Dört güzel kitaptan sonra şimdi çocuk kitabıyla edebiyat serüvenine emin adımlarla devam ediyor Ayşegül Kocabıçak. Ankara’da süre gelen söyleşi programımızı korona sebebiyle yapamayınca sorularımızı diğer yazar arkadaşlarımla yaptığımız gibi yazılı yaptık. Siz sözlü okuyun istedik.
Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları, Ben Söylemem Sen Anla, Aşk Bu, Run Gülüzar Run, ve Youtuber Berk’in Gizli Dünyası, Youtuber Berk Zorbalık mı Kankalık mı adlı son iki çocuk kitabı. Etkinliğimi çocuk kitapları üzerine hazırladığımdan sorularım tamamen son iki çocuk kitabı üzerine oldu.
Sevgili Ayşegül öncelikle çocuk kitaplarını da diğer kitapların gibi severek merakla okuduğumu belirteyim. Sen iki güzel çocuğun hatta kedilerle beraber dört güzel çocuğun annesisin. Kitabın konusundan bahsedeceğiz ama en başta merak ettiğim, çocuklar için bu kitabı yazarken anne ruhundan yani hem naiflikten hem otoriteden uzaklaşarak nasıl objektif olabildin? Bu zor oldu mu?
Çocuklarımla ilişkimde anne rolünden uzaklaşıp, dışarıdan bakabilmek için çok uğraşıyorum çünkü annelik bana göre çok patolojik bir duygu. Anne gözüyle kendi çocuğuna yaklaştığında asla objektif olamıyorsun. Ben çocuğumla arkadaş olamam sözü benim çocuklarımla ilişkimde geçerli değil ama onlarla arkadaş gibi de değilim. Ben onlarla anne ya da arkadaş ilişkisi kurmaya çalışmıyorum. Bütün etiketlerin dışında onları bütünüyle benden ayrı ve tek başlarına birer birey olarak görmeye çalışıyorum. Başarabiliyor muyum dersen, tabii ki yalpaladığım, dibe vurduğum, çıkmaza düştüğüm durumlar oluyor ama genelde çizgim bu. Berk’leri yazarken de çocuk dünyasına olabildiğine objektif ve yakından bakmaya çalıştım. O yaş grubu nasıl konuşuyor, hangi kelimeleri kullanıyor, olaylara yaklaşımları nasıl, nelerden hoşlanıyorlar, hangi durumlarda zorda kalıyorlar? Bunları gözlemledim, araştırdım ve sonuç olarak iki kitap ortaya çıktı.
Çocuk kitapları yazma planın nasıl başladı? Aslında seni buna iten bir olay var mı demek belki daha doğru olur?
Çocuklara yazma fikri kendi çocuklarımın okuduğu kitapları incelerken başladı. Dünyamızın oluşum sürecini ve zorbalığı anlatan, aynı zamanda da eğlenceli bir kitap yazmak istedim. Özellikle akran zorbalığı ve siber zorbalık konuları uzun zamandır beni düşündürüyordu. Piyasada bu konuda kitap bulmak çok zor ve konu sürekli gündemde. Özellikle ön ergenlik döneminde çocuklar arasında zorbalık çok yaygın. Sosyal medyanın kullanılmasının yaygınlaşması ise beraberinde siber zorbalığı getirdi. Hem kendi çocuklarımda hem çevremdeki çocuklarda bu konularla ilgili yaşanan üzücü olaylar benim konuyla ilgili farkındalığımı arttırdı ve zorbalık üzerinde çalışmaya araştırmaya başladım.
Kitapları hazırlarken, çocukların okuma arzusunu dinamik tutmak için araştırmalar, okumalar yaptın mı? Nelerden beslendin?
Çok çalıştım. Çocuğa yazma konusunda tecrübem yoktu, vermek istediğim mesaj çok büyüktü. Böyle olunca, karşımda hem “çocuk kitabı yazmak” hem de “kitapta vermek istediğim konuları çalışmak” gibi iki büyük dağ vardı. Ben sırayla önce teorik konularla ilgili bilgi topladım. Kitaplar, belgeseller, internet dokümanları ne bulduysam okumaya, izlemeye çalıştım. Özellikle dünyamızın oluşumunu anlatırken dönüm noktası sayılabilecek olayları atlamak istemedim, sıralı ve doğru bilgiler vermek istedim. Aynı zamanda da okurken çocuk teorik kavramlarla boğulmasın, günlük hayata uygun olsun, merak uyandırsın, eğlenceli olaylarla beraber bilgilensin istedim. Ölüm kavramını ve zorbalığı anlatabilmek için de bu konularda yazılmış kitaplardan, video ve belgesellerden faydalandım, çocuklarla konuşup onların gözünden bu iki kavramın hayatlarındaki karşılığını ve yaşadıkları zorlukları anlamaya çalıştım.
Kahramanımız Berk çok şanslı. Kitap seven ve elinden her iş gelen bir amcası var. Üstelik “ilkel” yaşayan yani interneti televizyonu olmayan bir amca. Kahramanımız kitap okuma sevdasını ve birçok bilgiyi amcasından ediniyor ancak gerçek bu kadar kolay değil. Biz çocuklara kitap okumayı nasıl sevdirebiliriz? Bunun yaşı var mıdır?
