Edebiyatın Nadidesi: Görülmeyen Adam
29 Ağustos 2019 Edebiyat Tarih Kitap

Edebiyatın Nadidesi: Görülmeyen Adam


Twitter'da Paylaş
0

Görülmeyen Adam, çığır açan edebi teknikle keskin sosyal eleştiriyi birleştirmeyi başaran romandır.

Ralph Ellison’un Görülmeyen Adam’ı (1952) her ikisini de yerine getirir. Yirminci yüzyılın Afro-Amerikan yaşamının sarsıcı bir incelemesidir ve aynı zamanda İngilizcenin ve caz ritimlerinin yenilikçi bir harmanıdır. Beyaz ve siyahi okurları eşit derecede sarsan, alışıldık olmayan özelliklere sahip bu eserde beyazlar, anlatıcının öfkesiyle sarsılırken siyahiler Ellison’ın beyazları eleştirdiği kadar siyahileri de eleştirmesi yürekliliğiyle yüzleştiler. Görülmeyen Adam, döneminin tartışılan bir çoksatanı oldu ve Ulusal Kitap Ödülü’nü kazandı.

"Dedelerimin köle oluşundan utanmıyorum. Yalnız bir defa utanmış olduğum için utanıyorum." – Görülmeyen Adam, Ralph Ellison

Oklahama’da doğan Ellison (1914-1994) resmî eğitim için Alabama’da Tuskegee Enstitüsü’ne devam ederken bir caz müzisyeni olmak istedi. Fakat koleji terk ettikten sonra Büyük Buhran dönemi hükümetinin edebiyat girişimi olan Federal Yazarlar projesinde görev aldı. 1936’da şair Langston Hughes, yazar Richard Wright ve diğer siyahi aydınlarla arkadaş olduğu New York’a taşındı.

Görülmeyen Adam, Ellison’ın yazdığı tek romandı. Yayımladığı diğer eserleri Gölge ve Eylem (1964) ve Toprağa Giderken (1986) adlarındaki makale derlemeleriydi.

Görülmeyen Adam’ın isimsiz kahramanı, Güney’den gelen yetenekli siyahi bir öğrencidir. Üniversite bursu almak için yerel bir beyaz grubun toplumsal aşağılamalarına göğüs gerdikten sonra karşısında kolejin alenen ırkçı beyaz bir adam kadar sinsi ve entrikacı olan siyahi başkanını bulur. Anlatıcı, bir hatip olarak yeteneklerini ödüllendiren siyasi bir organizasyona dahil olduğu Harlem’e gider. Ama benzer bir şekilde bu tecrübe hayal kırıklığıyla sonuçlanır. Çünkü kahraman, grupta etkisinden çekindikleri için ona karşı çıkan ve kendi güçlerine karşı onu tehdit olarak gören siyahilerin ve beyazların saldırısına maruz kalır.

"Bütün yaşamım boyunca bir şey aramıştım ve nerede bunun ne olduğunu söylemeye çalışan biri varsa ona dönmüştüm. Onların cevaplarını da kabul etmiştim; çoğu kez benimkiyle ve hatta kendi içlerinde de kendileriyle zıtlık içinde olsalar bile..."

Beyazların ırkçılığının tasvirindeki acıtıcılığa rağmen Görülmeyen Adam, Afro-Amerikan topluluğu eleştirmekten de çekinmez. Anlatıcı, medeni hakları hedeflemekten ziyade politika yapmakla ilgili olan, birbirini sırtından vuran, menfaatçi siyahilerin sayısız örneğiyle karşılaşır. Sonunda, kahraman kendisinin “görünmez” olduğunu fark eder: Tanıştığı ya ırkçılıkla ya da menfaatçilikle kör olmuş herkes onu negatif bir önyargıyla karşılar ya da kendi amaçlarına hizmet edecek bir araç olarak görür. Bireyselliğinin inkâr edilmesiyle kösteklenen anlatıcı, sesinin duyulması için yapabileceği tek şey olarak yaşam hikâyesini kaleme aldığı yeraltına çekilir.

(Kaynak: Entelektüelin Kutsal Kitabı, David S. Kidder & Noah D. Oppenheim, çev. B: Asım Tüccar, Maya Kitap, 2012)

Hazırlayan: M. Gizem Erkol


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR