz yayımlanmamış son romanı Los Expulsados’ı (“Sürgün Edilenler”) da kısaca konuşma fırsatı bulduk. İlk adı De niños (“Çocuklar Üzerine”) üzerine olan roman evlerinden kaçarak otoyola doğru gittikleri görülen üç çocuğu anlatıyor. Figuras’ta olduğu gibi bilinçli olarak soyutlanmış bir uzamda geçen romanda çocukların izlediği yol ve üzerinde hareket ettikleri alan Okul, Diskotek, Kafeterya, Meydan gibi jenerik duraklardan geçiyor. Bu labirentsi yeri kontrol eden “sahib-i mekân”lardan biri, Figuras’ta olduğu gibi bir gardiyan, diğerleri ise bir öğretmen, bir DJ ve bir garson. “Günümüz edebiyatının en yıkıcı anlatılarından biri”4 olarak görülen bu romanda oyunsuluk ve fantazma iç içe girerek karanlık bir büyülü gerçekçi manzara oluşturuyor.

    Planlarını uzun uzadıya düşünerek yapan çocuklar bir ikindi vakti kimseyi gözleri görmeden uluslararası otoyoluna doğru giderler. Mekân duygusunun tamamlanmamış binalar, istikrarsız görüntüler ve ışıkla bulandığı, yerinden edilmiş bir coğrafyadır kayboldukları yer. Bu yüzden de bulunamazlar, bir süre sonra da onları aramaktan vazgeçilir ancak onların macerası devam etmektedir. Haklarında giderek daha az konuşulsa da birçok şey söylenir. Ama bu çocukların kaybolmadan önce ne yaşadıklarını kimse konuşmaz. Borges bu yeni eseri için şöyle demiş: “Bu romanı rasyonel bir şekilde yorumlarsanız, yetişkinlikten çocukluğa gidip gelen hasta bir zihin görürsünüz. Eğer onu hayal gücünüzle uçurursanız, hangi hikâyeyi istiyorsanız onu görürsünüz.”5

  • “Edebiyata yönelttiği radikal biçimde özgür önerilerle”6 öne çıkan Edgar Borges’in yukarıda daha ayrıntılı olarak ele aldığımız ve çeşitli dillere çevrilen Figuras romanı gibi şu günlerde İspanyolcada yayımlanacak olan Los Expulsados romanı da mekân, insan ve iktidar ilişkisine yönelttiği sorularla çağdaş roman içinde yeni patikalara doğru yöneliyor. 

    Umarım Edgar Borges’in çalışmalarını yakında Türkçede de görebileceğiz. Biçimsel arayışlarıyla roman formunda deneyselliğin ötesine geçen patikalar oluşturan Venezuelalı yazarın bizim içinde söyleyecek çok şeyi var gibi duruyor.

  • @yazilama
  • 1 İlk akla gelen soruyu başta yanıtlayalım; Arjantinli yazar Jorge Louis Borges (1899-1986) ile bir akrabalığı yok.

    2 Edgar Borges, Figuras, Trampa Ediciones, 2023.

    3 Doğan Emrah Zıraman, Aşağılama İlişkileri Üzerine Tezler, Kavim Yayıncılık, İstanbul, 2008, s. 17, 5. 

    4 Los Expulsados’un basınla paylaşılan sinopsisi.

    5 Yukarıdaki kaynak.

  • 6 Figuras’ın basınla paylaşılan sinopsisi.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Orwell Ödülleri: Siyasi Yazıyı Sanat H..Özge Kılıçoğlu
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

M. Horton-Insch

24 Ağustos 2025

Naziler Niçin Bayeux Duvar Halısının P..

Ortaçağ’a ait böylesi olağanüstü bir nesneden arta kalan ufacık bir parça bile bulunduğunda heyecan yaratır.Bayeux duvar halısının bir parçası Mart ayında Almanya’da, Schleswig-Holstein eyalet arşivlerinde bulundu. Peki söz konusu parça..

Devamı..

Banu Yıldıran Genç: “Okur problemimiz ..

Halil Yörükoğlu

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024