Bu soruya teorik anlamda peş peşe maddeleyip uzun bir cevap verebilirim ama verdiğim cevaba kendim de inanmamış sırf doğru kabul edilebilecek bir cevap vermiş olmak için yanıtlamış olurum.
Evet, birçok yolu var. Beraber okumak, kitapçılara götürüp beğendiği kitapları seçmesine izin vermek, bebeklikten itibaren ona kitap okumak, evde sürekli kitap okuyup rol model olmak vs. ama gerçekte bu yöntemler işe yarıyor mu derseniz, bence tam olarak değil.
Yaşadığımız çağ o kadar hızlı ve tüketmeye yönelik ki, çocuğunun kitap okumasını isteyen ebeveynin izleyebileceği en doğru yol, öncelikle sürekli okuyan doğru bir model olmak, beraberinde ise kitap okuma alışkanlığını kazandırana kadar, eğlenceli, yaşına uygun ve çabuk biten kitaplar almak. Çocuklar artık uzun süre aynı işle meşgul olmak istemiyorlar, çünkü biz zaten onlara bu fırsatı vermiyoruz. Hafta içleri hafta sonları bizim sayemizde planlı. Kurstan kursa okuldan okula koşuyorlar. Hep bir sınav dertleri var. Hep yarış halindeler. Bizim zamanımızdaki sabahtan akşama sokakta oynama ve kitapta da bahsettiğim “sıkılma” lüksleri yok. O yüzden kendilerine kalan kısıtlı sürelerinde de eğlenceli şeyler yapmak istiyorlar. Kitap okumayı okulla bağdaştırıyorlar. Biz onlara kitap okumanın da aslında çok eğlenceli olduğunu öğretecek şekilde model olmalıyız. Anlatarak, baskı yaparak, zorlayarak değil, rol model olarak, göstererek ve doğru kitaplara ulaşmasını sağlayarak.
Son dönemde Türkiye’de çocuk edebiyatını oldukça başarılı buluyorum. Eğitici, öğretici kurgu ve sakin bir dille yazılıyor. Biz Kemalettin Tuğcu jenerasyonundan geliyoruz o yüzden bu farkı daha da belirtmek istiyorum. Hep ölüm ve felaketler değil, daha çok bilgi içeren daha çok araştırmaya heveslendiren kurgular var. Senin kitabın da öyle. Dostluğa, maneviyata işaret ederken, tarhana yapımından dünyanın oluşumuna kadar, hayvanların beslenmesine kadar bilgiler içeriyor. Sen bu değişimi ve hatta gelişimi nasıl buluyorsun? Yeterli midir sence bu?
Ben emeğe ve çabaya kıymet veririm. Önemli olan eksik yerleri düşünüp, üzerinde çalışmak ve düzeltmeye çabalamak. Günümüz çocukları için okumak pek de eğlenceli bir faaliyet değil maalesef ve buradan bakarak yazdığımızda, hem fazla zamanlarını almayacak, hem eğlendirerek okuma alışkanlığına katkı sağlayacak, hem de kitap bittiğinde onlar için faydalı bilgiler öğrenmelerine sebep olacak kitaplar yazmaya çalışmak gerekiyor. Hiçbir zaman yeterli olabileceğimizi düşünmüyorum ama çaba ve emek oldukça gelişme de beraberinde gelecektir.
Çocuk kitapların birçok okuruyla buluştu ama ben senin çocuklarının yorumunu merak ediyorum? Neler oldu kitap çıktıktan sonra?
Kitapların çıkışı pandeminin başlangıcına denk geldiği için istediğim şekilde okurla buluşma imkânım olmadı maalesef ama gerek sosyal medyadan gerekse çevremden olumlu geri dönüşler aldım. Beni en çok etkileyen ise çocukların yorumları oldu. Kitaplardaki bilgilerden etkilenmeleri, “vayyy dünyamız bu yaşta mıymış, dinozorlar öyle mi yok olmuş!” veya “bizim okulda bir çocuk var o da tıpkı Taylan gibi zorba!” türündeki samimi yorumları ve konular üzerinde karşılıklı konuşmalarımız çok güzel ve keyifli.
Yeni kitaplar, projeler var mı? Çocuk edebiyatı ile mi devam edecek?
Sağlık çalışanı olduğum için pandemi benim günlük rutinimi altüst etti. Daha yeni yeni toparlanmaya, okuyup yazmaya başladım. Şu an bitmiş bir roman dosyam var (pandemi öncesi bitmişti), üzerinde çalışıyoruz, bu yakınlarda çıkar diye ümit ediyorum. Ve kuantum fiziği araştırmalarım devam ediyor. Evrenin birliğinin bilimsel açıklamaları bende hayranlık uyandırıyor. Bilimsel konuları eğlenceli bir kurguya yedirdiğinizde, çocuklar severek öğreniyorlar. Belki de kuantum fiziğini, yine eğlenceli bir kurguyla çocuklara anlatma cesareti gösterebilirim ama henüz karar vermiş değilim.
İçtenlikle verdiğin cevaplar için teşekkür ederim.
Güzel soruların için ben teşekkür ederim, sevgimle…






