Asyalı Amerikalı Kadın Yazarların Mücadelesi

Asyalı Amerikalı Kadın Yazarların Mücadelesi


Twitter'da Paylaş
0

Beyaz Amerikalıların ülkesinde Asyalı olmayı ve erkek egemen dünyada kadın olmayı kabul ettirebilmelerinin yolu baş koydukları bu yolculuğun yakın zamanda sonlanmayacağını bilmelerinden, kararlılıklarından geçiyor olmalı.
Ya pişman olursam, diye düşünmek çoğu zaman işe yaramasa da en azından harekete geçmeye yol açabilir. Bunu öncelik haline getiren yazarların –özellikle zaman zaman politik açıksözlülüğüyle tanınan Asya kökenli Amerikalı yazarların– ortaya koyduğu çalışmalar ilham verici. “Demografi görece sessiz, hatta uysal olmalı” şeklindeki, özünde nefret barındıran yaklaşım, azınlık modeli olarak etiketlenen yazarları “beyaz üstünlüğü”nün hizmetine girmeye zorluyor. Bu talihsiz gerçekliğin hiç de sessiz olmayan pek çok sembolü var: Celeste Ng, Mira Jacob, Janice Lee, Rowan Hisayo Buchanan ve daha nicesi... R.O. Kwon’un düzenlediği yuvarlak masa toplantısında dört kadın yazar bir araya gelerek ayrımcılığı masaya yatırdı. V.V. Ganeshananthan, Porochista Khakpour, Bich Minh Nguyen ve Esmé Weijun Wang, her biri çok yönlü, önemli kurgu-dışı çalışmalara imza atmış, siyasi bakış açılarını açıklıkla dile getiren, kalemi samimi yazarlar. Amerika’da Asyalı ve kadın olmanın ne anlama geldiğini yaptıkları işlerde cesurca dile getiriyorlar. [caption id="attachment_61680" align="aligncenter" width="800"] Bich Minh Nguyen[/caption] Dört yazar da insanların beklentilerinin cinsiyete ve etnik kimliğe yönelik stereotiplerden beslendiğinin farkında. Nguyen beklentilere karşı hem özel hem akademik hayatında büyük mücadeleler verdiğini belirtiyor ve ekliyor: “Önyargılı kişiler bir stereotipe tepki verdiklerinin farkında değil. Kendi öfkelerini anlamıyorlar, sinirlendikleri ve savunmaya geçtikleri için bunu onlara açıklayamıyorum da. Beyaz bir insanla ırksal stereotip düzeyleri hakkında konuşmak güçtür, çünkü genelde bu hisleri kendi kendilerine kabarttıklarını kabul etmek istemezler.” Diğer yazarların çalışmalarını desteklemek ve bir topluluğun parçası olmak Nguyen’e göre anahtar niteliğinde. “Bu zor sınavdan geçmek için ihtiyacımız olan şey topluluk olabilmek.” Khakpour ise yaşadığı pek çok olayın onu siyasetin içine sürüklediğini belirtiyor: ilkgençlik yıllarında Los Angeles Ayaklanması’na tanık oluşu, babasıyla birlikte İranlı göçmen davalarını protesto etmek için Los Angeles Federal Binası’na gidişleri, siyasi sığınma statüsüyle mülteci ve yeşil kartlı bir “yerleşik yabancı” oluşu... “Bir İranlı olarak bazen Asyalı bile kabul edilmiyorum. Nereye ait olduğumuzu anlamak zor, üstümüze hangi stereotip etiketlerin yapıştırıldığını bilmek de öyle. Düz (beyaz, anglosakson, protestan) erkeklerin bazı korkunç fetişleri olduğunu biliyorum, bu oldukça ürkütücü. ‘Terörist’ ithamı bir dereceye kadar devam edecek. Her şeye rağmen Asyalı Amerikalılar grubu bizleri Batı Asyalılar’a razı ettiğinde yüreklendim, çünkü artık bu tartışmada kendimizi bulabiliyoruz. Bu sorunlara dikkat çekmemize çoğu zaman izin verilmiyor, çünkü hiçbir yere sığamıyoruz.” [caption id="attachment_61679" align="aligncenter" width="800"] Porochista Khakpour[/caption] Khakpour’un siyasetle ilgili yazmak isteyenlere bir tavsiyesi var: “Korkmayı bırakın, çekinmeden konuşun. Kendiniz olun. Her şeyi içinde tutmanın saygıdeğer bir yanı yok. Bir yazarsanız mutlaka söyleyeceğiniz şeyler vardır. Öyleyse durmayın, yapın. Dünyayı değiştirme isteğine yatırım yapmayan yazarlara inancım yok.” Düşüncelerini aktarmada sosyal medyanın potansiyeli dört yazarın da coşkusunu canlı tutuyor. Söylemek istediklerini makalelerin ve kitapların yanı sıra sosyal medya üzerinden de duyurmayı amaçlıyorlar. Ganeshananthan, “Politik şeyler yazıyorum ama arada sırada yüksek sesle söyleyemediğim şeyleri Twitter’da yazıyorum,” diye belirtiyor. Nguyen politik bir makale yazmanın, o fikirleri Twitter’da ya da Facebook’ta yayınlamaktan daha cesurca olduğunu kabul ediyor. Wang da sosyal medyanın kasıtlı olarak politik davranılabilen güvenli bir alan hissi verdiğini düşünüyor. Wang için retweet’ler basit görünümüne karşın eylem söz konusu olduğunda anlamlı bir adım, sosyal medyada siyaset konuşmaya alışkın olmayan insanlar için önemli ve yeni şeyler yazmak zorunda olmaksızın bir şeyler söylemenin başka bir yolu. Sürekli çevrimiçi bulunan ve sosyal medyada her gün birkaç saatini harcayan Khakpour bu durumun politik nedenlere dayandığını belirtiyor ve sosyal medyayı bugünlerde aktivizmin kendini gösterdiği önemli bir alan olarak tanımlıyor. “İdeolojilerin sonu” kuramının tartışıldığı günümüz dünyasında uğradıkları ayrımcılıklara itiraz etmenin yollarını arayan bu yazarlar, onlarla benzerlik kuran insanlara örnek olacak bir duruş sergiliyor. Beyaz Amerikalıların ülkesinde Asyalı olmayı ve erkek egemen dünyada kadın olmayı kabul ettirebilmelerinin yolu baş koydukları bu yolculuğun yakın zamanda sonlanmayacağını bilmelerinden, kararlılıklarından geçiyor olmalı. [caption id="attachment_61681" align="aligncenter" width="800"] Esmé Weijun Wang[/caption]

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR