Türkiye dondurma pazarında hem bazı güçlü oyuncular hem de yerel firmalar kendi paylarını genişletmek için çalışırken, Covid-19 döneminde süt ürünlerinin bağışıklık sistemine katkısı nedeniyle dondurma satışları yükseldi. İlk akla gelen firmaların ürünlerine ilişkin her gün sosyal medyada ‘kimyasal içerikli, fazla yağlı ve şekerli’ isyan bayrağı açılırken, organik ürün satan firmalar da ürünlerini sertifikalarla destekleme yoluna gitti. Serez Dondurmacısı Kurucusu Serdar Kemahlı, gerçek meyve yerine boya ve aroma (kimyasal) olan ürünlere tüketicinin yeterli itirazı gelmeyince, firmaların bunları sattığını söyledi. Kemahlı, her pahalı dondurmanın da gerçek kalitede olmayacağı uyarısında bulundu.
Doğru Karışım Önemli
Doğru dondurma seçimine değinen Serez Dondurmacısı Kurucusu Serdar Kemahlı, Oggito’ya yaptığı açıklamada, “Firmaların arzları tüketicilerin taleplerine göre şekilleniyor. Örneğin gerçek meyve yerine aromalı ve boyalı olarak piyasaya sürülen bir dondurma çeşidine tüketicilerden yeterli itiraz gelmeyince, üretici piyasada arza devam ediyor. Biz şirket olarak bu toprakların dondurmasıyız. Bu nedenle en doğru malzemeler ve en doğru prosesle, en doğru dondurmaları ve sorbeleri üretiyoruz” dedi.
Serdar Kemahlı
Yerli Firmalara Yönelin
Türkiye’deki ürünlerden elde edilen hammadde kullanımının önemine değinen Kemahlı şu ifadeleri kullandı: “Doğru dondurma üretimini ilke edinen bir marka olarak kendimizi sürekli geliştiriyor, tüketicilerimizi her zaman kaliteli, lezzetli ve doğal ürünlerle buluşturuyoruz. Sağlıklı ve besin değeri yüksek ürünler geliştirmek en önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu nedenle ürünlerimizde hiçbir katkı maddesi, kimyasal kıvam artırıcı, tatlandırıcı, gıda aroması, gıda boyası veya hazır şuruba yer vermiyoruz. Hammadde seçimi konusunda da oldukça hassas davranarak her zaman en taze ve en doğal ürünleri tercih ediyoruz. Mandalinayı Bodrum’dan, ceviz ve çileği Çanakkale’den, fıstığı Gaziantep’ten, limonu Mersin’den, frambuaz ve böğürtleni Bursa’dan, karadutu İzmir’den, kavunu Balıkesir ve Çanakkale bölgesindeki çiftliklerden bizzat kendi ekibimizle giderek temin ediyoruz. Bu sayede yerel çiftçilerimizi ve üreticilerimizi de destekliyoruz. Ürünleri almaya gitmeden önce ise numunelerini hem kendi iç laboratuvarımızda hem de dış laboratuvarlarda gerekli testlere tabi tutarak kimyasal ya da tarım ilacı (pestisit) bulunmayan ürünleri tedarik ediyoruz. Bununla birlikte hammaddelerden paketleme malzemelerinin seçimine, tedarikçilerin değerlendirilmesi ve işletmeye kabulünden ürünün stoklanması ve dağıtımına kadar tüm üretim zincirini titizlikle planlıyoruz. Tüm ürünleri kendi üretim tesisimizde üreterek şubelere tüketime hazır halde gönderiyoruz. Böylelikle tüm şubelerde tüketicilere aynı hijyen standartlarında, aynı lezzet ve kalitenin sunulması ile birlikte merkezi kontrol de sağlıyoruz.”

Pahalı Dondurma İyidir Denemez
Dondurmanın kalitesini içindeki malzemenin belirlediğini anlatan Kemahlı şunları ekledi: “Doğru dondurma için doğru malzemelerin kullanılması gerekiyor. Kaliteli süt, taze süt kaymağı, doğal şeker, pestisit zehri içermeyen kuruyemişler ve meyveler titizlikle seçilmeli. Ürünler, her tedarikte pestisit zehri içerip içermediği konusunda laboratuvarların analizine tabi tutulmalı. Özellikle gıda söz konusu olduğunda bir ürün hem kaliteli hem ucuz olamaz. Eğer böyle ise ortada doğru gitmeyen bir şey var demektir. Kaliteli ürünün önceden ödenen bir bedeli vardır ve bunun ne olduğunu bilirsiniz. Hipokrat’ın binlerce yıl öncesinden dediği gibi ‘Gıdanız ilacınız olsun, ilacınız gıdanız olsun’. Bu noktada tüketicilerin fiyata dikkat etmesi ve iyi bir değerlendirme yapması gerekiyor. Çünkü ucuz ürünlere dikkat etmek gerektiği gibi fiyatı yüksek olan her ürün de doğru üründür diyemeyiz. Yüksek fiyatlı ürün sunan üreticinin bunun nedenlerini ve doğru ürün ürettiğini kanıtlayabilmesi gerekir. Bu konuya tüketiciler de önem vermeliler.”
Serdar Kemahlı, pandemi sürecinde bağışıklık için tüketicilerin organik dondurmalara yöneldiğini, bu tip ürünlerin de antibiyotik analizi yapılan sütlerden imal edilmesi gerektiği için tüketicinin, dondurma satıcılarına yeterlilik belgelerini sorması gerektiğini söyledi. Kemahlı, firmalarının da büyüme stratejisi doğrultusunda İstanbul’da faaliyette olduğunu, Bodrum, İzmir ve Bursa’da büyüyeceklerini anlattı.
*****
Sosyal Medya İsyanda Dondurma Yerine Kimyasal Yiyoruz
Küresel devlerin Türkiye’de her saniye reklamlarını döndürdüğü dondurmalar Avrupa’daki aynı markanın ürünlerinden yüzde 15-20 daha az meyve ve süt içeriyor, ama şeker ve yağ oranı Avrupa’daki ürünlere göre daha fazla. Öte yandan bu firmaların Avrupa’da sattığı ürünlerde ise meyve ile süt oranı Türkiye’dekinin yüzde 15-20 daha fazla. Türkiye’deki dondurma çeşitlerinde sofra şekerinin yanı sıra glikoz-fruktoz gibi yapay tatlandırıcılar kullanan bu gıda devleri, kimi ürünlerinde ‘Süt’oranını yüzde 1’in altında tutuyor. Öte yandan Türkiye’deki dondurmalarda da yine Avrupa ve Amerika’daki aynı ürünlerinden çok daha fazla şeker bulunuyor. Bu oran bir porsiyon dondurmada 40 adet küp şekeri bulabiliyor. Fazla şeker tüketimi de başta obezite olmak üzere son dönemde yapılan bilimsel araştırmalarla da ortaya konulduğu gibi kanserin her türünü de tetikliyor. Yani kimsayallarla donatılmış, içinde süt yerine süt tadı verecek başka gıda maddelerinin olduğu ve şeker oranının yüksek tutulduğu ürünler ‘dondurma’ adı altında piyasaya sürülüyor.
Binde Bir Vanilya Oranı
Bu gıda devlerinin dondurmalarındaki bir başka farklılık ise kullandıkları yağ ve yağ oranında ortaya çıkıyor. Araştırmalara göre Avrupa’daki ürünlerinde çok daha az yağ kullanan bu gıda devleri Türkiye’deki ürünlerinde Palm ve Hindistancevizi Yağı kullanıyor. Ama ürünlerinin etiketlerine ise bunu hurma yağı olarak yazıyor. Gıda devleri ‘Vanilyalı’ adıyla sattıkları pahalı ürünlerinde bile vanilya oranını 0.001 yani binde bir oranında tutuyor. Aslında içinde vanilya olmayan ürünlerini vanilyalı adıyla başta çocuklar olmak üzere her yaştan tüketici ile buluşturuyor.






